Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hukuk Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan Mart ayı İfade Özgürlüğü Raporu yayımlandı. 66 sayfalık raporda, özgür ifade alanını daraltan uygulamalar; eleştirilerin ve gazetecilik faaliyetinin “hakaret” olarak değerlendirilmesi, erişim engelleri, anayasal protesto hakkının hedef alınması ve dezenformasyon düzenlemesi gibi başlıklar altında incelendi.

‘SİLİVRİ’DEKİ DURUŞMA SALONU TAKİBİ ZORLAŞTIRDI’

Raporda, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, belediye başkanları ve bürokratların yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının ilk duruşmasının 9 Mart 2026’da başladığı hatırlatıldı. Duruşmaların Çağlayan Adliyesi yerine Silivri Cezaevi yakınındaki bir salonda yapılmasının, toplumun ve gazetecilerin davayı takibini zorlaştırdığı belirtildi. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Duruşmalar sürerken gazetecilerin salonun en uzak köşesinde tutulması, yaşanan gelişmeleri görmelerini ve duymalarını zorlaştırmaktadır. Ayrıca alınan olağanüstü güvenlik önlemleri ve mahkeme başkanının gazetecileri dışarı çıkarma girişimi de toplumun bilgilendirilmesini engelleme amaçlıdır.”

‘MART AYINA CEZAEVİNDEKİ GAZETECİLER DAMGA VURDU’

Raporda, mart ayında ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin arttığı kaydedilerek, şu değerlendirmeler yapıldı:

“Mart ayına cezaevindeki gazeteciler damga vurmuştur. İsmail Arı’nın tutuklanması yaptığı ve yapacağı haberlerden korkulduğunu açıkça göstermiştir. Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve Pınar Gayıp halen cezaevindedir. Bu gazetecilerin tek suçu haber yapmaktır. Gazetecilik faaliyetini hayata geçirmektir. Halkın haber alma hakkını kişisel çıkar ve konforlarının üzerinde tutmalarıdır.”

‘DEZENFORMASYON DÜZENLEMESİ OTOSANSÜRE YOL AÇIYOR’

Raporda, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuna ilişkin TCK düzenlemesinin geniş yorumlandığı ve otosansüre yol açtığı belirtildi. Raporda, “Kanunda yer alan koşulların somut olayda meydana gelip gelmediği araştırılmamaktadır. Gazeteciler sadece gerçekleri araştırdıkları, soru sordukları ve haber yaptıkları için otomatik bir şekilde soruşturmayla, gözaltı ve tutuklama tedbirleriyle karşılaşmaktadır” denildi.

Ayrıca raporda, “milli güvenlik” ve “kamu düzeni” gerekçesiyle erişim engellerinin kapsamının genişletildiği, üniversitelerde ifade ve protesto hakkını kullanan öğrencilerin hedef alındığı da vurgulandı.