Kadınların iş hayatında karşılaşıp mücadele etmek zorunda kaldığı eşitsizliği ele alan Kadın Emeği Raporu, emar tarafından yayımlandı.

DİSK/Genel-İş'in Araştırma Dairesi emar'ın (Emek Araştırma) her yıl 8 Mart öncesi hazırladığı Kadın Emeği Raporu yayımlandı. Söz konusu rapor; yaşamın her alanında eşitsizlikle mücadele etmek zorunda bırakılan kadınların iş yaşamını mercek altına alırken, eşitsizliğin derinliği ve sonuçlarını göstermesi bakımından çarpıcı veriler içeriyor.

Raporda öne çıkan sonuçlar şöyle sıralandı:

- OECD ülkeleri ortalamasında istihdamda cinsiyet açığı yüzde 14,5; AB ülkeleri ortalamasında yüzde 10 iken, Türkiye’de yüzde 39,1.

KADINLARIN İSTİHDAMA KATILIM ORANI YÜZDE 29

- Erkeklerin istihdama katılım oranı yüzde 63,5 iken; kadınların istihdama katılım oranı sadece yüzde 29.

- İşsiz kadın sayısı her geçen gün artıyor. 2020 yılında geniş tanımlı kadın işsiz oranı yüzde 36,6 oldu.

- Genç kadın işsizliği resmi verilerin 2 katı.

- 13,5 milyon kadın ücretsiz bakım emeği verdiği için çalışma hayatına katılamıyor.

HER 10 KADINDAN 3'ÜKAYIT DIŞI

- Her 10 kadından 3’ü kayıt dışı çalıştırılıyor!

- Toplamda 1 milyon 533 bin kadın yarı zamanlı çalışırken, yarı zamanlı çalışanların yüzde 73’ü de kayıt dışı çalıştırılıyor. 1,2 milyondan fazla kadın ise hem yarı zamanlı hem de kayıt dışı çalıştırılıyor.

Gözden kaçırmayın

EnerjiSA işçileri, direniş programlarını açıkladı EnerjiSA işçileri, direniş programlarını açıkladı

- Erkekler, kadınlardan yüzde 27,4 daha fazla kazanıyor. Erkek ve kadınlar arasındaki ücret eşitsizliği, işteki duruma göre de değişiyor. Ücretli çalışan erkek ve kadınlar arasındaki fark genişliyor. Ücretli çalışan erkekler, kadınlara göre yüzde 17,6 daha fazla kazanıyor. Yevmiyeli çalışan erkekler, yevmiyeli çalışan kadınlara göre yüzde 83,8 daha fazla kazanıyor. Ücretli çalışan babalarla ücretli çalışan annelerin ortalama ücret farkı ise yüzde 19.

10 KADIN İŞÇİDEN 1'İ SENDİKALI

- Her 10 kadın işçiden sadece biri sendikalı. Kadın işçilerin sendikalaşma oranı yüzde 10 iken, erkeklerin yüzde 15,7.

- Kadınların en çok sendikalı olduğu işkolu yüzde 24,9 ile "Sağlık ve Sosyal Hizmetler" İkinci sırada ise yüzde 21,4 ile ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolu geliyor. Üçüncü sırada da yüzde 16 ile kadın işçi sayısının, diğer işkollarına göre daha az olduğu genel işler işkolu geliyor.

- Genel işler işkolunda sendikalı kadın işçi sayısı her geçen gün artıyor. 2014 Ocak döneminde kadınların sendikalaşma oranı yüzde 8 iken, 2021 Ocak döneminde yüzde 34,5’e yükseldi. Genel işler işkolunda kadın işçi sayısının artışında 696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin, belediye şirketlerinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmesinin önemli bir etkisi var.

- 2016 Temmuz döneminde kamu görevlisi kadınların sendikalaşma oranı yüzde 64 iken, 2021 Temmuz döneminde 7,4 puan düşerek 56,6’ya geriledi.

"KADINLARIN İŞE ALIMINDA CİNSİYETÇİ POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMELİ"

Raporun sonuç kısmında talep ve öneriler şöyle sıralandı:

- Kadınların toplumsal hayata ve dolayısıyla istihdama katılımını engelleyen başta toplumsal önyargılar ve muhafazakâr politikalara karşı toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan politikalar savunulmalı ve hayata geçirilmelidir.

- Hükümet politikalarında ve yerel yönetimlerde kadın haklarının geliştirilmesi için bütçe ayrılmalıdır.

- Kadınlara yönelik her türlü şiddet ve taciz engellenmeli, özellikle işyerlerinde karşılaşılan şiddete karşı disiplin mekanizmaları işletilerek cezai yaptırımlar hayata geçirilmelidir.

- ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi bir an önce Türkiye tarafından imzalanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi’nden fiilen çekilme kararından vazgeçilmelidir.

- Kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimlerine karşı tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır.

- Kadınların işe alım ve yükselmelerinde cinsiyetçi politikalardan vazgeçilmelidir.

- Kadın ve erkek arasında yaşanan ücret eşitsizliği giderilmelidir.

Ebeveyn izni ücretli bir hak olarak hem kadın hem erkeklere devredilemez bir hak olarak tanınmalıdır.

- Tüm yasal düzenlemeler toplumsal rollere göre değil, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yeniden düzenlenmelidir.

- Sendikaların olduğu işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı toplu sözleşmeler yapılmalıdır. Kadınların sendikalara katılımı önünde engeller kaldırılmalıdır.

- Ücretsiz bakım emeği görünür olmalıdır. Evde çocuk, yaşlı ve engelli bakımı nedeniyle çalışma hayatına katılamayan kadınlar sosyal güvence kapsamına alınmalı ve gelir güvencesi sağlanmalıdır.

- Kadınlara özgü görülen ev içi sorumlulukların çözümü için kamu politikaları hayata geçirilmelidir. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılarak tüm kadın ve erkeklerin ücretsiz
yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır.

- Kayıt dışı işlerde çalışan kadınların kayıt altına alınması yönünde Hükümet politikaları hayata geçirilmelidir. Başta ev işçisi kadınlar olmak üzere güvencesiz çalışan kadın ve erkeklerin sosyal güvence ve iş güvencesine sahip olması için gerçekçi ve uygulanabilir politikalar hayata geçirilmelidir.

- Eğitim politikaları toplumsal yapının dayattığı ataerkilliğin ötesine geçerek eşitlik temelinde yeniden düzenlenmeli ve eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır. 

Raporun tamamını okumak için tıklayın.