Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ruken Akar Vural tarafından yürütülen araştırma, Aydın ilindeki devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin gözlemleriyle çocuk yoksulluğunun ulaştığı boyutları ortaya koydu.
Cumhuriyet gazetesinden Figen Atalay'ın haberine göre, Aydın’daki devlet ilk ve ortaokullarında çalışan 91 öğretmenin saha gözlemlerine dayanan çalışma, çocuklardaki yoksulluk düzeyinin belirgin şekilde yükseldiğini belgeledi. “Derinleşen Çocuk Yoksulluğu: İlk ve Ortaokul Öğretmenlerinin Saha Gözlemleri Ne Söylüyor?” başlıklı çalışmaya katılan eğitimcilerin yüzde 64’ü, çocukların yoksulluk düzeyinin son yıllarda giderek arttığını kaydetti.
OKUL VE BESLENME ÇANTASI OLMAYAN ÖĞRENCİLER VAR
Öğretmenler, çocukların eğitim materyallerine erişim noktasında iki temel sorun yaşadığını ifade etti. Bu sorunlar, kırtasiye ile kaynak kitap alımında yaşanan güçlükler ve eğitimde fırsat eşitliğinin giderek bozulması olarak tanımlandı. Beslenme yetersizliği konusunda ise öğrencilerin büyük bir kısmının okula aç geldiği ve beslenme çantalarında yeterli içeriğin bulunmadığı belirtildi.
Öğrencilerin mevsimine uygun kıyafetlere sahip olamadığını vurgulayan öğretmenler, yoksulluğun en görünür göstergelerinden birinin giyim olduğunu dile getirdi. Ekonomik nedenlerle rutin sağlık taramalarının yapılamadığı, okul dışı ücretli sosyal ve eğitim faaliyetlerine katılımın ise oldukça düşük seviyede kaldığı bildirildi. Ayrıca eğitimciler, nörogelişimsel farklılık gösteren öğrenci sayısında yıllar içinde artış yaşandığını gözlemlediklerini ifade etti.
Saha gözlemlerini paylaşan öğretmenler şunları kaydetti: "Öğrencilerin çoğu kitap almakta zorlanıyor, fotokopiyle idare etmeye çalışıyorlar. Bazı öğrenciler defterlerin tamamını alamadan dönemi bitiriyor. Bazı öğrencilerin defter, kalem, silgi gibi temel ihtiyaçları bile eksik olabiliyor. Eski defterlerini yeniden kullanmak zorunda kalan ya da kalemini arkadaşlarından ödünç alan öğrencilerle sıkça karşılaşıyoruz. Okul ve beslenme çantası olmayan öğrenciler var. Daha önceki yıllarda her sınıfta bu tür ihtiyaçları karşılayamayan bir iki öğrenci olurdu son yıllarda bu sayı sınıf mevcudunun yarısı gibi oranlara ulaştı. Kırtasiye ürünleri pahalı olduğu için öğrencinin buna erişimi kısıtlı. Örneğin silgi gibi olmazsa olmaz bir gereç bile ortak kullanılabiliyor. Aynı sınıfta bazı öğrenciler her şeye sahipken bazıları hiçbir şeye sahip değil."
Öğrencilerin beslenme ve yaşam koşullarına dair verileri aktaran öğretmenler ayrıca şunları söyledi: "Öğrencilerin yarıdan fazlası kahvaltı yapmadan okula geliyor. Sabahları başı ağrıyan, halsiz olan çocukların çoğu aç. Son birkaç yıldır herkesin yapabileceği kek, poğaça, pahalı olmayan meyveler vb. içeren beslenme listelerini bile veremiyoruz. Kışın montu olmadığı için sınıfta titreyen öğrencilerimiz oluyor. Ocak ayında kısa kollu giyen, okul kıyafetleri olmadığı için okul idaresine yakalanmamak için okula özellikle geç gelen öğrencilerimiz var. Ayakkabıları genelde yok terlik ile geliyorlar. Çok acil bir durum olmadıkça doktora götürülmüyorlar. Diş ve göz kontrolleri neredeyse hiç yapılmıyor. Çocukların büyük kısmı hiçbir kursa katılamıyor. Spor, müzik gibi faaliyetler sadece maddi durumu iyi olanlara kalıyor. Gezi gibi etkinliklere katılmaya çok hevesliler ancak ücret yüksekliği bütçelerine uymadığı için gidemiyorlar. Uzak-yakın fark etmiyor. Günübirlik gezi ücretleri bile fazla geliyor."
Prof. Dr. Ruken Akar Vural, derinleşen çocuk yoksulluğuna karşı yapılması önerilen okul tabanlı çalışmaları şu şekilde sıraladı: Çocukların güne sağlıklı başlaması için ücretsiz kahvaltı ve temiz içme suyu sağlanması, tam gün okullarda ücretsiz öğle yemeği verilmesi, yoksul çocuklara öğretimsel materyal ve dijital destek sunulması. Vural ayrıca, ailelere uygun fiyatlı veya ücretsiz okul forması desteği sağlanması, akademik gelişim desteği oluşturulması, öğrenme güçlükleri için erken müdahale programları ve ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.





