EKONOMİ GÜNDEM Veri Haberciliği

Verilerle AKP’nin sefalet karnesi: Kriz yıllarına dönüş

Cari açıkla büyüyen işsizlik ve enflasyonu düşüremeyen Türkiye’de sefalet endeksi 6.5 yılda 2.3 katına çıktı. Sefalet endeksinde AKP öncesi döneme çok yaklaşan Türkiye, kırılganlığını da en fazla artıran ülke oldu.

dokuz8HABER/Pelin Ünker (@pelinunker)

Türkiye ekonomisinin önde gelen sorunlarından işsizlik ve yüksek enflasyon, ülkede sefaletin boyutlarını giderek artırıyor. ABD’li iktisatçı Arthur Okun’un sefalet endeksine göre Türkiye’de sefalet 35.3 oranıyla AKP’nin iktidara geldiği kriz dönemi seviyelerine geri döndü. Sefalet endeksindeki bu yüksek seviye, Türkiye’yi Kırılgan Beşli diye ifade edilen, ekonomik olarak oldukça hassas ülkeler arasında ‘en sefil ülke’ konumuna yerleştirdi. Mevcut göstergelere göre yapısal reformları bir türlü hayata geçirmeyen Türkiye’de sefalet endeksindeki yükseliş sürecek.

Sefalet endeksi (Misery Index) ilk kez 1960’larda ABD’li iktisatçı Arthur Okun tarafından formüle edildi. Yıllık enflasyon ve işsizlik oranının basit bir toplamından oluşan endeks, Amerikan ekonomisinin anlık fotoğrafını çekmeyi sağlıyordu. Buna göre endeks değerinin yükselmesi zaten iş bulmakta zorlanan insanların daha yüksek enflasyona maruz kaldığı, yani Amerika’da sefaletin arttığı anlamına geliyordu.

Zaman içinde endeks, Nobel ödüllü Amerikalı iktisatçı Robert Barro tarafından yeniden formüle edildi. Barro, borçlanma oranı ve büyümeyi endekse dahil etti.

((Barro Sefalet Endeksi = (Enflasyon Oranı + İşsizlik Oranı + Faiz Oranı) – Büyüme Oranı))

Son yıllarda bir başka Amerikalı iktisatçı Steve Hanke ise endeksi ABD dışındaki ekonomilere uygulamaya başladı. Barro ve Hanke’nin kullandığı endekse göre sefalet, yüksek enflasyon, fahiş borçlanma maliyetleri ve işsizlikten kaynaklanıyor. Ekonomik büyüme ise sefaleti azaltıcı etki yapıyor. Endekste Barro GSYH’deki, Hanke ise kişi başı GSYH’deki yüzdelik değişimi esas alıyor. Diğer her şey eşit, büyüme güçlü, enflasyon ve faiz oranları düşük, iş bulmak kolay ise sefaletten mutluluğa geçiş yaşanıyor.

Peki Türkiye’de durum ne? Okun’un, Barro ya da Hanke’nin kullandığı endekslere bakıldığında formüllerde değişiklik olsa da genel tablo değişmiyor. Türkiye, sefalette üst sıraları zorluyor.

2012’DEN BERİ KATLANARAK ARTTI

Okun’un sefalet endeksine göre Türkiye’de sefalet 2012’den bu yana kesintisiz bir şekilde artarken, 2018’de son açıklanan veriler ışığında 35.3 değerine ulaştı. Buna göre Türkiye’de sefalet endeksi 6.5 yılda 2.3 katına çıktı ve AKP döneminin en yüksek oranını gördü. Böylece endeks en son 2001 krizinin etkilerinin hissedildiği 2002 yılında görülen 40 değerine de yaklaşmış oldu.

Endeksteki bu denli yükselişin ana nedeni ise enflasyon. Türk lirası bu yıl içinde neredeyse yüzde 40 oranında değer kaybetti. Liranın bu çöküşü, fiyatlar üzerinde güçlü bir baskı oluşturdu. İthalat maliyetindeki artışla birlikte eylül ayında yıllık enflasyon yüzde 24.52 ile 15 yılın zirvesine çıktı.

Diğer yandan işsizlik oranı da son 17 yıldır 2001 krizi öncesi seviyelerine gelemedi. 1991 krizinde yüzde 8.2, 1994 krizinde yüzde 8.6, 1998-99 krizinde yüzde 7.7 olan işsizlik oranı, 2001’de 8.4 seviyesindeydi. 2002 yılının ilk döneminde yüzde 11.5’e kadar yükseldikten sonra yılı yüzde 10.3 seviyesinde tamamlamıştı. İşsizlik en son 2014’te tek haneyi görmüştü.

EN YÜKSEK FAİZİ VERİYOR

Endekse büyüme ve faiz dahil edildiğinde sefalet oranı daha da yükseliyor. Barro Sefalet Endeksi’ne göre Türkiye’de sefalet 2018 yılında 47.92’ye çıkmış durumda.

Kırılgan Beşli diye ifade edilen ülkeler arasında da Türkiye sefalette birinci.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal genişlemeyi sona erdireceği açıklamasının ardından para birimleri en fazla değer yitiren ülkeler Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye olmuş, bu ülkeler Mayıs 2013’te ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley tarafından Kırılgan Beşli olarak adlandırılmıştı. Bu ülkelerin ortak özellikleri yüksek cari açık, yüksek enflasyon, düşük büyüme hızı, dış finansmana bağımlılık ve iç siyasi sorunlar olarak sıralanmıştı.

Peki 2018’e gelindiğinde durum değişti mi? Kırılgan Beşli’nin makroekonomik performansları sefalet endeksi üzerinden karşılaştırıldığında Türkiye’nin büyüme performansı diğer dört ülkeye kıyasla daha iyi olmasına rağmen, 2018’de bu ülkeler arasında en zayıf halka olduğu görülüyor. Bunun ardında Türkiye’de büyümenin istihdam yaratmayan suni bir büyüme olduğu gerçeği yatıyor. Verilere göre büyüme oranındaki artışa rağmen işsizlik oranını düşüremeyen tek ülke Türkiye. Diğer dikkat çekici gösterge ise AKP’nin düşük faiz söylemine karşın Türkiye’nin son iki yıldır en yüksek faizi veren ülke olması.

Endekste yer alan faiz oranı olarak uzun vadeli tahvil faizini almak gerekiyor. Türkiye açısından bu konuda geçerli faiz 10 yıllık devlet tahvilinin faizi. Ancak Türkiye 10 yıllık faiz ihracına 2010 yılında geçtiği için karşılaştırma yapılırken 2008 ve 2009 yılları için 5 yıllık faiz oranı dikkate alındı.

MEĞER KRİZ TÜRKİYE’Yİ ‘TEĞET’ GEÇMEMİŞ

Verilere göre Türkiye, küresel krizin yaşandığı 2008 yılında Kırılgan Beşli içinde yüzde 10.1 ile enflasyonun ve yüzde 10 ile işsizliğin en yüksek olduğu ikinci ülke iken, yüzde 17.5 ile en yüksek faizi veren birinci ülke konumunda. Büyüme oranı yüzde 0.8 ile en düşük ülke. Öyle ki AKP’nin iddia ettiğinin aksine 2008 krizi Türkiye’yi ‘teğet’ geçmemiş. 2009’da yüzde – 4.7 ile ekonomisi en fazla daralan ülke olması da bunu teyit ediyor. Yine 2008 yılında uzun vadeli faiz oranı Brezilya için 12.6, Hindistan için yüzde 5.3, Endonezya için yüzde 11.9, Güney Afrika için yüzde 7.3 iken, işsizlik oranında yüzde 22.5 ile Güney Afrika, enflasyon oranında 11.1 ile Endonezya ilk sırada yer alıyor. Ayrıca Endonezya yüzde 7.4 ile en yüksek büyüme oranını yakalayan ülke.

Kırılgan Beşli’nin 10 yıllık ekonomik performansına bakıldığında ise 10 yılda Türkiye hariç tüm ülkelerin enflasyonu kontrol altına aldığı görülüyor. Türkiye en yüksek faiz oranına sahip olmasına rağmen enflasyonda düşüş sağlayamıyor. Son bir yılda ise Hindistan ve Endonezya’da enflasyon düşerken Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika’da yükseliş var. Sefalet endeksinde de aynı seyir söz konusu. Son 10 yılda Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika’da sefalet artarken Endonezya ve Hindistan’da geriledi. Endonezya ve Hindistan’ın diğer kırılgan ülkelerden ayrışmasının altında ise Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika ekonomilerinin dışa bağımlılığı, para birimlerinin zayıflaması ve iç siyasi gelişmeler yatıyor.

KIRILGANLIKTA BİRİNCİ: TÜRKİYE

Türkiye 2018’de sefalette 47.92’lik oranla ilk sırada yer alırken, 42.02 ile Güney Afrika ikinci, 27.01 ile Brezilya üçüncü, 13.31 ile Hindistan dördüncü, 13.6 ile Endonezya beşinci sırada bulunuyor. 2017’de sefalet endeksi en yüksek ülke 39.5 ile Güney Afrika iken Türkiye 27.3’lük oranla ikinci sıradaydı. Buna göre son bir yılda Türkiye’de sefalet yüzde 75 arttı. Verilere göre Türkiye enflasyonu düşüremeyen, büyümesine rağmen işsizliği yüzde 10’da demirleyen ve yüksek faizle borçlanan ülke konumunda. Cari açığın GSYH’ye oranı ise Türkiye’de yüzde 5 iken diğer ülkelerde yüzde 3’ün altında bulunuyor. Özetle Türkiye kırılganlığını en fazla artıran ülke.

Bloomberg’in hazırladığı ve Okun’un yaklaşımıyla hazırlanan sefalet endeksine göre de Türkiye, 2018’de sefalet sıralamasında ilk üçe giriyor. 2017’de 22.2’lik endeks değeriyle Venezuela, Mısır, Arjantin, Güney Afrika, Yunanistan ve Ukrayna’dan sonra yedinci sırada yer alan Türkiye, enflasyondaki hızlı yükselişin etkisiyle şimdiden dört basamak birden yükselmiş durumda. Yeni sıralamada Türkiye 35.3’lük oranla; Venezuela (48872.3) ve Arjantin’in (44) ardından üçüncü sırada geliyor. Türkiye’yi ise 32.1 ile Güney Afrika takip ediyor.

Verilere göre ilk sıradaki Venezuela hiperenflasyon nedeniyle diğer ülkelerden oldukça ayrışıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle ülkede büyüme gerilerken enflasyon ve işsizlik had safhaya ulaştı.

Bloomberg’in listesine göre sefalet endeksi Türkiye’ye en yakın ülkeler ise Arjantin ve Güney Afrika. Bu ülkelerin ortak özellikleri ise başarısız hükümet politikaları sonucu adlarının ‘kriz’ ile anılıyor olması.

KRİZDEKİ ÜLKELERLE YARIŞIYOR

Haziran ayında IMF ile 50 milyar dolarlık stand-by anlaşması yapan Arjantin, Eylül’de Fon’dan 7.1 milyar dolar daha almak için anlaştı. Güney Afrika’da Şubat ayında göreve gelen devlet başkanı Cyril Ramaphosa, ekonomiyi canlandırma sözü verdiyse de reform beklentilerine rağmen ülke yine resesyona girdi. Türkiye’de ise ister adına kriz densin ister denmesin kurumların bağımsızlığına ilişkin endişelerin tetiklediği döviz şoku, mevcut kırılganlıklar nedeniyle reel ekonomiye etki ediyor.

Üç ülke de yüksek cari açık ve dış finansmana bağımlılık nedeniyle ani sermaye duruşu riskine açık. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in, Şubat ayında yayımladığı nota göre yüksek cari açık riskine sahip ülkeler arasında yine bu üç ülke var. Türk lirasında sert düşüşler yaşanırken en çok kıyaslandığı ülke para birimleri de Arjantin pezosu ve Güney Afrika randı olmuştu.

Arjantin pezosu bu yıl yüzde 48.2 değer yitirirken Türk lirası düşüşte ikinci sırada yer alıyor. Yıl içinde değer kaybı yüzde 40’a ulaşan Türk lirasında, yıllık düşüş son kazançlarla birlikte yüzde 33’lere geldi. Güney Afrika randında yıllık değer kaybı 13.2’yi bulurken, bu para birimi, büyük bir rallinin ardından yarım yılda yüzde 37 değer yitirdi.

Bu ülkelerin diğer ekonomik göstergelerine bakıldığında da birbirine yakın değerler dikkat çekiyor. Üç ülke arasında haftalık en uzun çalışma saatine sahip ülke Türkiye. Arjantin’de yüksek enflasyon, Güney Afrika’da ise yüksek işsizlik oranı dikkat çekiyor. Güney Afrika’da genç işsizliği yüzde 50’yi geçerken oran Arjantin ve Türkiye’de birbirine yakın seyrediyor. Türkiye, üç ülke arasında en yüksek faizi veren ülke. Cari açığı en yüksek ülke konumunda olan Türkiye, enflasyon ve kişi başına GSYH’de Arjantin’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Rakamlar OECD ortalamalarından ise oldukça ayrışıyor.

ENDEKSTE YÜKSELİŞ SÜRECEK

Özetle sefalet endeksine göre Türkiye, düşük faiz ortamının avantajlarını kaliteli büyüme ve istihdam için kullanamazken, enflasyonla mücadelede sınıfta kalmış. Büyüyen sorunları çözecek yapısal reformlar ise hala hayata geçirilmekten uzak. ‘Nedir bu yapısal reformlar’ diye sorulacak olursa öncelikli hedefler istihdam yaratan sürdürülebilir büyümeyi sağlamak, cari açığı ve dışa bağımlılığı azaltmak, diğer yandan enflasyonu ve akabinde borçlanma maliyetlerini düşürmek olmalı.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik soru işaretleri Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadele gücünü zayıflatıyor. Geciken politika adımları nedeniyle enflasyon 2002 seviyelerine geri döndü. Bu nedenle yüksek faize rağmen enflasyon düşmüyor. Üstelik ne Türk lirasındaki değer kaybı, ne yüksek petrol fiyatları ne de elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar tam olarak tüketici fiyatlarına yansıdı. Üretici fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 46.2’ye tırmanması bunu teyit ederken bu durum, enflasyonun daha da yükseleceği anlamına geliyor.

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 23.5 olduğu düşünüldüğünde, diğer verilerin sabit kalacağı varsayılsa bile sefalet endeksi Okun’a göre 34.3, Hanke’ye göre 46.90 oranıyla yüksek seviyede kalmayı sürdürecek. Buna göre ne Kırılgan Beşli içindeki, ne de Bloomberg listesindeki sırası değişecek.

Öte yandan yüzde 17’nin üzerindeki faiz oranına rağmen yüksek enflasyon nedeniyle reel faiz ekside. Buna göre faizde düşüş de kısa vadede mümkün görünmüyor.

Gerek hükümetin gerekse uluslararası kuruluşların tahminlerine göre üç yıl boyunca büyüme zayıflayacak, buna bağlı olarak işsizlik oranı yükselecek. Bütün bunlar da sefaletin boyutlarının artacağının bir işareti olarak karşımıza çıkıyor.

Video