Milas’ta kömür madeni sahalarının genişletilmesi amacıyla Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde bulunan tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, bölge halkının tepkisine neden olmuştu. İşlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açıldı.
YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI
Karara karşı 96 yurttaş tarafından açılan davada mahkemenin bilirkişi incelemesi kapsamında 30 Mart’ta acele kamulaştırma kararı verilen parsellerde keşif yapılmaya başlandı. Kamulaştırma kararlarına ilişkin davada Danıştay 6. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Danıştay, acele kamulaştırma uygulanmasını gerektirecek olağanüstü bir durum ortaya konulamadığı için Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna vardı. Ayrıca kararın uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkânsız zararlar doğabileceği değerlendirilerek yürütmenin durdurulmasına hükmolundu.
Kararı öğrenen İkizköylüler, traktörlerle nöbet alanına gitti. Köylüler burada “Esra’ya özgürlük” sloganları attı.
AVUKAT CANGI’DAN AÇIKLAMA
Karara ilişkin açıklama yapan avukat Arif Ali Cangı, şunları söyledi:
“Danıştay, Milas acele kamulaştırmalarının yürütmesini durdurdu, şimdi sıra Anayasa Mahkemesi’nde. Acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştıran ve kamu yararı ilkesini ortadan kaldıran düzenlemeleri içeren 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’nde açılan dosya, bu hukuksuzluk sürecinin sonlanması için son derece önemlidir. 7554 sayılı kanun ile getirilen düzenlemeler çevre hakkını, mülkiyet hakkını ve yargı denetimini etkisizleştiren bir nitelik taşımakta, idareyi şirketlerin taşeronu haline getirerek olağanüstü yetkiler tanırken yurttaşların hak arama yollarını daraltmaktadır. Akbelen’de yaşananlar bu düzenlemenin nasıl bir hak ihlali rejimine kapı araladığını somut biçimde göstermiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin açıkça anayasaya aykırı olan 7554 sayılı kanunu iptal etmeye, hukuk devleti ilkesini, sağlıklı çevrede yaşama hakkını ve mülkiyet hakkını koruyacak, doğanın ve yurttaşın hukuksal güvenini sağlayacak bir karar vermeye çağırıyoruz.”





