Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve PM üyesi Ednan Arslan, EPDK Başkanının enerjiyi ticari bir ürün olarak değerlendirmesine ilişkin bir açıklama yaparak enerji alanındaki güncel gelişmeleri değerlendirdi. Arslan, madencilerin açlık grevindeki direnişine de dikkat çekti.
“EPDK BAŞKANI TEMEL BİR HAK OLAN ENERJİYİ TİCARİ BİR ÜRÜN GİBİ DEĞERLENDİRİYOR”
EPDK Başkanının enerjiyi ticari bir ürün gibi değerlendirdiğini belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı:
“Sistem değişikliği ile birlikte anonim bir şirket gibi yönetilen devletin, adeta bir CEO gibi hareket eden bürokratı olan EPDK Başkanı; temel bir hak olan enerjiyi ticari bir ürün gibi değerlendiriyor. EÜAŞ’ın piyasadan ortalama 2,24 liraya alıp dağıtım şirketlerine 0,49 liraya sattığı elektrik için; vatandaşın vergisinden ve ödediği fahiş dağıtım bedellerinden sadece 2023-2026 yılları arasında aktarılan yaklaşık 1 trilyon liralık kaynak yetmezmiş gibi, şimdi de dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliğinden bahsediyor.”
“ENERJİ ALANI, DOĞASI GEREĞİ DOĞAL TEKEL OLMASI GEREKEN BİR YAPIDIR”
Arslan, kar amacıyla hareket eden enerji şirketlerine de tepki göstererek şöyle devam etti:
“Dağıtım şirketlerinin karı için bu millet daha ne kadar bedel ödeyecek? Enerji alanındaki özelleştirmeler ucuzluk ve hizmet kalitesi sağlamıyorsa, neden hâlâ bu şirketleri koruyorsunuz? 2010 yılından bugüne gerekli yatırımları yapmayan, her fırsatta faturayı vatandaşa kesen bu dağıtım şirketleri artık birer kara deliğe dönüştü. Vatandaşın bu yükü daha fazla taşıyacak gücü kalmadı.
Devlet şirket gibi yönetilmez! Enerji alanı, doğası gereği doğal tekel olması gereken bir yapıdır ve özelleştirilemez. Ülkemizin sırtındaki en büyük yüklerden biri bu yandaş şirketlerdir. Enerjide kamu payının acilen artırılması ve nihai hedef olarak yönetimin tamamen kamuya geçmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.”
“MADEN ŞİRKETİ KAPASİTESİNİN 3’TE 1’İNİ KULLANIYOR”
Madencilerin içinde bulunduğu duruma da dikkat çeken Arslan, şirketin düşük çalışma kapasitesini sorguladı:
“Şirket Ocak 2026’dan bugüne ortalama 42 MW kurulu güçle, yani toplam kapasitesinin ancak üçte biriyle faaliyet gösteriyor. Kapasitesinin altında faaliyet gösterdiği için maden işçilerini ücretsiz izne çıkartıyor. Linyit kömürüyle elektrik üreten bir santralin üretim maliyetini etkileyecek en önemli unsurlar kömürün taşıma maliyeti ve girdi maliyetleridir. Bu yılki yoğun yağışlar nedeniyle dolup taşan barajlar, piyasa takas fiyatlarını aşağı çekti ve termik santrallere olan ihtiyacı azalttı. Bunun sonucunda kârlılığını kaybeden santral çalışmayı durdurdu. Şirketler kâr etmediklerinde kamu yararını düşünmez, yalnızca kazanca yönelirler. İktidar ise birkaç varsılın kârı ve hırsı uğruna binlerce insanın mağdur edilmesine seyirci kalıyor.”
Arslan, benzer durumun Afşin-Elbistan termik santralinde de yaşandığını hatırlatarak, “O dönem santralin sahibi olan grup, Bakanlık ile pazarlık masasına oturmak için bu durumu kullanmış ve madencileri mağdur etme pahasına kendi çıkarına hareket etmişti. Bugün yaşananların da benzer bir süreç olma ihtimali yüksektir” dedi.
“İKTİDAR VATANDAŞIN KALİTELİ VE UCUZ ENERJİYE ULAŞMASINI SAĞLAMALIDIR”
Vatandaşların kaliteli ve ucuz enerjiye ulaşması gerektiğini vurgulayan Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sizin göreviniz şirketleri yarıştırıp düşeni geride bırakmak değil; bu ülke vatandaşlarının kaliteli, ucuz ve sürekli enerjiye ulaşmasını sağlamaktır. Enerji alanında yapılacak yatırımlarda önlemi önceden almak, yatırımların sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini denetlemek gerekir. Ama hepsinden önemlisi; vatandaşın vergisini ve zamanını boşa harcatmayacak yatırımları onaylamak, bu işi başaramayacak olanları önceden tespit etmek ve bol keseden lisans dağıtmamaktır. Haklı direnişleriyle hepimize örnek olan madencilerimizin yanında; baskıcı her türlü müdahalenin karşısındayız.”




