Festivalin programına ve detaylarına ilişkin bilgileri aktaran Kurucu Direktör Gülten Taranç, etkinliğin kadın yönetmenleri ve filmlerini daha görünür kılmayı, genç yönetmenlerin önünü açmayı hedeflediğini belirtti. Atölye ve etkinliklerin Fransız Kültür Merkezi, İtalyan Kültür Merkezi ve Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde gerçekleştirileceği bildirildi.
BİRÇOK ÜLKEDEN YÖNETMENLER KATILACAK
Kadın yönetmenlerin görünürlüğünü sağlamayı amaçladıklarını vurgulayan Gülten Taranç, "Kadın yönetmenlerin sayısında bir artış var. Ancak daha çok belgesel alanında artış var. Çünkü belgesel daha az bütçelerle halledilebiliyor. Tabi ki bu da yeni anlatıların çıkmasına fırsat verdi. Kadın yönetmenlerin o alanda üretim yapması yeni belgesel anlatım oluşmasına güzel bir soluk getirdi diyebilirim. Ama hala uzun metrajda 15 erkek yönetmen destekleniyorsa 1 kadın yönetmen destekleniyor gibi bir durum var. Maalesef biz kadın yönetmenler hala azınlıkta kalıyoruz" ifadelerini kullandı.
Atölyelere katılım için 10 kişilik kontenjanın kaldığını aktaran Taranç, festivalde gösterilecek 69 filmden 27'sinin dünya, 30'unun ise Türkiye prömiyerini yapacağını kaydetti. Programa Yunanistan, Kanada ve Fas gibi ülkelerden yönetmenlerin de konuk olarak katılacağı ve izleyicilerle bir araya geleceği ifade edildi.
BİR DURUŞ SERGİLİYORUZ
Festivalle bir etkinlikten ziyade bir duruş sergilediklerini söyleyen Taranç, Kadın Yönetmenler Derneği bünyesinde yıl boyu çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Ulusal filmleri uluslararası platformlara taşıdıklarını ifade eden Taranç, "Geçtiğimiz yıl filmlerle Sırbistan'a gittik. Orada bir kadın paneli verildi. Onun dışında İran'a bir seçki gönderiyoruz. Bu yılın en iyi filmi önümüzdeki yıl Belçika'da gösterilecek" dedi.
Taranç ayrıca, İstinyePark tarafından 4 gösterimlik film programının iptal edildiğini ve yerine kadına yönelik şiddetle gündeme gelen oyuncu Ozan Güven'in oyununun konulduğunu dile getirdi. İstinyePark yönetiminin bu değişiklikteki tutumuna değinen Taranç, "Salonu vermeyi tercih ettikleri kişi şiddet faili. Çocukların bile birbirine uyguladığı şiddet bu kadar artmışken şiddeti özendirecek herhangi bir şeye ya da kişiye yer verip alkış tutması yerine mesafeli durması gerektiğini düşünüyorum. Tepkimiz aslında bu oldu. Birilerinin de artık bunu aklamaması lazım. Bu insanlıktır, vicdandır" şeklinde konuştu.
Festivalde her zaman yönetmenleri ve hikayeleri esas aldıklarını kaydeden Gülten Taranç, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kadın Yönetmenler Festivali olarak hiçbir zaman oyuncuları öne çıkaran bir festival olmadık. Her zaman yönetmenleri ve hikayeleri esas aldık. Bu duruşun belki şimdi bir önemi yokmuş gibi görünüyor ama yıllar içinde mücadelemizin sonucunu; üretimlerin artmasıyla, yetiştirdiğimiz gönüllülerin işe girmesiyle göreceğiz. Bu aslında şu demek; kuralların olmadığı yerde vicdan olur. Çünkü normalde ahlak ve hukuk, kuralları belirler ve o çerçevede insanların öyle davranması beklenir. Ama günümüzde ahlakın çöküşünü görüyoruz. Yani bu da tabii çok üzücü çünkü her şeyi daha da zorlaştırıyor. Bu durum Türkiye'yi kocaman bir kurtlar sofrasına dönüştürdü. Çünkü hiçbir kural yok. Yasalar önünde ne olacağını bilmediğimiz bir çağda yaşıyoruz. Bu da bir noktadan sonra artık kişinin vicdanına kalıyor."(MA)