TOPLUMSAL CİNSİYET

"Yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz müddetçe kadınların katledilmesinin sorumlusu sizsiniz"

Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen "Kadın Mitingi"nde okunan ortak açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin cezasızlıkla büyütüldüğü vurgulanarak, "Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, hukuku işletmediğiniz, yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, taleplerimize kulak tıkadığınız müddetçe kadınların katledilmesinin, şiddete maruz bırakılmasının sorumlusu sizsiniz" ifadelerine yer verildi.

Abone Ol

Aralarında kadın örgütleri, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin yer aldığı 60 kurumun bir araya gelmesiyle Ankara Tandoğan Meydanı’nda "Kadın Mitingi" gerçekleştirildi. Mitingde katılımcı kurumlar adına ortak açıklamayı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Döne Gevher okudu.

Açıklamada, kadınların yaşamına yönelen şiddetin normalleştirildiği, yoksulluğun kader olarak sunulduğu ve eşitsizliğin kalıcı hale getirilmek istendiği belirtilerek, kadınların bu düzene karşı susmayı reddettiği vurgulandı. Kadın cinayetlerinde cezasızlığın şiddeti büyüttüğü ifade edilen açıklamada, kadınların korunmadıkları, şikâyetlerinin dikkate alınmadığı ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmadığı için öldürüldüğü kaydedildi.

İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz şekilde çıkıldığı ve 6284 sayılı yasanın etkin biçimde uygulanmadığı belirtilen açıklamada, kadınları korumakla yükümlü mekanizmaların bilinçli olarak devre dışı bırakıldığı ifade edildi. Açıklamada, "Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, hukuku işletmediğiniz, yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, taleplerimize kulak tıkadığınız müddetçe kadınların katledilmesinin, şiddete maruz bırakılmasının sorumlusu sizsiniz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. 6284’ü derhal ve eksiksiz uygulayın" ifadelerine yer verildi.

"Bakım emeği kadınların kaderi değildir"

Kadınların yaşam tarzı ve demokratik haklarının hedef alındığına dikkat çekilen açıklamada, laikliğin yok sayıldığı, kadınların karanlığa mahkûm edilmek istendiği belirtildi. Kadın yoksulluğunun derinleştiği vurgulanan açıklamada, düşük ücretler, güvencesiz ve sigortasız çalışma koşullarının kadınların sosyal güvenceye ve emekliliğe erişimini engellediği ifade edildi. Kreş hakkı, sosyal destek ve güvenceli iş talepleri dile getirilerek, "Güvenceli iş istiyoruz. Güvenli bir gelecek istiyoruz. Emeğimizi değersizleştiren, kadınları kamusal yaşamdan dışlayan politikalara razı değiliz. Hayat pahalılığı artıyor. İşsizlik büyüyor. Gençler umutsuzluğa itiliyor. Buradayız çünkü; kadın yoksulluğu derinleşiyor. İşe girebilen kadınlara güvencesizlik dayatılıyor. Bize 'evde kalın, bakım emeğini üstlenin' deniyor. Bakım emeği kadınların kaderi değildir. Kreş haktır. Sosyal destek haktır. Güvenceli iş haktır. Fedakârlık çağrılarını reddediyoruz" denildi.

Açıklamada, kadınların evde, sokakta, kampüslerde, okullarda ve işyerlerinde güvende olmadığı belirtilerek, güvenliğin kadınları korumak yerine denetlemek üzerinden tarif edildiği ifade edildi. Nafaka hakkının tartışmaya açılmasına, boşanmanın arabuluculuğa tabi tutulmak istenmesine ve LGBTİ+’ların hedef alınmasına da tepki gösterildi.

"Bu bütçe erkek şiddetinin zeminini büyüten bütçedir"

Açıklamada, "2026 bütçesinde savaşa, silaha ve ranta kaynak ayrılırken kadınlara, bakım emeğine ve şiddetle mücadeleye kaynak ayrılmadığı" ifade edilerek, "Bu bütçe erkek şiddetinin zeminini büyüten bütçedir. Biz savaş için değil; eşit, özgür, güvenli bir yaşam için bütçe istiyoruz" denildi. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"Barış içinde bir arada yaşama talebimizi yükseltmek için buradayız. Barış derken, yeni savaş çığırtkanlıklarına sessiz kalmayacağız. Hemen yanı başımızda Suriye de savaşın yeniden tırmandırılmasına, dün Lazkiye’de, Süveyda’da, bugün Şeyh Maksut’da, Eşrefiye’de yaşatılan sivil katliamlara sessiz kalmayacağız. Bu savaşa, yanı başımızdaki emperyalizme 'hayır' diyoruz.

Daha fazla sivilin, kadının ve çocuğun yaşamını yitirmesine karşı ses çıkarıyoruz. Barış talebinin; yaşamın, eşitliğin ve geleceğin talebi olduğunu hatırlatmak için buradayız. Savaşın, işgalin ve yıkımın ortasında yaşamı yeniden kurmaya çalışan Filistinli kadınlara selam olsun! Sınırları aşan eşitsizliklere, sömürüye ve ayrımcılığa karşı mülteci kadınlarla yan yanayız.

Buradayız çünkü, dereleri HES’lere, ormanları maden şirketlerine, kentleri beton rantına teslim eden bu düzen; doğayı talan ederken en ağır bedeli yine kadınlara ödetiyor. Rant için yok edilen doğanın, plansız kentleşmenin ve sermayeyi koruyan politikaların sonucunda depremlerde, sellerde, yangınlarda yaşamını kaybedenlerin sorumlusu doğa değil, bu düzenin ihmali ve kâr hırsıdır. Afet sonrası yoksulluğu, güvencesizliği, şiddeti en fazla kadınlar yaşıyor. Ranta karşı ekolojiyi, yıkıma karşı dayanışmayı, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz. Hayvanların katledilmesine, hayvanlara yönelik şiddetin meşrulaştırılmasına da ses yükseltiyoruz. Yaşam için Yasa diyor; tahakküm şiddet ve sömürünün her biçimine karşı bir bütün olarak yaşamı savunuyoruz."