Gaziantep'te 4 yaşındaki bir çocuğun pitbull cinsi köpekler tarafından saldırıya uğramasına yönelik tepkiler sürerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bu köpekler, parası bol olanların köpekleri" açıklaması yaptı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı Gaziantep İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, pitbull cinsi 2 köpeğin saldırısında yaralanan 4 yaşındaki Asiye Ateş ile ilgili konuştu.

Pitbull cinsi köpekler için "Bu köpekler, parası bol olanların köpekleri" diyen Erdoğan, Asiye'nin işten atılan babası için de "Babasını da çalıştığı o yerden alıp, çok daha iyi çalışabileceği bir yere yönlendireceğiz" açıklamasını yaptı.

"BEDELİNİ ÖDEYECEKLER"

Erdoğan, şunları kaydetti:

4 yaşındaki Asiye yavrumuzu pitbulllar parçalama noktasına getirdi. Asiye yavrumuzu dün gece buradan çok değerli kardeşim Ömer Özkan kardeşimin hastanesine, Akdeniz Üniversitesi'ne naklettik. Bu köpekler, parası bol olanların köpekleri. O yavru orada paramparça oluyor, 'acaba babasını nasıl aldatırız' onun gayreti içindeler. Ama bunun bedelini ödeyecekler. Babasını da çalıştığı o yerden alıp, çok daha iye çalışabileceği bir yere yönlendireceğiz. Vatandaşımıza bu devlet nerede dedirtmedik dedirtmeyeceğiz."

HAKİM: "CANLILARI DEĞİL, GERÇEK SUÇLULARI HEDEF ALIN"

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı “Sahipsiz hayvanların yerinin sokaklar değil barınaklar olduğunu unutmamalıyız” açıklaması ile bazı medya kuruluşlarının sokak hayvanlarını suçlayıcı söylemlerde bulunmasına yönelik bir açıklama yayınladı.

HAKİM açıklamasında, hayvanlara yönelik nefret söylemlerine dikkat çekilerek şunlar kaydedildi:

“Gaziantep’te iki köpeğin bir çocuğa saldırması sonucu çocuk ağır yaralandı. Çok üzgünüz ve çocuğun bir an önce sağlığına kavuşarak bu travmayı atlatmasını diliyoruz.

Bu olay üzerine her zaman olduğu gibi sokakta yaşayan hayvanlar ve bazı köpek türleri ile ilgili nefret söylemlerinin arttığını gördük. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Sahipsiz hayvanların yeri sokaklar değil barınaklardır. Belediye başkanlarına sesleniyorum, sahipsiz hayvanlar için ön alın, sıcak, güvenli barınaklar kurun’ dedi.

Cumhurbaşkanına Hayvanları Koruma Kanunu’na göre belediyelerin görevinin hayvanı alıp, tedavi edip, kısırlaştırıp aldığı yere geri bırakmak olduğunu, belediyelere bağlı barınakların “geçiçi bakımevi” olarak tanımlandığını hatırlatmak istiyoruz.

17 yıldır yürürlükte olan Hayvanları Koruma Kanunu hiçbir şekilde uygulanmadığını, yerel yönetimlerin ve Tarım Bakanlığı’nın yasadan doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, belediyelere bağlı bakımevlerinin ölüm ve tecrit kampı olduğunu biliyoruz. Bizler yıllardır sokakta yaşayan hayvanları yaşatma konusunda sorumluluğu olan belediyelerden hayvanları korumaya çalışıyoruz. Herhangi bir barınağa giden bir kişi bu yerlerin hayvanlar için uygun olmadığını zaten görebilir.

Onur Yürüyüşü'ne müdahale eden polislere dava açılıyor Onur Yürüyüşü'ne müdahale eden polislere dava açılıyor

“SOKAKTAKİ HAYVANLAR BİTMEYEN BİR SOYKIRIM YAŞIYOR”

Sokakta yaşayan hayvanların hayatını kolaylaştırmak, insan-hayvan çatışmasını azaltmak için hiçbir şey yapmayan belediyeler yıllardır görevlerinden kaçmak için hayvanları öldürüyor, tecrit ediyor, bilinmeze yolluyor. En temel görevi olan kısırlaştırmayı bile yapmayan bu kurumlar yüzünden sokaktaki hayvanlar bitmeyen bir soykırım yaşıyor.

Kanuna göre ‘tehlike arz eden hayvanlar’ olarak tanımlanan ve yuvalandırılmaları yasak olan hayvanlar için de durum çok farklı değil. Bakımevlerinde ömür boyu hapse mahkum olan bu türler canavar olarak gösteriliyor. Oysa suçlu olan bu türler değil bu türleri şiddet ile yetiştiren kişiler, cezayı neden bu kişiler çekmiyor? Dövüşlerde silah olarak kullanılan bu türleri dövüştüren kişiler yeni yasaya göre 3 aydan 2 yıla kadar yargılanabilecek. Bu cezanın hiçbir anlamı yok çünkü bu ülkede 3 yılın altındaki cezalar erteleniyor ya da para cezasına çevrilebiliyor.

“BİZİM TALEBİMİZ TÜRLERİN YASAKLANMASI DEĞİL, DENETİMLERİN ARTIRILMASIYDI”

Bu türlerin yuvalanması, üretimi, satışı yıllardır yasak olmasına rağmen el konulan hayvan sayısı her sene artıyor. Bu sorunu yasaklayarak çözemeyeceğimiz çok açık. Bu yüzden bizim talebimiz türlerin yasaklanması değil, denetimlerin artırılmasıydı. Bu hayvanlara yuva olan kişilere eğitim verilmesi ve bu kişilerin denetlenmesi ile bu sorunu çözebilirdik ancak çıkan bu anlamsız yasa ile hiçbir sorunu çözemiyoruz.

Eğer sokakta yaşayan hayvanların sorunlarını çözmek isteselerdi öncelikle hayvan üretimini bitirirlerdi. Çünkü petshoplardan satın alınan hayvanların çok büyük kısmının sonu ya sokak ya da bakımevi oluyor. Bir istekle satın alınan hayvanlar sorumlulukları fazla olduğu anlaşıldığında, zaten kişi tarafından alınıp satılabilen mallar olarak görüldükleri için, sokağa terk ediliyor.

Sokaktaki insan-hayvan çatışmasının önüne geçmek için öncelikle popülasyonu azaltmak gerekiyor. Ama belediyelerin yaptığı gibi aynı neşterle 10 ameliyat yapmak, anestezi altındayken bile hayvanı geri sokağa bırakmak hayvan soykırımından başka bir şeye sebep olmaz. Belediyeler genel cerrahi prensiplere uyarak, hayvan koruma gönüllüleri ile birlikte çalışarak bu sorunu çok çok önce çözebilirdi ancak yapmadılar. Şimdi birde hayvanları kapatmayı, yok etmeyi istiyorlar. Bu sorunun sebebi hayvanlar değil görevini yerine getirmeyen kamu kurumlarıdır. Lütfen tepkinizi gösterirken sokakta kuytu bir köşede yaşam mücadelesi veren canlıları değil gerçek suçluları hedef alın."