Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde şiddet ve nefret söylemine karşı gerçekleştirdiği konuşmada, siyasette nefret söyleminin mutlak suretle yasaklanması gerektiğini belirtti. Nefret söyleminin kullanıldığı andan itibaren bir hiyerarşi dayattığını ifade eden Gökçen, bu durumun kişiyi kendi düşüncelerini ifade etmek yerine kendisini veya başkalarını savunmaya mecbur bıraktığını kaydetti.
Gökçen, nefret söylemine maruz kalan bir kişinin bu söylemleri püskürtmeyi başarsa dahi kendi işini yapmaktan alıkonulduğunu vurguladı. Söz konusu söylemlerin ırkçılığa ya da şiddete teşvik içermese bile yarattığı duyguyla ortamda haksız bir güç hiyerarşisi kurduğunu dile getiren Gökçen, bu durumun demokrasiye yönelik başlıca tehditlerden biri olduğunu ifade etti.
SİYASETİN BÖYLE OLMASINI MI İSTİYORSUNUZ?
Özellikle genç ve kadın siyasetçilerin nefret söylemine daha yoğun şekilde maruz kaldığını belirten Gökçen, Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın yaşadığı süreci örnek olarak anlattı. Genç bir kadın belediye başkanı olan Durbay'ın bir ameliyat geçirdiğini ve bu süreçte hakkında asılsız dedikodular üretildiğini belirten Gökçen, Durbay’a yönelik partisinin genel başkanıyla birlikte olduğu ve kürtaj yaptırdığı yönünde iftiralar atıldığını hatırlattı.
Durbay’ın aslında kolon kanseri nedeniyle ameliyat olduğunu ve hamile olan kardeşini telaşlandırmamak amacıyla hastalığını gizli tuttuğunu kaydeden Gökçen, hedef gösteren kişilerin bu süreçte durmadığını ve yalan beyanlarını sürdürdüğünü belirtti. Gülşah Durbay’ın her gün bu iddiaları okumak durumunda kaldığını ifade eden Gökçen, Durbay’ın daha sonra kamuoyu karşısına çıkarak durumunu açıkladığını ve sorumlular hakkında hukuki süreç başlatarak davaları kazanmaya başladığını dile getirdi.
Durbay’ın mücadelesinin genç kadınlara örnek olduğunu söyleyen Gökçen, belediye başkanının hastalık nedeniyle vefat ettiğini hatırlattı. Gökçen, iftira atanların ise hala hayatta olduğunu ve yeni genç kadınları hedef seçmeye devam ettiğini belirterek şu soruları yöneltti:
"Dünyanın böyle olmasını mı istiyorsunuz? Siyasetin böyle olmasını mı istiyorsunuz? Yoksa bazı etik ilkeleri benimseyip bazı sınırlar çizecek miyiz?"