İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, tutuklu bulunduğu İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'ndan yazdığı mektupla yaşadığı hukuki sürece tepki gösterdi. 1 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınan ve o tarihten bu yana Heval Savaş Kaya ile birlikte tutuklu yargılanan Soyer, 5 Ocak 2026 tarihinde yapılacak duruşmada tahliye olmayı beklerken yeni bir şok yaşadı. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan mektupta Soyer, İzmir'de adaletin ayağının kaymadığını, kasten ve örgütlü olarak düşürüldüğünü savundu.
Soyer mektubunda, dosyanın içinin boş olduğunun mahkeme heyeti dahil herkes tarafından anlaşıldığını ve tahliye umutlarının yüksek olduğunu belirtti. Ancak duruşmaya günler kala, 26 Aralık tarihinde dosyaya giren bir denetim raporu gerekçe gösterilerek hakkında ikinci kez tutuklama kararı verildiğini açıkladı. Raporda adının geçmemesine rağmen kooperatif modelini ortaya koyduğu için sorumlu tutulduğunu ifade eden Soyer, bu durumu milyonda bir ihtimal olarak gördüklerini ancak gerçeğe dönüştüğünü dile getirdi.
Tahliye beklerken ikinci kez tutuklandı
Tunç Soyer, kooperatiflerin iç işleyişiyle ilgili ayrılan dosyadan gelen rapor üzerine, tutuklu bulunduğu cezaevinde sabaha karşı ikinci kez tutuklandıklarını belirtti. Bu kararı, mahkeme heyeti tahliye verse dahi kendilerini içeride tutmaya yönelik bir hamle olarak yorumlayan Soyer, sürecin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı. İlk dosyada kamu kurumları üzerinden haksız kazanç elde etmekle suçlandıklarını hatırlatan eski başkan, ilgili tek kamu kurumu olan belediyenin zararı olmadığını beyan ettiğini, savcının da iddianamede kendisinin kişisel bir çıkar sağlamadığını kabul ettiğini aktardı. Buna rağmen tanımadıkları kişiler için menfaat sağlama şüphesiyle tutukluluklarının sürdüğüne dikkat çekti.
Aziz Nesin hikayelerine benzetme
Yaşananları "Aziz Nesin'lik bir hikaye" olarak nitelendiren Soyer, suçlamalar arasındaki çelişkilere dikkat çekti. Kooperatifle kentsel dönüşüm isteyerek belirsiz bir haksız kazanca mı yol açtıkları, yoksa birilerinin zimmetine para geçirmesine mi yardım ettikleri konusunun karıştığını ifade etti. Kooperatiflerde yaşanabilecek olası yolsuzluklardan belediyenin en üst düzey yöneticisinin sorumlu tutulmasını akıl ve mantık dışı bulan Soyer, durumu bir araba kaza yaptığında fabrikanın başındaki kişiyi tutuklamaya benzetti. Soyer, suçsuz ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini savundu.
Yargı mensuplarına vicdan çağrısı
Mektubunda İzmir Adliyesi'ndeki hakim ve savcılara da seslenen Tunç Soyer, hukuksuzluğa sessiz kalınmamasını istedi. Hukuk kurallarının birilerinin canını yakmak için eğilip bükülmesinin adalete olan güveni sarstığını belirten Soyer, yargı mensuplarının toplumsal düzenin teminatı olduğunu hatırlattı. Yaşanan süreci Orta Çağ'daki nesillerden intikam alma hırsına benzeten Soyer, içinde bulundukları durumu "hüsran" kelimesiyle özetledi. Mektubunu yeni yıl dilekleriyle sonlandıran Soyer, "Yarın inadına umut, inadına mücadele" ifadelerini kullandı.





