Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve beraberindeki sınırlı sayıdaki sendika temsilcisi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na sloganlar eşliğinde yürüdü. Anıta çelenk sunan Çerkezoğlu, burada gerçekleştirdiği konuşmada Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanındaki işçilerin mücadele azmini selamlayarak 1 Mayıs’ın taleplerin en yüksek sesle dile getirildiği gün olduğunu vurguladı.

Taksim Meydanı’nın tarihsel ve hukuksal olarak 1 Mayıs ile özdeşleştiğini ifade eden Çerkezoğlu, yasaklama kararlarının bu gerçeği değiştiremeyeceğini ve meydanın toplumsal bir hafıza olduğunu kaydetti. Çerkezoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

"Oysa tarih, toplum ve hukuk tek bir gerçek üzerinde uzlaşmıştır. Taksim Meydanı, 1 Mayıs meydanıdır. Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremez. Bundan 49 yıl önce burada onlarca arkadaşımızı kaybettiğimiz 1977 1 Mayıs'ındaki katliam da 1980 askeri darbesi de bu gerçeği değiştirememiştir. Bu meydan Türkiye işçi sınıfının, emekçi halkın, kadınların, gençlerin hafızasıdır; birliğimizdir, dayanışmamızdır. Bu meydan mücadelemizdir. Bu meydan, bu simgesel anlamıyla bizim açımızdan son derece değerlidir, anlamlıdır."

TAKSİM İŞÇİ SINIFININ HAFIZASIDIR

Taksim Meydanı’nın daha önce geniş katılımlı 1 Mayıs kutlamalarına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çerkezoğlu, 2013 yılı sonrasındaki yasakların siyasi iktidarın tercihi olduğunu belirtti. Bu yasağın amacının işçilerin sesini boğmak olduğunu dile getiren Çerkezoğlu, şöyle konuştu:

"Biliyoruz ki bu Taksim yasağı sadece bir meydan yasağı değildir, bugün ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, AKP'nin zihniyetini göstermektedir. Çünkü ülkeyi yönetenler Taksim'i yasaklarken işçi sınıfının sesini boğmak, bu meydanı sermayenin karanlığının ve korkunun simgesi haline getirmek istiyorlar. Bugün emeğimizi değersizleştirmeye çalışanlar, hepimizi asgari ücrete mahkum etmeye çalışanlar, Türkiye'yi küresel sermayeye ucuz emek cenneti hâline getirmeye çalışanlar, adaletsiz vergi sistemi ile yoksuldan alıp zengine, işçiden alıp patrona vermeye çalışanlar, düzenin bütün çarklarını zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için döndürenler bu Taksim yasağını da bize getirenlerdir."

Mevcut yönetim anlayışının "emeğe karşı sermayenin iktidarı" olduğunu belirten Çerkezoğlu, iktidarın hukuku bir araç olarak kullandığını ifade etti. Baskı rejiminin nedenlerine değinen Çerkezoğlu, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:

"Bugün ülkeyi yöneten iktidar, emeğe karşı sermayenin iktidarıdır, halka karşı rantın iktidarıdır ve iktidar toplumsal desteğini kaybettikçe daha da baskıcı yöntemlere sarılmaktadır. Yargıyı siyasallaştırarak, hukuku bir sopa haline getirerek iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. Eğer bir iktidar işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, halkı yok sayarak politikalarını hayata geçiriyorsa ancak bu baskı rejimiyle ayakta kalabilir. O nedenledir, Taksim yasağı, o nedenledir bu baskılar, artan eşitsizlikler, adaletsizlikler. O nedenledir bugün hapishanelerde sendikacıların, gazetecilerin, siyasetçilerin, belediye başkanlarının hapishanede olması."

BİRLEŞELİM BU ADALETSİZ DÜZENİ DEĞİŞTİRELİM

Baskı ve zulmü iktidarlarının güvencesi olarak görenlerin, işçi ve emekçilerin gücünü bilmesi gerektiğini kaydeden DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Biz biliyoruz ki bugün bu ülkede 1 Mayıs sabahı Taksim Meydanı'ndan bir kez daha ilan ediyoruz ki baskıyı ve zulmü kendi iktidarlarının güvencesi olarak görenler bilsinler ki bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten işçilerden, emekçilerden, kadınlardan, gençlerden daha büyük bir güç yoktur. O nedenle biz bu yıl 1 Mayıs meydanlarına tüm sınıf kardeşlerimizi çağırırken 'Birleşelim, değiştirelim' diyoruz. Birleşelim, direnelim, mücadelemizi büyütelim ve bu adaletsiz düzeni değiştirelim diyoruz."