Adana Barosu, Altındağ'da mültecilere yönelik düzenlenen ırkçı saldırıyı kınadı ve “Daha büyük olayların yaşanmaması için kamu görevlileri üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” dedi.

Adana Barosu Ankara’nın Altındağ ilçesinde 10 Ağustos’ta gerçekleşen ırkçı saldırılara dair yazılı bir açıklama yaptı. Saldırıları kınayan Adana Barosu, “İnsanların can ve mal güvenliğini korumakla görevli kamu görevlilerinin yaşanan olaylar karşısındaki basiretsiz, etkisiz ve pasif tutumu da saldırganlara güç ve cesaret vermektedir” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan açıklamada yetkililere çağrıda bulunularak “Daha kötü/büyük olayların yaşanmaması için toplumsal huzur ve barışı korumak konusunda özellikle kamu görevlileri üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” denildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“10.08.2021 tarihinde Suriyeli nüfusun yoğun olarak yaşadığı Ankara’nın Altındağ ilçesinde, ırkçı saldırılar meydana gelmiştir. Topluma sirayet eden ve üzerimizdeki etkilerini ölümcül bir şekilde hissettiren bu ırkçı dalgalanma, ülkemizde hali hazırda hakim kaotik havayı içinden daha da çıkılamaz hale getiren anlayışı eseri olup, bizzat bu anlayış eliyle resmedilmiş bir tablodur.

Ülkeyi yönetenlerin siyasi hesaplar güderek benimsediği Ortadoğu politikaları, AB ile yapılan anlaşmalarla düzensiz göçü hızlandırmış ve bu durum adeta bir devlet politikası haline getirilmiştir.

Bilindiği üzere Türkiye, 90’lı yıllardan itibaren küresel-bölgesel evrilmelerde Ortadoğu halklarının Avrupa’ya geçişinde transit bir ülke, bir ‘bekleme alanı’ haline gelmiştir.

Gözden kaçırmayın

CHP’li Başkandan altyapıya tepki; Belediye Başkanı’ndan cevap CHP’li Başkandan altyapıya tepki; Belediye Başkanı’ndan cevap

Günümüzde benimsenen siyasi politikalar ve AB ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde Türkiye transit ülke konumundan sıyrılıp, göçte hedef ülke haline gelmiştir. 

AB, mevcudiyetinin menfaatine olacak şekilde Türkiye’ye fon aktararak göç dalgası ve mülteci meselesini amiyane tabirle başından savmakla bertaraf etmiştir. Bunun toplumdaki karşılığı ise ırkçılığın hedefinin değişmesi; Suriye ve Afganistan’dan gelen göçmenlere yöneltilmesine sebep olmuştur. ‘Kardeşlerimiz, misafirimiz’ denilerek belirsizliğe ve statüsüzlüğe mahkum edilen göçmenler üzerinde belirsizlik eksenli bir otorite inşa edip AB’ye karşı bu durum bir tehdit aracı haline getirilirken, bunun faturası, anılan politika ve hesaplar çerçevesinde yurtları yaşanılmaz hale getirilen mültecilere yöneltmektedir.

Geldiğimiz noktada bu kaotik havayı dağıtmak bir yana toplumda hedefi değişmiş bir şekilde seyreden ırkçı dalgaya ve bunun ürettiği endişe verici argümanlara ilişkin tatmin edici hiçbir adım atılmadığı gibi bu duruma ilişkin kınayıcı ya da tatmin edici bir açıklama da getirilmemiştir. İnsanların can ve mal güvenliğini korumakla görevli kamu görevlilerinin yaşanan olaylar karşısındaki basiretsiz, etkisiz ve pasif tutumu da saldırganlara güç ve cesaret vermektedir. Daha kötü/büyük olayların yaşanmaması için toplumsal huzur ve barışı korumak konusunda özellikle kamu görevlileri üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Sorumluluk ve yetkili makamlarda olanları, göç dalgasına bilinçli bir şekilde zemin hazırlamaya sevk eden siyasi hesapları terk etmeye, göç politikasının nasıl yönetildiği, nasıl bir göçmen politikasının benimsendiği, sürecin nasıl devam edeceği, topluma sirayet eden rahatsızlığa ilişkin ne tür adımlar atılacağı hususlarında tatmin edici açıklamalarda bulunmaya davet ediyoruz.” 

NE OLMUŞTU?

Ankara’da çok sayıda Suriyelinin yaşadığı Battalgazi Mahallesi’nde bir parkta iki grup arasındaki bıçaklı kavgada Emirhan Yalçın (18) hayatını kaybetti.

Yalçın’ın ölümü sonrası, kimi gruplar Suriyelilerin işyerlerine saldırdı. Olay yerine çok sayıda polis geldi. Ancak dükkanlara saldırılar devam etti. Kimi mahallelerde ise Suriyelilerin ev, araba ve dükkanlarına zarar verildi. Sokağa çıkan gruptaki kişilerden bazıları, "Suriyeli istemiyoruz, ya onlar gitsin ya bizi gönderin" dedikleri görüldü.