GÜNDEM

Adana'da 10 Ekim'e çağrı yapan sendikacılara verilen cezalar protesto edildi

Abone Ol

11 yıl önce Adana’da 10 Ekim Barış Mitingi’ne çağrı yaptıkları için flama sopaları “silah” sayılarak hapis cezasına çarptırılan 11 sendika, meslek örgütü ve siyasi parti temsilcilerine destek amacıyla bugün geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlendi. Emekçiler aynı yerde, İnönü Parkı’nda bir araya gelerek “Barış çağrısı suç değildir, bu kararı kabul etmiyoruz” dedi.

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı ile yapılan açıklamaya 10 Ekim Derneği, EMEP, Sol Parti, DEM Parti destek verdi.

“Barışı savunmak insani bir sorumluluktur”

Ortak basın açıklamasını KESK Adana Dönem Sözcüsü Mehmet Çelik okudu. Çelik, o günkü çağrının amacının savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak olduğunu belirterek, “Savaş halklara acı ve yoksulluk getirir; barış ise emek, umut ve birlikte yaşama iradesidir. Bugün aynı yerden bir kez daha sesleniyoruz: Barışı savunmak bir tercih değil, insani bir sorumluluktur” dedi.

“Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı”

10 Ekim Katliamı davası avukatlarından Tugay Bek, geçtiğimiz hafta 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın, Türkiye’de hukukun ve anayasal güvencelerin nasıl işletildiğine dair çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, 10 Ekim 2015’te gerçekleşen katliamın faillerinin ve arkasındaki yapıların hala tam anlamıyla ortaya çıkarılmadığına dikkat çekti. Saldırının gerçekleştiği dönemde de “barış süreci” söylemlerinin dile getirildiğini hatırlatan Bek, “O gün de barıştan söz ediliyordu ancak yaşananlar bunun samimi olmadığını gösterdi. Barış isteyenlerin üzerine bombalarla gelindi. Bugün verilen bu karar da barış talebinin hala samimi biçimde karşılanmadığını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Mahkemenin, basın açıklaması ve eylemlerde kullanılan flama sopalarını “silah” olarak değerlendirmesine de tepki gösteren Bek, “Bu hukuki bir değerlendirme değil, zorlama ve hukuka aykırı bir yorumdur. Sırf barış talep edenleri cezalandırmak amacıyla böyle bir sonuca varılmıştır.”

Saldırıyla bağlantılı kişilere işaret eden Bek, “Bazı faillerin Suriye’de devlet yapıları içinde yer aldığına dair bilgiler varken ve bunların Türkiye’de yargılanmasına yönelik ciddi bir adım atılmazken, barış isteyenlerin cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bek, “Talebimiz açık. Anayasa uygulansın, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uygulansın. Bu hukuka aykırı karardan bir an önce dönülmelidir” ifadelerini kullandı.

“Bu karar, utanç belgesidir”

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, 10 Ekim Barış Mitingi kararının çatışmasızlık sürecinin sona erdiği ve Orta Doğu’da savaşın yoğunlaştığı bir dönemde alındığını belirterek, sivillere yönelik saldırıların arttığı bu süreçte IŞİD’in eylemlerinin dünya çapında insanlık suçu olarak görüldüğü bir ortamda bu kararı aldıklarını hatırlattı. 10 Ekim’de Ankara’da düzenlenmek istenen mitingin, farklı kesimlerin bir araya geldiği en büyük buluşmalardan biri olacağını belirten Koçak, “Eğer o miting gerçekleşebilseydi, bu ülkenin barıştan yana iradesi çok daha güçlü şekilde ortaya konulacaktı” ifadelerini kullandı.

Bugün verilen kararı sert sözlerle eleştiren Koçak, “O günkü saldırı barış talebine ve sendikal mücadeleye yönelikti. Bugün verilen karar ise çok daha tehlikeli bir noktayı işaret ediyor. Bu karar, ülkenin hukuk sistemine IŞİD zihniyetinin sızdığını gösteriyor” dedi.

Yıllardır süren çatışmalı süreçlerde halkın ağır bedeller ödediğini belirten Koçak, yeni kuşakların aynı acıları yaşamaması için mücadele ettiklerini söyledi. Adana’nın 10 Ekim saldırısında 12 yurttaşını kaybettiğini hatırlatan Koçak, “Böylesi bir acıyı yaşamış bir kentte, barış talebiyle yola çıkanların cezalandırılması büyük bir utançtır. Bu karar Adana açısından da bir utanç belgesidir” ifadelerini kullandı.

“Barış talebinden vazgeçmeyeceğiz”

O dönem Adana’da bulunan ve daha sonra KHK ile ihraç edilen KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, konuşmasında 10 Ekim’de yaşamını yitirenleri anarak başladı. Karagöz, “Yas tutarken, arkadaşlarımızı toprağa verirken bu kez gözaltılarla, şafak operasyonlarıyla karşılaştık. Ölen bizdik, yargılanan yine biz olduk. Ters kelepçeyle gözaltına alınan, hapis cezası verilen, kamudan ihraç edilen arkadaşlarımız yine bizim arkadaşlarımızdı” ifadelerini kullandı.

Verilen cezalara tepki gösteren Karagöz, “Bu nasıl bir adalet? Barış isteyenlerin yargılandığı bir dönemi yaşıyoruz” dedi. Barış talebinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Karagöz, “Dün olduğu gibi bugün de barışta ısrar edeceğiz. Barış istemek suç değildir. Bu mücadeleyi her koşulda sürdüreceğiz” dedi.

TTB, “Davanın takipçisi olacağız”

TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Ali Kanatlı, Türk Tabipleri Birliği olarak savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunduklarını vurgulayarak “Adaletin, barışın ve demokrasinin olmadığı bir yerde sağlıklı bir toplumdan söz edilemez” dedi. İnsan hakları ihlallerine karşı her zaman mücadele ettiklerini belirten Kanatlı, “Bu topraklardaki tüm adaletsizliklere karşı durduğumuz gibi, barış çağrısı davasını da sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.

“Keşke her silah bayrak sopaları gibi olsa”

10 Ekim katliamında yaşamını yitiren Dilan Sarıkaya’nın annesi Nesligül Sarıkaya, flama sopalarının “silah” sayılmasına anlam veremediğini belirterek “Bu sopalar mı silah sayılıyor? Antep’ten Ankara’ya bombalı yelekle gelenler silah sayılmıyor mu?” diyerek kamu görevlilerinin sorumluluğuna dikkat çekti. Güvenlik birimlerine yapılan bombalı saldırı uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını hatırlatan Sarıkaya, “Uyarılar yapılmış, şüpheliler yakalanmış ama serbest bırakılmış. Buna rağmen ‘kamunun ihmali yok’ deniliyor. Bunu kabul etmiyorum” dedi.

Katliamda 104 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Sarıkaya, “Eğer görevler yerine getirilseydi o insanlar bugün yanımızda olacaktı”. Evladım bugün yanımda olacaktı” ifadelerini kullandı. Flama sopalarının silah sayılmasına bir kez daha tepki gösteren Sarıkaya, “Eğer bunlar silah sayılıyorsa, keşke tüm silahlar böyle olsa” diyerek sözlerini tamamladı.

TMMOB Adana İKK Sekreteri Kerem Şahin, “Dün nasıl durduysak bugün de aynı yerde duruyoruz. Siyasal iktidar yargıyı bir baskı aracı olarak kullanarak bizleri sindirmeye çalışıyor. Ancak biz doğrularımızdan vazgeçmeyecek, ülkemizin aydınlığa kavuşması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Eyleme katılanlar

10 Ekim Derneği, TTB Merkez Konsey Üyesi Ali Kanatlı, KESK Eş Genel Başkanları Ahmet Karagöz ve Ayfer Koçak, MYK üyeleri Erdal Karakuş ve Sema Pınar, Eğitim Sen MYK Üyesi Simge Yardım, SES MYK Üyesi Deniz Topkan, Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, Haber-Sen MYK Üyesi İzzettin Ekin, Tüm Bel-Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen, KESK Adana Şubeler Platformu ile DİSK, TMMOB, ve emek-demokrasi güçleri katıldı.

Ne olmuştu?

6 Ekim 2015’te, 10 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilecek Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne çağrı yapmak üzere DİSK, KESK, TMMOB ve TTB İnönü Parkı’nda bir araya geldi. Atatürk Parkı’na yürümek isteyen emekçilere polis, biber gazı ve jopla müdahale etti; 5 kişi yaralandı. Yürüyüşe katılan 12 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı” ve “görevli memura direnme” davası açıldı.

2020 yılında Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi, 4 kişiye 3 yıl 6’şar ay, 7 kişiye ise 4 yıl 5’er ay hapis cezası verdi. Kararda, göstericilerin ellerindeki sendika flamalarının bağlı olduğu plastik sopalar “silah” sayılarak cezalar artırıldı.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını usul ve gerekçe eksikliği nedeniyle bozdu. Bozma gerekçesinde, cezaların neden alt sınırdan uzaklaşıldığının belirtilmediği, indirim ve erteleme hükümlerinin neden uygulanmadığının açıklanmadığı vurgulandı.

21 Nisan 2026’da dosyayı yeniden görüşen Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi, büyük ölçüde ilk kararda direndi. 10 sanığa 2911 sayılı Yasa’nın 32/1. maddesinden 1 yıl 6’şar ay, bu sanıklardan 7’sine ayrıca TCK’nın 265. maddesinden (görevi yaptırmamak için direnme) -flama sopaları “silah” sayılarak artırımla- toplam 3’er yıl hapis cezası verildi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ceza erteleme talepleri reddedildi.