Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu 2. Başkanı Hasan Gökçe, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’yle teşvik ve ek ödemelerin bazı kriterlere bağlanmasına tepki gösterdi. Ek ödemelerin cezai şarta bağlanmasına ilişkin düzenlemeyi yargıya taşıyacaklarını kaydeden Gökçe, “Performansa dayalı sistem, ek ödeme olmamalı aile hekimliğinde” dedi.

AHEF Yönetim Kurulu 2. Başkanı Doktor Hasan Gökçe, dün Resmi Gazete’de yayınlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına ilişkin yönetmeliği ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Gökçe, yeni yönetmelikte olumsuz olarak değerlendirdikleri noktalar olduğunu, özellikle ihtar puanı düzenlemesini yargıya taşıyacaklarını dile getirdi. Gökçe, şu görüşleri dile getirdi:

“BU CEZA İLE İLGİLİ KISIMLARLA İLGİLİ DE BİR DAVA SÜRECİNE BAŞLAYACAĞIZ”

“Sağlık Bakanlığı’ndan bizim çok uzun süredir beklentilerimiz vardı. Dün itibarıyla yeni bir yönetmelik yayınlandı. Bu yönetmelikte aile hekimleri ve aile sağlığı merkezleri (ASM) çalışanlarına ek ödeme ve teşvik planlanmış, bununla ilgili yönetmelik yayınlandı. Çok uzun zamandır beklediğimiz taleplerimizi rakamsal olarak karşılasa da amaç ve hedef olarak karşılamıyor. Bizler temel ücrette bir iyileştirme istemiştik onunla ilgili bir düzenleme yapılmış ama bu şarta bağlanmış. Anayasa Mahkemesi’nin düzenlenmesini istediği Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ndeki cezai uygulamalar ile ilgili kısım bu yönetmelikte tekrar gündeme getirilmiş ve aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına verilecek ek ödeme bu cezai müeyyidelere bağlanmış, bir şart konulmuş, biz buna olumlu bakmıyoruz. Bu ceza ile ilgili kısımlarla ilgili de bir dava sürecine başlayacağız.

“BİZ BAŞTAN BERİ TEMEL ÜCRETLERİN HERKESİN EŞİT ŞEKİLDE YARARLANACAĞI ŞEKİLDE DÜZENLENMESİNİ İSTEMİŞTİK”

İkinci bir ek ödeme, teşvik planlanmış, biz aile hekimleri olarak koruyucu sağlık hizmeti veriyoruz. Tedavi edici hizmet bizim ana hizmetimiz değil, bize ‘daha çok poliklinik yap daha çok hasta bak buna göre ek ödeme vereceğiz’ denmiş. Bu aile ekimliği uygulamasına uygun bir yaklaşım değil çünkü bizler daha çok hasta bakmak değil insanların daha az hasta olmasına yönelik çalışma yapıyoruz. Günlük 76 tane hasta bakarak ek ödeme alma teşviki verilmesi bize göre uygun değil, bunun düzenlenmesi gerekiyor. Türkiye’de şu anda aile hekimliği nüfuslukları düşürülmeye çalışılıyor. Bakanlığın hedeflerine göre bu yıl 2 bin 700 ortalama nüfusa düşecekken bize çok hasta bakmak için çok nüfusa ihtiyacı olan bir sistemi öngörüyor. Şu anda 4 bin nüfusa ulaşmam gerekiyor ki, günlük de 76 üzerinden poliklinik yapmam lazım ki ek ödeme alabileyim. Bunu bugün alabilecek aile hekimi sayısı maalesef yüzde 20’yi geçmez. Geri kalan yüzde 80 bu teşvikten yararlanamayacak, bu da bir adaletsizlik ve eşitsizlik getiriyor. Biz bu yöndeki düzenlemenin de olumlu olmadığını düşünüyoruz. Herkesin yararlanabileceği bir düzenlemenin olması bizim için yapılması gereken temel bir görüştü. Biz baştan beri temel ücretlerin herkesin eşit şekilde yararlanacağı şekilde düzenlenmesini istemiştik.

“AİLE HEKİMİNİN YAPTIĞI POLİKLİNİK SAYISI İLE ÜCRET ALACAK OLMASI VE VERİLEN TEŞVİKİN ÇOK DÜŞÜK KALMASI BENCE OLUMSUZ”

Ordu'da Mahsa Amini eylemi: İran halkının özgürlüklerini elinden alan mevcut rejimin karşısındayız Ordu'da Mahsa Amini eylemi: İran halkının özgürlüklerini elinden alan mevcut rejimin karşısındayız

Her ne kadar birinci madde de yüzde 42’li tavan ücret kısmında yapmış olsalar da yaptıkları şey cezai müeyyidelerle ilgili kısma bağlanmış olmasa da bir olumsuzluk. Ama aile sağlığı çalışanlarımız var bizimle aynı ödeme sözleşme yönetmeliği ile çalışıyorlar ve bu insanlar nüfusa bağlı olarak çalışıyorlar. Bu arkadaşlarımızın aile hekiminin yaptığı poliklinik sayısı ile ücret alacak olması ve verilen teşvikin çok düşük kalması bence olumsuz. Çünkü şu anda aile hekimlerinin yüzde 20’si zaten aile sağlığı çalışanı olmadan çalışıyor. Aile sağlığı çalışanlarının aldığı aylık hak ediş asgari ücretin biraz üzerinde, birçok arkadaşımız çok düşük ücretler alıyorlar. Bugün ilçe sağlık müdürlüğünde veya diğer kurumlarda çalışanlardan daha düşük ücret alan bir aile sağlığı çalışanı bu sistemde kalmaz. Bir süre sonra aile hekimliğinde aile sağlığı çalışanı eksikliğinin yüzde 50’lere çıkacağını biz öngörüyoruz. Bununla ilgili düzenlemenin bir an önce yenilenmesi, çalışma arkadaşlarımıza verilen ek ödemenin de artırılması lazım.

“BU YÜZDE 3 ÇOK CÜZİ BİR RAKAM, AİLE SAĞLIĞI ÇALIŞANLARI İÇİN TATMİN EDİCİ RAKAM DEĞİL, KESİNLİKLE YÜKSELTİLMESİ LAZIM”

Devlet memurlarının alabileceği yaklaşık 16 bin lira gibi tavan ücret var. Bunun yüzde 42’sini herhangi bir cezan yoksa, eylem yapmazsan, devlet memurluğu kısmında herhangi bir sıkıntın olmazsa ya da performans, işe geçtin bir ceza puanın olmazsa gibi değişik cezai uygulamaların yoksa bu yüzde 2’yi aile hekimlerine temel ücret olarak veriyor. Ama aile sağlığı çalışanlarına yüzde 3 veriyor. Bu yüzde 3 çok cüzi bir rakam, aile sağlığı çalışanları için tatmin edici rakam değil, kesinlikle yükseltilmesi lazım. Çünkü aile sağlığı çalışanları, örnek veriyorum Türkiye’de 3 bin nüfuslu ortalama ile alacakları ücrete bu verdikleri ek ödeme ya da teşvik hiçbir katkı sunmaz. Bu sistemden kaçışı artıracaktır. Biz aile sağlığı çalışanları olmadan hizmetin devamlılığında sıkıntı yaşarız. Özellikle koruyu sağlık hizmetlerinde biz bir ekip çalışması yapıyoruz. Aile hekimlerine verilen temel ücretle aile sağlığı çalışanlarına verilen temel ücretlerde oranların daha verimli hale getirilmesi lazım. Aile hekimini yaptığı poliklinik ile aile sağlığı çalışanının alacağı ek ödemenin ne anlamı var? Aile sağlığı çalışanının kendi yaptığı işler üzerinden ek ödeme verilmesi gerekirdi. Bu da olumsuz bir yaklaşım. Bir şeyler verilmek istenmiş ama verilen kısmın şarta bağlanmış olması bizler açısından olumsuz.

“PERFORMANSA DAYALI SİSTEM, EK ÖDEME OLMAMALI AİLE HEKİMLİĞİNDE”

Biz bir hak ediş alıyoruz bu hak edişlerin iyileştirilmesi için temel ücretlerimizin belli bir orandan artırılması yeterliydi. Bu aile sağlığı çalışanları için de yapılabilirdi. Ek ödeme, ek teşvik ile yapmak yerine kendi sözleşme ödeme yönetmeliğimizdeki belli maddelerdeki oranları arttırarak çözüm üretilebilirdi. Şu anda aile hekimliklerinde yüksek poliklinik yapmak istenilen bir şey değildir. Bizler aşı oranlarımızı artırmalıyız, gebe-bebek izlemlerimizi artırmalıyız, kronik hastalık takiplerimizi yapmalıyız. İnsanların hasta olmasını engellememiz lazım. Şu anda benim aile hekimliği polikliniğinde 76 hasta bakmam demek her 5-6 dakikada bir hasta bakmam lazım ki benim sadece bu işle ilgilenmem lazım. Yani ben para kazanmak için sadece hastayla ilgilenmem gerekiyor. Bu aile hekimliğinin ruhuna aykırı bununla ilgili düzenleme yanlıştır. Performansa dayalı sistem, ek ödeme olmamalı aile hekimliğinde.

“HERKESE ULAŞMAYAN BİR İYİLEŞTİRMENİN ANLAMI YOKTUR”

Aile hekimliğinin yaptığı işler hastanenin yükünü azaltmak gibi düşünülse de aile hekimliğinde önce temelde nüfuslarını bin 500- 2 bin bandına düşürüp sonra sevk zincirini getirip bu sevk zinciri uygulandığından biz hastanelerin yükünü azaltabiliriz. Şu anda altyapısı hazırlanmamış Türkiye’de ortalama 3 bin nüfusta bu hizmetin bu şekilde verimli sunulması mümkün değildir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ile görüştüğümüzde Türkiye’de 90-100 poliklinik yapan aile hekimleri olduğu bunun için çıkarıldığı söylenmiştir.  O zaman burada bir eşitsizlik oluyor, herkese ulaşmayan bir iyileştirmenin anlamı yoktur.”