Danıştay'ın İstanbul Sözleşmesi kararına tepkiler sürüyor. Kararın "anayasa değişikliği" anlamına geldiğini savunan hukukçu Kerem Altıparmak'a göre Cumhurbaşkanlığı sistemi başka bir evreye girdi.

Danıştay, Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararını hukuka uygun buldu ve binlerce kadının müdahil olduğu iptal istemi davalarını reddetti. Danıştay 10'uncu Dairesi'nin 2 üyenin şerhine karşı 3 üyenin oy çokluğuyla aldığı kararın gerekçesinde, Anayasanın 104. maddesine göre, uluslararası antlaşmaları onaylama yetkisinin Cumhurbaşkanına verildiği savunuldu. Karara karşı oy kullanan Yüksek Mahkeme üyeleri ise, "TBMM'nin uygun bulma kanunu uyarınca onaylanarak yürürlüğe giren uluslararası sözleşmelerin sadece yürütme organı işlemiyle feshedilmesi mümkün değildir" vurgusu yaptı.

Türkiye’nin taraf olduğu yüzlerce uluslararası anlaşma olduğunu belirten hukukçu Kerem Altıparmak, Gazete Duvar'a konuştu. Altıparmak, Danıştay'ın İstanbul Sözleşmesi kararına göre ‘Cumhurbaşkanı bir gecede yüzlerce kanunu tek bir cümlelik kararla kaldırabilir’ sonucu ortaya çıktı. Danıştay’ın "cumhurbaşkanından da büyük bir cumhurbaşkanı" yarattığını ifade eden Altıparmak, Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararının anayasa değişikliği anlamına geldiğini söyledi.

"BU GECE AİHS'DEN ÇIKIYORUM DEDİĞİ ANDA DANIŞTAY'A GÖRE HUKUKİ PROBLEM YOK"

AKP İstanbul'un kampanya şarkısı Orhan Gencebay'dan! Sözler manidar: İstanbul sen bizimsin! AKP İstanbul'un kampanya şarkısı Orhan Gencebay'dan! Sözler manidar: İstanbul sen bizimsin!

Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararına göre her sözleşmeden çıkılabileceği bir durumun ortaya çıktığını söyleyen Kerem Altıparmak, "Bu gece ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çıkıyorum’ dediği anda Danıştay’a göre hukuki hiçbir problem yok" dedi.

Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin, "Sözleşmeler, uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde" vurgusu yaptığını hatırlatan Altıparmak, "Bu ne demek, bir kanunu yürürlükten bile kaldırma ihtimali var" diye konuştu.

"Lozan Antlaşması’ndan da çıkılabilir mi" sorularının tarafına sosyal medyadan iletildiğini hatırlattığımız Altıparmak, "Lozan anayasada olan bir sözleşme değil, bir kurucu antlaşma ama sonuçta anayasada Lozan’dan bahsedilmiyor. ‘Ben çıkıyorum’ dese ne olur? Uluslararası hukukta yükümlülüklerin doğar ama Danıştay’a bakarsanız bu durumda her sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararla çıkabilir” ifadelerini kaydetti.

"YASAMA YETKİSİNİ ALIP İDAREYE DEVRETMİŞ OLUYORSUN"

İdari yargı olan Danıştay’ın bu durumun öngörülüyor olması gerektiğini ifade eden Altıparmak’a göre, bir hukuk sistemi içerisindeki normların düzeneği o normların birbiriyle ilişkisinin genel kurallarını da ortaya koyuyor. "Sen kanun yapma yetkisini Meclis’e verdiysen, bir uluslararası antlaşmayla kanunları değiştirme imkânı da varsa artık o bir yasama işlemidir" diyen Altıparmak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Neden Meclis’e uluslararası antlaşmaları onaylatıyoruz? Çünkü kanun hükmünde oluyor ve o uluslararası antlaşma senin bütün kanunlarını değiştirebiliyor. Onu da Meclis’in yetkisinden alıp idareye devretmiş olursun. Bir sözleşme yürürlüğe girerken Meclis’in onayını alırken, çıkarken onayını almayınca yasama yetkisini alıp idareye devretmiş oluyorsun. Bu, bu kadar açık bir şey. Biraz hukuk mantığı olan herkes için böyledir. Bu mesele İstanbul Sözleşmesi’yle değil, genel olarak yasama organının yapabileceği bir şeyi alıp yürütmeye verme anlamına geliyor. Şu Meclis’in çıkardığı değil, yüz yıldır Türkiye’nin taraf olduğu bütün sözleşmeler artık yasama organının yetkisinden çıkıp cumhurbaşkanının basit bir idari işlemine bırakılıyor. Bunun öngörülmemesi mümkün değil. Cumhurbaşkanlığı sistemi dedikleri şeyi başka bir evreye evriltmiş oldular.”

"ASLINDA BU BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ"

Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararıyla, 2017’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin önünü açan anayasa değişikliğine “Evet” diyenlerin dahi öngöremediği bir yetkiyi cumhurbaşkanına vermiş olduğunu belirten Kerem Altıparmak, “Aslında bu bir anayasa değişikliği. Çünkü cumhurbaşkanının yetkisini 2017’de olandan da artıran bir durum” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanına 2017 anayasa değişikliğiyle kararname yetkisi verilmişti. Bu yasama benzeri bir düzenleme imkânı vermişti. Ama şimdi cumhurbaşkanına sözleşmeler üzerinde kanun hükmündeki antlaşmalarla ilgili tek başına tasarrufta bulunma imkânı vermiş oldular. Aslında bu bir anayasa değişikliği. Danıştay’ın bu kararı, buna onay vermek suretiyle, aslında 2017 Anayasa değişliğini bir adım daha öteye götürdüğü için aslında anayasa değişikliği benim gözümde.”