Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 'kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme hakaret' suçundan üst sınırdan, yani 4 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Savcı, hapis cezasının yanı sıra İmamoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 'siyasi yasak' içeren 53. maddesinin de uygulanmasını da istiyor.

Geçtiğimiz duruşmada hakim, "İmamoğlu'nun sözlerinin muhatabının İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğu açık" demişti, hatta bir adım öteye giderek esprili bir şekilde şöyle konuşmuştu:

"Soylu'ya söylenmediğini söyleyen varsa buraya gelsin. Biraz da gülelim. Herhangi bir çözümleme yapmaya gerek yok. Bu sözü kime söylediği belli. Süleyman Soylu’ya söylemiştir. Ben de o şekilde düşünüyorum."
Ancak savcı, 24 sayfalık mütalaayı üç dakikada inceleyerek büyükşehir belediye başkanı için ceza istemişti.

Bugün görülecek duruşmada mahkeme heyetinin karar vermesi bekleniyor.

İMAMOĞLU: NEGATİF DÜŞÜNMEYİ SEVMEM
İmamoğlu, dün TV100'e verdiği demeçte 'adalete güvenmek istediğini' vurgulayarak "Umarım kalplerinde adalet hissiyle ve en güçlü hukuk bilgileriyle karar versinler" dedi.

"Siyasi yasak gelirse ne yapacaksınız?" sorusunu da yanıtlayan İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Vicdanıma ve ruhuma bu duyguyu yerleştirmiyorum. Ben hiç negatif düşünmeyi sevmem. Yarın kötü bir karar, böyle bir duygu hissetmiyorum, hissetmek de istemiyorum. Milletimiz adına da Türkiye Cumhuriyeti yargısı adına da istemiyorum. Ekrem İmamoğlu bundan en son zarar görecek kişi. Siyaseten fayda göreceğimi iddia edenler var. Ben öyle bir faydanın zerresini istemiyorum."


AVUKAT POLAT: TANIKLARIMIZ DİNLENMEDİ, HAKİM CEZA VERME EĞİLİMİNDE
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Kemal Polat, duruşma öncesi ANKA'ya verdiği demeçte hakimin yukarıda bahsi geçen ifadesini değerlendirdi.

"Daha sonra ceza vereceğini de söyledi. Demek ki 'ahmak' sözüyle alakalı kısmı kabul etmiyor. Sadece bu ilk cümlenin girişiyle alakalı, sözü bütünlüğün anlamından ayırarak, bütünlüğünü de parçalayarak değerlendirmekte olduğunu gösterdi. Dolayısıyla ceza vermek eğiliminde olduğunu gösterdi" ifadesini kullanan Polat, şöyle devam etti:

"Buna bir itirazımız var. Şu açık ki bir söz ve konuşma bağlamından koparılarak, bütününden ayrılarak parça parça değerlendirilemez. Bu, ceza hukukunda olmaması gereken bir şey. Bu açıkça bir niyet okumadır. Yargı kararlarında, mahkeme içtihatlarına aykırı bir durum. Kişinin kendi söylediğine, söylediğinden farklı bir anlam veremezsiniz.

Bu celsede biz tanıklarımızın dinlenilmesi ve diğer usulü işlemlerin tamamlanması, delillerin toplanması konusunda ısrarcı olacağız. Beklentimiz şu; bir an evvel adil bir yargılama yapılması, buna ilişkin işlemlerin uygulanması ve adil bir karar verilmesini talep ediyoruz. Buradan beklentimiz açıkçası bir beraat kararıdır. Aksi, bir hukukçunun asla düşünebileceği ve vicdanında da hukuk mantığında da kabul edebileceği bir karar olmayacaktır. Biz bu adil yargılama ve beraat kararı beklentimizi, mahkemenin de adil hareket edeceğine olan güvenimizi devam ettireceğiz. (...)"

DAVAYA GİDEN SÜREÇTE NELER YAŞANDI?
CHP'li İmamoğlu, 31 Mart 2019'da yapılan yerel seçimlerde yaklaşık 13 bin oy farkla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Yüksek Seçim Kurulu, 6 Mayıs 2019'da 4'e karşı 7 oyla seçimi iptal ettiğini açıkladı.
Kurulun 4 üyesinin muhalefet şerhiyle birlikte 250 sayfayı bulan gerekçeli kararında, 'Sandık kurulu başkan ve üyelerinin kamu görevlisi olması zorunluluğuna uyulmamasını', 'seçim sonuçlarına müessir (etkileyici) olay ve hal' olarak tanımladı ve seçimin iptal gerekçesi yaptı.

Karara, dönemin YSK Başkanı Sadi Güven ile üyelerden Cengiz Topaktaş, Kürşat Hamurcu ve Yunus Aykın muhalefet şerhi koydu.

Savcı siyasi yasak ve hapis istiyor: Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada karar bekleniyor - Resim : 1

23 Haziran 2019'da yinelenen seçimi bu kez yaklaşık 800 bin oy farkla kazanan İmamoğlu, 30 Ekim 2019'da Fransa'nın Strasbourg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'ne 'İBB Başkanı' olarak katıldı.

İmamoğlu kongredeki konuşmasında; seçim sürecinde kamu kaynaklarının iktidar lehine sınırsız şekilde kullanıldığını, seçim süresince toplumu bölen ve kutuplaştıran dil kullanıldığını, Cumhurbaşkanı ve kabine üyelerinin seçim yasaklarını dikkate almayan eylem ve uygulamalar sergilediğini, devletin haber ajansı olan Anadolu Ajansı'nın seçim sonuçlarını manipüle etmek istediğini söyledi. İktidarın 31 Mart'ta kaybettiği seçimi, YSK kararı ile iptal ettirerek kazanmak istediğini de ekledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 4 Kasım 2019'da İmamoğlu’nun konuşmasını hedef alarak “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum, bunun bedelini bu millet sana ödetecek” ifadesini kullandı.

İmamoğlu ise, gazetecilerin Soylu'nun sözleriyle ilgili sorusu üzerine "31 Mart’ta seçimi iptal edenler, dünyada, Avrupa’da onların gözünde nereye düştüğümüze baksınlar. 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır, önce oraya bir odaklansın” tepkisini gösterdi.

'AHMAK KELİMESİNİN MUHATABI SÜLEYMAN SOYLU'DUR'
YSK Başkanlığı tarafından 15 Kasım 2019'da yapılan ihbar üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın ardından dava açıldı.

İmamoğlu, ocak ayında Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ara celsede sözlerine şöyle açıklık getirdi:

"Öncelikle burada verilen demeç bir soru üzerine verilen demeçtir. Sorunun temelinde İçişleri Bakanı'nın şahsıma yönelik açıklamalarında 'Ahmak' kelimesini kullanmasıdır. Söz konusu cevabım bu sorunun üzerine olmuştur. Dolayısıyla bana kullanılan bu 'ahmak' kelimesine karşılık olarak kullanılmış bir kelimedir ve muhatabı da Sayın İçişleri Bakanı'dır. Dolayısıyla asla YSK'yı veya üyelerini herhangi birisini muhatap olarak böyle bir beyanda bulunmadım.

Seçimin iptal etmesine yönelik bütün siyasi aktörler, hükümeti temsil eden siyasi kimlikler ve herkes bu konuda beyanda bulundular. YSK'nın ne yaptığı ya da ne kararlar verdiği benim sözümün muhatabı değildir. Benim irademi kendi ifadem tanımlar. İptal edenler ibaresinden ettirenleri kastettim. YSK üyelerini kastetmedim."

DAVANIN HAKİMİ 'SÜRGÜN EDİLDİ': 'SİYASİ YASAK GETİRMEM TELKİN EDİLDİ'
Kararın aslında 1 Haziran'da gerçekleştirilen duruşmada çıkması bekleniyordu. 

Ancak mahkeme heyeti, İmamoğlu’nun avukatlarının celse arasında sunduğu uzman görüşüne ilişkin raporun incelenmesi için dosyanın savcılığa gönderilmesine hükmetti. 

Duruşmadan bir ay sonra dikkati çeken bir gelişme yaşandı ve hakim Hüseyin Zengin'in görev yeri değiştirildi; yerine ise Anadolu Adliyesi 11. Asliye Mahkemesi hakimi Mehdi Komşul atandı.

Gazeteci Barış Terkoğlu, yaşananların perde arkasını anlattığı yazısında Zengin'in yakın çevresine "İmamoğlu'na iki yıldan fazla ceza vererek onu siyasi yasaklı hale getirmem telkin edildi" dediğini ileri sürdü.

Daha sonra bu yazıya ve ilgili haberlere erişim engeli getirildi.

Komşul, ilk kez geçtiğimiz 11 Kasım'da görülen duruşmada görev yaptı.