Görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in, kamuoyunda “Kent Uzlaşısı” davası olarak bilinen dosya kapsamında, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davada karar çıktı.

Davanın karar duruşması, Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde bulunan 2 No’lu duruşma salonunda görüldü. Duruşmayı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu takip etti.

Özer ve avukatların ardından mahkeme heyeti de 2 No’lu Duruşma Salonu’na geldi. Duruşma savcısının ve 3 kişilik heyetteki bir hakimin değiştiği öğrenildi.

Savcıdan 15 yıl hapis istemi…

Duruşma saat 10.20’de başladı. Mütalaasını yineleyen duruşma savcısı, bir önceki celsede açıkladığı üzere Ahmet Özer hakkında 15 yıl hapis cezası talebini tekrar etti.

"Ahmet Özer’den terörist çıkmaz"

Ahmet Özer, mütalaaya karşı savunmasını yapmak üzere kürsüye geçti. Özer, savunmasında şunları söyledi:

"Daha evvelden herhangi bir sebeple yargılanmamış olan 64 yaşındaki bir akademisyen ve siyasetçi olan şahsım, sayın Mahkemeniz huzurunda bugün her nasılsa ‘terör örgütüne üyelik’ gibi açıkça dayanaksız ve hatta mantıksız bir isnat sebebiyle yargılanmaktayım ve bu yargılamada artık karar aşamasına gelinmiştir. Ahmet Özer’den terörist çıkmaz, çıkartamazsınız. Aylarca özgürlüğümden yoksun bırakıldım; tek kişilik bir hücrede tutuldum. Ancak bu süreçte beni asıl üzen iki husus oldu, Sayın Başkan. Birincisi; yedi ay boyunca gece gündüz demeden Esenyurt halkına hizmet ederken, bir şafak vakti düzenlenen operasyonla görevimden alıkonulmamdır. Esenyurt’un makûs talihini yenmeye ahdetmişken, ben ve arkadaşlarım bu hizmetten koparıldık. Bundan dolayı büyük bir üzüntü duydum. İkinci üzüntüm ise çatışmaların çözümü üzerine post-doktora yapmış, Amerika’da, Avrupa’da, Afrika’da ve Filistin’de bulunmuş; bu alanlarda akademik çalışmalar ve kitaplar üretmiş bir akademisyen olarak, ülkemin barış sürecine fiilen katkı sunabilecekken bundan mahrum bırakılmış olmamdır. Şimdi sizlere soruyorum, yıllarca devlet üniversitelerinde akademisyenlik yapmış, üst düzey kamu görevlerinde bulunmuş; Türkiye’nin en büyük ilçelerinden birinin belediye başkanlığını yapmış; seçmenlerin neredeyse yarısının oyunu alarak seçilmiş; pek çok devlet adamından tebrik ve teşekkür mesajları almış; Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanlarıyla, cumhurbaşkanlarıyla ve bakanlarıyla birlikte çalışmış bir kişi nasıl terör örgütü üyesi olabilir?

Eğer ben bu suçlamalarla karşı karşıyaysam, beni bu görevlere getiren dönemin başbakanları, YÖK başkanları ve Devlet Planlama Teşkilatı yöneticileri de aynı zan altında bırakılmış olur. Çünkü ben bu ülkeye bir gün, iki yıl, beş yıl değil, tam otuz beş yıl boyunca kesintisiz hizmet ettim. Bunun karşılığı bu olmamalıydı. Bu durum beni üzüyor, yaralıyor. Haykırışımın nedeni de budur. Çünkü bu ülkede hakkın, hukukun ve adaletin mutlaka tecelli etmesi gerekir. Çocuklarımızın daha güzel bir Türkiye’de yaşayabilmesi için bu zorunlu ve elzemdir. Benim feveranım buna dairdir, Sayın Başkan."

"Görüştüğüm için suçlandığım Pervin Buldan Cumhurbaşkanı tarafından külliyede kabul edilerek görüşme yaptı"

Ahmet Özer, iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada yer alan iddiaları daha önce de tek tek çürüttüğünü belirterek, "Bugün bir kez daha, tek tek ele alacak; açıklayacak ve çürüteceğim. Takdirini ise sizlerin izanına, vicdanına ve hukuk bilgisine bırakacağım" diyerek, şu savunmayı yaptı:

"Örneğin Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı bunlardan biridir. İşin daha garibi, benim görüştüğüm için suçlandığım bazı isimler yakın zamanda çözüm süreci çerçevesinde Cumhurbaşkanı ile yahut CHP Genel Başkanı Özgür Özel veya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile de görüşen heyette de yer almışlardır. Örneğin bu 649 kişi içinde ismi geçen Van Milletvekili Pervin Buldan, 10 Nisan 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından Külliyede kabul edilerek bir görüşme yapmıştır. Cumhurbaşkanınca Külliye'de ağırlanan ve görüşme yapan bir milletvekili ile benim telefon görüşmemin olması nasıl olur da bana yönelik bir suçlamaya dayanak yapılabilir? Bu açık gerçek bile söz konusu bu HTS kayıtlarına dayalı suçlamanın ne derece mantık dışı olduğunu göstermeye yetmektedir."

İmamoğlu akıllara geldi…Duruşmada “ceket çıkarma” gerginliği

Özer, mütalaaya karşı savunma yaptığı sırada ceketini çıkarmak içim müsaade istedi. Mahkeme başkanı, “polemiklere yer olmaması kaydıyla çıkartabilirsiniz” dedi. Özer’in sıcaklayıp terlediğini belirtmesi üzerine mahkeme başkanı, “Nasıl rahat edecekseniz o şekilde savunmanıza devam edebilirsiniz” ifadelerini kullandı. Ceketini çıkararak savunmasına devam eden Özer, yaklaşık bir buçuk saatte savunmasını tamamladı.

Ardından, avukatları Hüseyin Ersöz ve Seraf Özer beyanda bulundu. Daha sonra İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu konuştu.

"Yargıç Anayasa’ya göre kararını verir ama bunların ötesinde onun vicdanı önemlidir"

Özer’e son sözleri soruldu. Özer, “Benim halim bu. İddiaları da tek tek çürüttük. Bundan sonraki söz sizin ve sizin vicdanınızın sesidir. Sayın Baro Başkanımız Anayasa 138’e atıfta bulundu. Yargıç Anayasa’ya göre kararını verir ama bunların ötesinde onun vicdanı önemlidir. Önemli olan bu bilgilerin vicdan terazisinden geçmesidir. Bazen bir karar bir ülkenin daha iyi yol almasına katkıda bulunur.” dedi.

Özer’e hapis cezası kararı oybirliğiyle alındı

Duruşmaya bir saat karar arası verildi. Aradan sonra mahkeme heyeti, suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle Özer’in üzerine atılı suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Karar oy birliğiyle alındı.

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştı. Özer hakkında, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

Bu dosya kapsamında verilen tahliye kararına rağmen Özer, Aziz İhsan Aktaş soruşturması nedeniyle tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamamıştı. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş soruşturmasına ilişkin iddianamenin kabul edilmesiyle tensip zaptı düzenlenmiş, Özer bu dosyadan da tahliye edilerek özgürlüğüne kavuşmuştu.