Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bölgesel çatışmaların Türkiye ekonomisini ve vatandaşları doğrudan etkilediğini belirterek, iktidara yönelik "acil önlem" çağrısını dile getirdi.
Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) gerçekleştirdiği basın toplantısı kapsamında gündeme dair açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulundu.
Dünyadaki gelişmelerin Türkiye’ye doğrudan yansımalar gösterdiğine işaret eden Gürer, savaşın ülkeye yansıması gibi küresel gelişmelerden de direkt etkilenilmesi sebebiyle iktidarın acil önlem paketini zaman kaybetmeden oluşturması gerektiğini ifade etti. Türkiye’de yüksek enflasyonun ciddi sorunlara yol açtığını belirten Gürer, savaş öncesinde de temel gıda ürünlerinde yıllık bazda yüzde 50’yi aşan artışlar yaşandığını, bu durumun vatandaşın yaşamını zorlaştırdığını kaydetti. Ulaşım, enerji, giyim ve eğitim giderlerinin de artış gösterdiğini dile getiren Gürer, çalışarak yoksullaşan önemli bir kesim için hayatın daha da zor bir hale geldiğini belirtti.
SAVAŞIN ETKİSİYLE OLUŞAN FİYATLARDAKİ ARTIŞLAR ÇALIŞANLARIN YOKSULLUĞUNUN DERİNLEŞMESİNİ DE BERABERİNDE GETİRDİ
Yıl başında emekli maaşı ve asgari ücret olarak verilen artışların 2 ay içerisinde bir önceki yılın alım gücüne kıyasla eridiğini ve geride kaldığını vurgulayan Gürer, tüm çalışanların gelir gider dengesinin önemli ölçüde bozulduğunu kaydetti. Zorunlu temel gıda ürünlerinde 2025 yılı Mart ayında 5 bin 733 lira olan aylık harcamanın, 2026 yılında aynı ürünler alındığında 8 bin 720 lirayı bulduğunu ifade eden Gürer; mercimeğin yüzde 165, kahvenin yüzde 111, domates salçasının yüzde 100, bulgurun yüzde 102, unun yüzde 100, bitkisel yağların yüzde 100 ve turunçgillerin yüzde 75 oranında artış gösterdiğini bildirdi. Gürer, savaş sürecinin bu artışların daha da hızlanmasına zemin hazırladığı değerlendirmesini yaptı.
Nakliye maliyetlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürer, nakliyeye yansıyan her akaryakıt zammının etkisinin gerçekleştiğini ifade etti. Üreticinin gübre alamaz noktaya geldiğini, raftaki fiyatların ise vatandaşı ürün alamaz noktaya taşıdığını söyleyen Gürer, dar gelirli vatandaşların karnını doyurmakta zorlanır hale geldiğini belirtti. Et ve süt ürünlerinin fiyatları rafta katlanırken, besicilik ve çiftçilik yapanların ürettiği üründen para kazanamadığını kaydeden Gürer, geçtiğimiz yıl çoğu ürünün tarlada kaldığını hatırlattı. Stoklanan ve tüccarın elinde bulunan ürünlerdeki fiyat artışının durmadan devam ettiğini belirten Gürer, üretenin ve besicinin kazanmadığı, aracıların ve ithalatçıların kazandığı sistemde sabit ve dar gelirlinin ezilmeye devam ettiğini vurguladı. Simit ve peynir ile karın doyurmanın dahi lüks hale geldiğini söyleyen Gürer, sofralara tabak ve ürün eksiltilerek oturulduğunu, bazı evlerde öğünlerin ikiye düştüğünü ifade etti.
Gürer, 2025 yılında bir asgari ücretlinin 1 kilo mercimek alabilmek için bir saat çalışması gerekirken, 2026 yılının mart ayında 1 saat 45 dakika çalışması gerektiğini belirtti. Emekli maaşı ve asgari ücretin düşük gösterilen enflasyonla yıl başında kısmi bir artış gördüğünü ancak bunun eridiğini dile getiren Gürer, barınma, giyinme, eğitim, ulaşım ve gıda artışlarının her kesimi ciddi ölçüde sorunlu kıldığını sözlerine ekledi. İktidarın yurttaşların sorunlarına acil çözüm üretmesi gerektiğini savunan Gürer, ayrıca şunları söyledi:
"Tüm ücretler bu bağlamda ele alınmalıdır. Şu ana kadar iktidarın yaptığı bu konudaki önlem, ithalatı vergisini düşürmek, ihracatı sınırlamak olarak gerçekleşti. Açlık sınırı altında ücret kalmamalıdır. Tüm çalışanların geliri artırılırken çiftçi, esnaf, sanayiciye yönelik paketler oluşturulmalıdır. İktidar önlem olarak ithal ürünlerin ülkeye girişindeki vergiyi düşürdü. Ama bu ürünlerin rafa çıkışındaki fiyatın yerli ürünlerle denk noktaya ermesine yol açan fiyat artışları için bir düzenleme şu ana kadar sağlamadı."
TÜM ÇALIŞAN MAAŞLARINDA SEYYANEN ARTIŞ SAĞLANMALI
İktidara bir önlem paketi önerdiğini belirten Gürer, asgari ücret ve emekli maaşlarının temmuz ayına kadar güncellenmesi ve tüm çalışan maaşlarında seyyanen artış sağlanması gerektiğini ifade etti. Temmuz ayında ücretlerde yeniden artışa gidilmesini öneren Gürer, emeklilerden ilaç katkı payının kaldırılması ve Kurban Bayramı ikramiyesinin asgari ücret düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Akaryakıtta ÖTV ve KDV'nin kaldırılması, köprü ve yol geçiş ücretlerinin en az bir yıl süreyle alınmaması gerektiğini belirten Gürer, bankalara olan kredi borçlarının yapılandırılmasını ve faizlerin silinmesini talep etti. İcraların bir yıl süreyle durdurulması ve ek kredi desteği verilmesi gerektiğini kaydeden Gürer, işten çıkarmaların kesinlikle durdurulması ve şirketlere bu bağlamda ek destek sağlanması gerektiğini vurguladı.
Kayıt dışıyla mücadelenin artırılması gerektiğini ifade eden Gürer, ithalat ve ihracat düzenlemelerine ek olarak, ithal ürün fiyatları ile üreticiden çıkan ürün fiyatları için belirli bir kar marjı ile raf fiyatının kontrol altına alınması gerektiğini belirtti. Aşırı fiyat artışlarının önüne geçmek için üretim maliyeti üzerine makul kar eklenerek üreticiden çıkan ürünün rafa gelişine kadar oluşan fiyat artışını dengeleyecek bir düzenlemenin hızla sağlanması gerektiğini söyleyen Gürer, israfı önleyecek ve tasarrufu artıracak önlemlerin uygulanmaya konması gerektiğini ifade etti. Gürer ayrıca, toplu ulaşımdan yararlanılıp birden çok kamu kuruluş araç kullanımının sınırlandırılması gerektiğini kaydetti.
Stok ürünlerin piyasaya fahiş fiyatlarla sürülmesi yerine belli bir kar oranında satış düzenlemesine gidilmesi gerektiğini belirten Gürer, bu ürünlerin fiyatlarının depodaki artış düşünülenden daha yüksek seviyelerde fiyatlandığını ifade etti. Bu durumun üreticiye ve besiciye bir faydası olmadığını vurgulayan Gürer, vatandaşın savaş bahanesiyle fahiş fiyatlarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Makul bir karla satışın sağlanmasının Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere yetkili bakanlıkların sorumluluğunda olduğunu dile getiren Gürer, ayrıca şunları kaydetti:
"Bu sağlanmadı ve geçen yıl üreticiden düşük fiyatla alınan ürünler savaş bahanesi ile 4 hafta içinde fiyatları aşırı derecede artarak piyasaya verildi. Üretici ve besici girdi maliyetlerini düşürecek önlemler de bu arada alınmalıdır. Gübre ve yemde mutlaka yüzde 50'lik sübvanse sağlanmalıdır."





