GÜNDEM

DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu: Rojava protestoları anayasal haktır, işkence yasaktır

DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Rojava’daki gelişmelere yönelik düzenlenen protestolara kolluk kuvvetlerinin müdahale etmesine tepki göstererek demokratik eylem hakkının engellenemeyeceğini açıkladı.

Abone Ol

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Türkiye genelinde Rojava'da yaşanan olaylara karşı gerçekleştirilen protesto eylemlerinde emniyet güçlerinin tutumuna ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Komisyon tarafından yapılan açıklamada, bugün gelinen noktada sadece vatandaşların değil, siyaset mekanizmasının kendisinin de bir kuşatma altında olduğu belirtildi. Demokratik protesto gösterilerine katılım sağlayan yurttaşların yanı sıra halkın iradesini temsil eden seçilmiş siyasetçilerin gözaltına alınmasının, siyasal alanın tamamen tasfiye edilmek istendiğinin bir göstergesi olduğu ifade edildi. Bu durumun sadece DEM Parti’ye yönelik değil, toplumun genel siyaset yapma hakkına yönelik doğrudan bir saldırı olduğu kaydedildi.

DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Rojava’da yaşanan sivil ölümlerini ve Kürt halkına yönelik katliamları protesto etmek amacıyla Amed, Van, Batman, Urfa, Mardin, Şırnak, İstanbul, Mersin ve birçok ilde barışçıl biçimde bir araya gelen yurttaşlara yönelik kolluk kuvvetleri tarafından uygulanan orantısız güç, işkence ve kötü muameleye dönüşmüş; gözaltı ve tutuklamalar keyfi olarak uygulanmaya başlamıştır. Gösterilere yapılan bu müdahaleler ne münferittir ne de kamu düzeni gerekçesiyle açıklanabilir. Aksine, Kürt halkının kimliğini, hafızasını ve siyasal iradesini bastırmaya dönük sistematik bir sindirme politikasının parçasıdır. Kürtler konuştuğunda cop, itiraz ettiğinde gözaltı, siyaset yaptığında tutuklama ve cezalandırma pratiği yeniden devreye alınmıştır."

GÖZALTINA ALINANLAR ARASINDA ÇOCUKLAR BULUNUYOR

Açıklamada, Halep’te Kürtler ile Arap olmayan diğer etnisite ve azınlık inanç gruplarının yaşadığı mahallelere yönelik 6 Ocak’ta başlayan saldırıların protesto edilmesiyle ilgili veriler paylaşıldı. 23 Ocak 2026 tarihi itibarıyla resmi beyanlar ve basından elde edilen bilgilere göre, en az 400 kişinin gözaltına alındığı, 60 kişinin tutuklandığı ve 80 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bildirildi. Gözaltına alınan ve tutuklanan şahıslar arasında onlarca çocuğun bulunduğu bilgisi aktarıldı.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 21 Ocak günü gerçekleştirilen protestoların ardından yaşanan gelişmelere değinen komisyon, bayrak indirilmesi olayının bir provokasyon bahanesi olarak kullanıldığını ifade etti. Kolluk kuvvetlerinin gençlere yönelik orantısız güç sınırını aşan ve işkence boyutuna ulaşan müdahalelerde bulunduğu belirtildi. Müdahale sırasında yaralanan gençlerden birinin hastanedeki tedavisi devam ederken tutuklandığı, Urfa’nın Suruç ilçesinde ise müdahale sonucu hastaneye kaldırılan bir kişinin gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Sorumlu makamlardaki siyasilerin, bayrağın ara bölgede Suriye tarafından gelen bir grupça indirildiğini bilmelerine rağmen sert söylemlerini sürdürdükleri ve bu durumun kolluğun aşırı güç kullanımını teşvik ettiği kaydedildi. Komisyon, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağını açıkladı.

Açıklamada ayrıca basına yönelik kısıtlamalara da dikkat çekildi. Rojava’daki saldırıları kamuoyuna duyurmak isteyen gazetecilerin gözaltına alındığı, Kürt basınına ve sosyal medya üzerinden haber paylaşan kişi ve kurumlara erişim engeli getirildiği ifade edildi. Haber ajanslarının sansür nedeniyle günde birkaç kez yeni hesap açmak zorunda kaldığı belirtildi. Anayasa ile güvence altına alınan toplantı, gösteri, siyaset yapma ve haber alma haklarının ihlal edildiği, mutlak nitelikteki işkence yasağının çiğnendiği ifade edildi.

DEM Parti, taleplerini şu şekilde sıralayarak açıklamasını sonlandırdı:

  • Gösterilere müdahalede kolluğun gerçekleştirdiği işkence ve kötü muamele uygulamaları derhal son bulmalı, yapanlar hakkında etkili soruşturma açılmalıdır.

  • Keyfi gözaltılara derhal son verilmelidir.

  • Gözaltına alınan tüm yurttaşlar ve siyasetçiler ile haksız şekilde tutuklananlar serbest bırakılmalıdır.

  • Basının haber alma hakkına saygı duyulmalı, erişim engeli yoluyla sansüre son verilmelidir.

  • Kürt halkına yönelik baskı politikalarına son verilmelidir.