DOKUZ8 EKOLOJİ-ÇEVRE Veri Haberciliği

İklim değişiyor, zihniyet değişmiyor: Türkiye küresel ısınmanın öncülerinden

Farklı ülkelerin iklimsel hedeflerini analiz eden bir araştırmaya göre, Türkiye, Çin, Rusya ve Kanada’nın iklim politikaları izlenirse, bu yüzyılın sonunda tüm dünyada 5 santigrat derecelik ölümcül olabilecek bir artış yaşanacak.

Cuma günü, Nature Communications Journal’de yayınlanan bir araştırmada, her ülkenin emisyonlarını azaltma hedefi ile ülkelerin mevcut iklim politikalarını sürdürmeleri halinde ortaya çıkacak sıcaklık artışını içeren olası senaryolar değerlendirildi.

Dünya ekonomisine yöne veren başlıca ekonomilere göz atıldığında, Hindistan’ın 2.6 santigrat derecelik artış öngörülen olumlu hedefiyle bu ülkeler arasından sıyrıldığını gösteriyor. Az gelişmiş ülkeler, genellikle daha az sayıda fabrikaya, enerji santrallerine ve araçlara sahip oldukları için daha da düşük sıcaklık artışları vadedebiliyorlar.

ÇİN, RUSYA, KANADA, TÜRKİYE GİBİ ÜLKELERİN İKLİM POLİTİKALARI DÜNYAYI FELAKETE SÜRÜKLÜYOR

Spektrumun karşı tarafında, endüstriyel güç santrali Çin ve karbondioksit emisyonlarını sınırlamak için neredeyse hiçbir şey yapmayan büyük enerji ihracatçıları bulunuyor. Bunlar arasında Suudi Arabistan (petrol), Rusya (gaz) ve katran kumlarından çok miktarda kirli yakıt çeken Kanada bulunuyor. Bu ülkelerdeki fosil yakıt lobileri o kadar güçlü ki, hükümetlerin iklim vaatleri çok zayıf. Bu ülkeler gezegenimizi yüzyılın sonunda kadar 5°C’den fazla ısınmaya zorluyorlar. Türkiye de dünyayı 5 santigrat derece limitinin üzerinde ısıtmaya ‘çalışan’ ülkelerden biri.

Çalışma, dünyadaki mevcut siyasi irade ile bilimsel açıdan alarm verilmesinin güçleştiğini iddia ediyor. Ancak, Melbourne Üniversitesi’nden makalenin yazarı Yann Robiou du Pont, çalışmanın insanlara zarar vermektense ilham vermesi gerektiği görüşünde. Du Pont, “Bu çalışmanın olumlu sonucu, hırsları durdurmamız için bir ölçüye sahip olduğumuzu öğrenmemiz. Sivil toplum, uzmanlar ve karar alıcılar, bu durumu hükümetlerini hesap verebilir tutmak için kullanabilir ve muhtemelen Hollanda’da olduğu gibi iklim davalarını da üstlenebilir” diyor. Du Pont, araştırmanın sonuçlarını “hırsları geri çevirmek ve küresel ısınmayı olabildiğince çabuk önlemek için bir motivasyon” olarak niteliyor.

Türkiye, sıcaklık artışı konusunda oldukça kritik durumda. Grafiklere göre ülkenin karbondioksit emisyonlarını birkaç yıl gibi kısa bir zamanda sınırlaması gerekiyor.

Ülkelerin Ulusal Nitelikli Katkısı’nın (Nationally Determined Contribution) incelendiği Paris-Equity-Check.org sitesinde salınımı azaltmanın birçok kazanımı olduğundan da bahsediliyor. Paris Anlaşması’nın içerdiği hafifletme hedefleri kapsamında ülkelerin iklim taahhütlerinin ne kadar adil olduğunu gösteren sitede, Ulusal Düzeyde Belirlenen Katkılar, beş özkaynak kategorisine uygun olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin ise bu kriterlerden hiç puan alamayan ülkeler arasında olduğu görülüyor.

Söz konusu puanlamada 5 farklı değerlendirme alanı var. Birinci yıldız ‘Sabit Emisyon Oranı’. Bu değerlendirme, ülkelerin mevcut ulusal emisyon değerlerini aynı oranda tutmalarını içeriyor. İkinci yıldız ise, ‘Sera Gazı Salma Hakları’. Bu yıldızı almak için geçmişte yüksek salınım gerçekleştirmiş zengin ülkelerin emisyonlarını düşürmeleri gerekiyor. Fakir ülkelerin ise bir süreliğine artırma izinleri var.

Üçüncü yıldız ise ‘Gerçekleştirilebilirlik’. Bu da en zengin ülkelerin en çok emisyon azaltımına gitmesini içeriyor. Fakir ülkelerin ise bir miktar emisyon artışına izinleri var.

Dördüncü yıldız ise geleceğe yönelik düzenli bir vaadi içeriyor. ‘Kişi Başına Eşit Birikim’ yıldızına sahip olmak için kişi başı emisyon miktarı geçmişte yüksek olan ülkeler, daha uzak gelecekte emisyon miktarlarını diğer ülkelere kıyasla daha düşük tutmalı.

Beşinci yıldız ise ‘Kişi Başına Eşitlik’ maddesi. Yani her ülke dünya sera gazı salınımı konusunda statü fark etmeksizin aynı hedefte buluşmayı vadetmeli.

Afrika’nın orta katmanında yer alan birçok ülkenin tam puan aldığı görülüyor. Ancak bu ülkelerin büyük bir kısmının endüstriyelleşmede geride kaldığını vurgulamak önemli.

Climate Action Tracker‘dan alınan bir grafiğe göre ise Türkiye, iklim sorununa katkı veren birkaç ülke içerisinde gösteriliyor. Rusya, ABD, Suudi Arabistan, Ukrayna ve Türkiye bu listeye göre kritik durumda olan ülkeler.

TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE: KURAKLIK

Küresel ısınma nedeniyle Türkiye’nin yaşayacağı en önemli felaket kuraklık olarak görünüyor. Türkiye, büyük bir kısmı yarı kurak iklim etkisi altında olduğundan küresel ısınmadan en fazla etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Türkiye’nin hemen güneyinde bir çöl kuşağının bulunması ve ısınmayla birlikte bu kuşağın kuzeye doğru ilerlemesi de bunun sebeplerinden biri. Uzmanlara göre 1.0-3.5 derecelik sıcaklık artışı, orta enlemlerin 150 – 550 km kutuplara doğru hareket etmesine neden olacak. Bu durumda ekosistemlerin coğrafik dağılımı değişecek. Türlerin çoğunun yeni şartlara yeterince hızlı uyum sağlayamayıp yok olması, Türkiye’yi çölleşme ile karşı karşıya bırakacak. Bütün bu sebeplerden Türkiye küresel ısınmanın zararlı ve şiddetli etkilerini en önce yaşayacak ülkeler arasında görülüyor.

DMİ-İTÜ araştırmasına göre, 70 yıllık Türkiye İklim Öngörü Modeli’nde ön görülen durumlar şöyle:

  • Akdeniz’in kıyı kesimleri, iç kesimler ve aşağı Fırat havzasında yağış şimdikinden yüzde 29,6 daha az olacak.
  • Bunun aksine, Karadeniz kıyısı boyunca yağışta yüzde 22’ye ulaşan oranlarda bir artış kestirilmekte.
  • Model, ülkenin farklı bölgelerinde 2.8-5.5°C’lik sıcaklık artışı olabileceğini tahmin etmekte.
  • Sıcaklıktaki bu artış, buharlaşmayı tetikleyerek Akdeniz kıyı bölgelerinde yüzde 17,8, Karadeniz kıyı şeridinde yüzde 18,4 ve tüm ülkede yüzde 22,2 daha fazla buharlaşma gerçekleşecek. Böylece, Kuzeydoğu bölgesi hariç tüm Türkiye için kuraklıkta bir artış öngörülmekte.
  • Gelecekteki bitki örtüsü ile şimdiki durumu karşılaştırdığımızda, kuzeydeki kıyı alanlarında yaprağını döken geniş yapraklı ormanlardan her dem yeşil iğne yapraklı ormanlara dönüş olacağı tahmin edilmekte.
  • Karışık orman örtüsü, gelecekte ülkemizin Doğu Anadolu’nun iç kısımlarına ve ülkenin kuzeybatı kısmına yayılabilecek.
  • Yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan su kaynakları da küresel ısınmadan olumsuz etkileniyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu kuşakta su, yaşamı sınırlayan ve gelecekte uğruna savaşların yaşanabileceği stratejik bir meta haline gelmekte.

Video