Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Büyükkent Şubesi önünde başlatılan ‘Gezi İçin Adalet Nöbeti’, 55’inci gününde Eğitim Sen üyelerinin katılımıyla devam etti. Eğitim Sen İstanbul Üniversiteler Şube Başkanı Beyzade Sayın, “AKP iktidarı, aslında bunu bir davaya dönüştürerek, kin ve nefret hukuku işleterek, yani düşman hukukunu işleterek arkadaşlarımızı cezalandırıyor ve öç çalıyor. Aslında o dönem Gezi’deki kalkışma, AKP iktidarının ilk yenilgiyle karşılaştığı bir kırılmaydı ve bizim arkadaşlarımızı, bir kumpas davasıyla seslerini, soluklarını kısarak tutsak hâle getirdiler” dedi.

Gezi Parkı davasında verilen cezalara ve tutuklamalara yönelik TMMOB İstanbul Büyükkent Şubesi önünde başlatılan Gezi İçin Adalet Nöbeti, sendikaların, derneklerin ve örgütlerin katılımıyla sürüyor. Bugün 55’inci tutulan nöbeti, Eğitim Sen üyeleri devraldı.

“Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı atılan nöbette konuşan Eğitim Sen İstanbul Üniversiteler Şube Başkanı Beyzade Sayın, Gezi direnişinin Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal hafızasına altın harflerle yazılacağını söyledi. Sayın, şöyle konuştu:

Önkibar'ın "çanta dolusu para" iddiasına suç duyurusu Önkibar'ın "çanta dolusu para" iddiasına suç duyurusu

“AKP İKTİDARININ İLK YENİLGİYLE KARŞILAŞTIĞI BİR KIRILMAYDI: Bu süreçte hepimiz oradaydık. Bu sürecin sonucunda da aslında bir dava denebilecek bir şey değil, bir siyasi kumpasla arkadaşlarımız karşı karşıya kaldılar. Bu kumpasın sonucunda da arkadaşlarımız, siyasal rehine olarak tutuluyorlar. Biz, arkadaşlarımızın bu tutsaklığına bir an önce son verilmesi ve Gezi kumpasının toplumun tarihsel ve siyasal süreçlerindeki kırılmalarına neden olacak etkilerini de biliyoruz. Çünkü AKP iktidarı, aslında bunu bir davaya dönüştürerek, kin ve nefret hukuku işleterek, yani düşman hukukunu işleterek arkadaşlarımızı cezalandırıyor ve öç çalıyor. Aslında o dönem Gezi’deki kalkışma, AKP iktidarının ilk yenilgiyle karşılaştığı bir kırılmaydı ve bizim arkadaşlarımızı bir kumpas davasıyla seslerini, soluklarını kısarak tutsak hâle getirdiler.

ARKADAŞLARIMIZI ALANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ: Biz de bu tutsaklığı tanımadığımızı belirtmek ve arkadaşlarımızın sesi, soluğu olmak için bugün buradayız. Bizim için ayrıca bir önemi daha var bu davanın ve bu tutsaklığın. Tayfun Kahraman, bizim şubemizin üyesiydi. Tabii Can Atalay ve Mücella Abla da bizim yakın dostlarımızdı, mücadele arkadaşlarımızdı. Bir an önce arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması ve bizlerle birlikte mücadeleyi sürdürmesi için gerekli olan her şeyi, her adımı her koşulda atacağımızı bir kez daha buradan ilan ediyoruz. Arkadaşlarımız özgür kalıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. Tabii adaleti sokakta arıyoruz. Bir ülkede adalet sokakta aranıyorsa artık tabiri caizse tuz kokmuş hâle gelmiştir. Dolayısıyla biz, bu süreçte, bunun hukuksuzluğunu bilerek arkadaşlarımızı alana kadar mücadele edeceğiz.”

GÖRKEM DOĞAN: BU BİR SİYASİ DAVA

Eğitim Sen eski yöneticisi Görkem Doğan da Gezi tutuklularından Tayfun Kahraman’ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde meslektaşları olduğunu anımsattı. Doğan, şunları söyledi:

“Tayfun Kahraman, şehir plancılığı bölümünde hocaydı ama daha önce doktorasını bizim okulda, siyasal bilgiler fakültesinde yaptı. Can Atalay, öğrenci hareketinden beri mücadele arkadaşım. 90’ların ortasında, özellikle demokratik üniversite için birlikte mücadele ettik. Mücella Abla, her zaman kent hakkı noktasında bizim önümüzü açan, mücadelede önderlik eden, ışık olan bir büyüğümüzdü. Diğer arkadaşlar da öyle. Adaletle falan alakası yok. Bu, bir siyasi dava. Siyasi davayla arkadaşlarımız tutsak alındı ve adalet yerini bulana kadar da biz mücadeleye devam edeceğiz. Onların unutulmasına izin vermeyeceğiz.”