Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası'nın (BİRTEK-SEN) sosyal medya hesabından, tutuklu genel başkanı Mehmet Türkmen'in Gaziantep Cezaevi'nden gönderdiği mesaj paylaşıldı. Türkmen, mesajında haksız ve hukuksuz şekilde tutuklandığını ifade ederek, işçi sınıfının hak mücadelesini savunmayı sürdürdüğünü belirtti.
'BU NOT, TEŞEKKÜR İÇİNDİR'
Türkmen, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Bu not benim için, bizim için hepimiz için dışarıda dövüşen, mücadele eden, yalnız olmadığımızı, bu bedellerin boşuna ödenmediğini hissettiren, dışarıda eksilen sesimizi sesiyle, safımızı misliyle dolduran yoldaşlarıma, dostlarıma, tanıdığım tanımadığım herkese teşekkür içindir. Daha önce olduğu gibi yine bir neferi olduğum sınıfımın, işçi sınıfının haklı davasını savunduğum için; işçileri öldüren, sakat bırakan, açlığa, işsizliğe, sefalete mahkum eden bu sömürü ve kölelik düzenine karşı işçilerin sesine ses olan, kavgasına öncülük eden sendikam BİRTEK-SEN adına mücadeleci, onurlu, sınıfının davasına ihanet etmeyen her sendikacının yaptığı ve yapması gereken bir görevi yerine getirdiğim için tam 24 gündür haksız ve hukuksuz yere tutukluyum.
Antep/Başpınar OSB'nin büyük patronları istediği için onlar üzülmesin diye Başpınar'da ve ülkenin dört bir yanında her gün yüz binlerce işçinin emeğine ve haklarına çöken, işçileri öldüren ve çolak bırakan tekstil patronlarının vahşi bir sömürü, kuralsızlık ve keyfiyet üzerine kurulu düzenleri zarar görmesin, sekteye uğramasın diye bu hukuksuzluğa imza atıp beni özgürlüğümden mahrum edenler bu yolda bizi, mücadelemizi engelleyebileceklerini sanıyorlarsa çok büyük yanılıyorlar.
MÜCADELE DİMDİK AYAKTA
Ben tutuklu olsam da sendikam BİRTEK-SEN, onun benden çok daha deneyimli, cesur ve kararlı yöneticileri; Antep'ten Urfa'ya, Malatya'dan Tokat'a BİRTEK-SEN öncülüğünde direnmeye, örgütlenmeye, mücadeleye devam eden işçilerin öfkesi, inancı ve kararlılığı dimdik ayakta. Hemen her gün mesajlarını alıyor seslerini duyuyorum. Tutuklandığım günden beri benle, sendikamla ve üyemiz işçilerle dayanışmasını eksik etmeyen, yaptıkları eylemlerle, açıklamalarla, topladıkları yüzlerce sendikacının imzalarıyla sınıf dayanışmasının, mücadeleci sendikacılığın onurlu sesini yükselten sendikaların ve sendikacı dostlarımızın sesini her gün duyuyorum.
'HEPİNİZİN DOSTU, KARDEŞİ, ARKADAŞI OLMAKTAN ONUR DUYUYORUM'
Başta neredeyse her gün ziyaretime gelerek, mahpusluğumun önemli bir kısmını adeta benle geçiren sendikamızın avukatı Esmer olmak üzere Antep'ten, Adana'dan, İstanbul'dan ziyaretime gelen, tutukluluğuma karşı olağanüstü bir hukuki mücadele veren, yüzlerce imzayla dilekçe veren avukat dostlarımın emeği çabası varken insanın içerde yalnız hissetmesi mümkün mü? Milletvekili seçildiği günden bu yana en çok Başpınar işçilerinin ve hakları için mücadele eden işçilerin sadece mecliste değil grev ve direniş alanlarında, mücadele ettiği her yerde sesi olan sendikamızın öncülük ettiği her grev ve direnişte olduğu gibi cezaevinde de beni yalnız bırakmayan, kahrımızı az çekmeyen vekilim, yoldaşım Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca başta olmak üzere, ziyaretime gelen DEM Parti milletvekili ve TÖP temsilcisi Perihan Koca, mecliste sesimize ses olan TİP Genel Başkanı sevgili Erkan Baş, bu hukuksuzluğu dile getiren, soru veren CHP'li ve diğer muhalefet partilerinden onlarca milletvekilinin bu hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı gösterdiği dayanışma öyle kıymetli ki. Ve mecliste olmayıp ama hayatın her alanında, sokakta bu çürümüş sömürü düzenine karşı mücadele eden sosyalist partiler, devrimciler...
Dışarıda olsalar, her zaman yaptıkları gibi bu hukuksuzluğu da yazacaklarından emin olduğum ve benimle aynı gerekçelerle tutuklanan değerli gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ gibi isimler tutuklanmalarına rağmen eğilmeden, bükülmeden, korkmadan gerçekleri yazmaya, konuşmaya devam eden, haksız yere tutuklananların sesini duyuran, adını sayamayacağım kadar çok gazeteciler varken yalnız ve çaresiz hissetmek mümkün mü? Ve akademisyenler, aydınlar, yazarlar, sanatçılar... Yüzlerce imzayla, sesiyle, sözüyle, kalemiyle bu hukuksuzluğa karşı duran, kavgamızın, ülkemizin, sınıfımızın, halkımızın yolunu, yüzünü ve ufkunu aydınlatanlar... İyi ki varsınız. Hepinizin dostu, kardeşi, arkadaşı, okuru, seveni, sevdikleri, tanıdığı olmaktan onur duyuyorum. Enseyi karartmak yok. Biz kazanacağız!”