Tazminat, maaş ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle Eskişehir'den Ankara'ya gelen ve sekiz gündür açlık grevlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek üzere sabah saatlerinde Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelerek eylem başlattı.
Yürüyüş öncesinde düzenlenen eyleme; Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Muharrem İnce, CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar ve Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu’nun yanı sıra Türkiye Komünist Partisi (TKP), SOL Parti, Emekçi Hareket Partisi (EHP) ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri destek verdi.
Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, yürüyüş öncesinde yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"Bugüne kadar sekiz gün yol yürüdük, bu zamana kadar her şeyi yaptık. Aramızda çok sayıda açlık grevi sürdüren madenciler var. Eğer Ankara emniyeti ‘Bu bir suç’ diyorsa biz o suçu seve seve işliyoruz dolayısıyla telaşlanmanıza gerek yok. Biz sizi, madencilerin bu durumuna şahitlik edin diye çağırdık. Sağ olun, burada olun. Gözaltına girer tekrar çıkarız. Madenciler otobüse binene kadar kendi isyanlarını ifade edecekler, durumumuz budur. Hepinize tekrar teşekkür ederiz. Bize şahitlik edin. Bizim size çağrımız olacak vekiller olacak, lütfen bizim eylem çağrımıza uyun. Disiplinliyiz, zorluklarla geldik. Madenciler yürüyecek."
BAĞIMSIZ MADEN-İŞ YÖNETİCİLERİ GÖZALTINA ALINDI
Polis ekipleri, maden işçilerinin bakanlığa yürümesine izin vermeyerek gruba biber gazıyla müdahalede bulundu. Yaşanan müdahalenin ardından Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı. Destek veren vatandaşlar ve basın mensupları müdahale sonrası parktan uzaklaştırılırken, işçiler park içerisinde bir süre oturma eylemi yaptı.
Müdahalenin ardından polis ve madencilerin karşı karşıya getirildiğini ifade eden Aksu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Madenciler bugüne kadar girdikleri bütün kavgaları, barikatları, aşarak hak kazandılar. Onlarca yasa değiştirdik, onlarca madende mücadele kazandık. Derdimiz kimseyle kavga etmek değil. Bakanlar kavga etmek istiyorsa burdayız gelsinler. Kafes dövüşü de yaparız ama polisi, madencinin karşısına çıkarmak çaresizliktir, meseleyi saptırmaktır, madencinin hakkını gölgelemektir, burada başka olaylar oluyor demektir. Meselemiz yeterince siyasi. Bu toplumdaki adalet, eşitsizlik sorununa, zenginlerin, holdinglerin soygununa, parlamentoyu, yargıyı işgal altına almasına itirazdır. Gayet siyasi, büyük bir direniştir Doruk Maden işçilerinin direnişi ama tazminatlarını, özlük haklarını, maaşlarını, ücretsiz izin süresindeki SGK primlerini ve maaşlarını yatırılmasını istiyorlar."
Açlık grevinin sekizinci gününde olduklarını hatırlatan Aksu, işçilerin sağlık durumuna dikkat çekerek, "Günlerce anlattık, sekiz gündür açız. Emniyetin 24 saat gözetimi altında aç olduğumuz biliniyor. Doğru düzgün açlık grevi koşullarını yerine getiremedik. Yeterli suyu, şekeri, tuzu, limonu alamadık. Madenciler şu an ölümcül bir risk taşıyorlar açlık grevi nedeniyle. Zaten bedenleri örselenmiş, çalışmayla beraber madencilikte. Muhataplarımıza, bakanlara, ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz. Biz 180 kilometre nasıl yürüyerek geldiysek bugün de Bakanlık'a yürüyeceğiz. Bakanlık’a heyetimiz çıkacak görüşecek, istişare edeceğiz. Yeni eylem programını Bakanlık'ın önünde açıklayacağız" dedi.
Yürüyüşün gerekçelerini detaylandıran Aksu, Yıldızlar Holding’e ait ruhsat sayısına ve denetim süreçlerine değinerek şu ifadeleri kullandı:
"Neden Bakanlık'a yürüyoruz? Yıldızlar Holding’in 3 bin tane ruhsatı var. 3 bin ruhsatı kim verdi? Hangi bakanlar döneminde verildi? Bunca zamandır Çalışma Bakanlığı bu arkadaşların hukuksuz, ücretsiz izin pratiklerine soyunmasına nasıl göz yumdu? Bunun sorumluları kimdir? TMSF, KİAŞ bu arkadaşların ücretlerinden, haklarından sorumludur, acilen ödemelidir. Biz keyif olsun diye yollarda değiliz. Bu sıkıntıların da muhatapları burada, onlarla konuşacağız, müzakere edeceğiz. Çözüm varsa evlerimize geri döneceğiz. Mesele burada yolumuzun açılmasıdır. Biz halkımızın desteğiyle yolumuzu açtık. Dostlar, halkımız, varlığınız bize çok büyük bir güç veriyor. Dostlarımız sağa çekilirse kim patronun kim bizim yanımızda görmek istiyoruz. Karşımızda kim kalıyorsa bakanlıkların talimatlarıyla holding patronunu üzmemek, onu korumak, işçileri bastırmak için duruyordur. Yolumuz açılsın."