Türkiye İşçi Partisi (TİP), bölgede ve Türkiye’de son dönemde meydana gelen gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Parti tarafından paylaşılan metinde, iktidarın dış politika tercihleri eleştirel bir dille ele alınırken, Ortadoğu genelinde tırmanan çatışmalara ve bölgesel istikrarsızlığa dikkat çekildi.

TİP tarafından yapılan yazılı açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:

"Bölgemiz ve Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeler, Saray Rejimi’nin emperyalist müttefikleriyle beraber Ortadoğu halklarını yeniden kanlı bir planın kurbanı haline getirdiğini göstermiştir.

1- ABD’nin başını çektiği, dünyanın neredeyse tüm gerici-ırkçı siyasi aktörlerini bünyesinde toplayan ittifakın bölgemizdeki öncelikli hedefi işgalci İsrail’in etrafındaki koruma zırhını genişletmek, Körfez sermayesiyle eşgüdüm içinde yol almak, enerji ve ticaret yollarında tam kontrol sağlamak, Çin’in mevcut ya da olası etkisini asgari düzeye çekmek, dolar hakimiyetini sürdürmektir.

2- Emperyalist hedefler doğrultusunda bugüne kadar Irak istikrarsızlaştırılmış, Suriye’de iktidar değiştirilmiş, Filistin halkına soykırımcı bir saldırı başlatılmış, Yemen’deki direniş zayıflatılmış, İran etkisizleştirilmeye çalışılmış, Afrika’nın Libya başta olmak üzere özellikle kuzey ve batı bölgelerinde pek çok ülkeye müdahalelerde bulunulmuş, Akdeniz’in çevresi silahlandırılmış veya silahlandırmaya uygun hale getirilmeye çalışılmıştır.

3- Saray Rejimi’nin misyonu Türkiye’yi bu planların uyumlu bir parçası haline getirmek, oluşabilecek fırsatları yandaş sermayenin girebileceği alanlar olarak değerlendirmek, böylece kendi ömrünü uzatmak olarak nitelendirilebilir. Nihayetinde bu rejim, Suriye’deki yıkımın baş aktörlerinden biridir, Gazze ve Filistin’deki yıkımın gizli destekçisi ve yeni imar planlarının ortağıdır.

4- Türkiye’deki iktidarın parçası olduğu bu uluslararası ittifaktan ve onun politikalarından halklar ve emekçiler için yararlı sonuçlar beklenemez. Emperyalistlerin ve ülkemizdeki işbirlikçilerinin bölgemiz için özgürlük, demokrasi, barış gibi hayalleri yoktur. Egemenlik alanlarını genişletmek için farklı tonlardan gerici, cihatçı, ırkçı, mezhepçi aktörleri kullanan bu siyaset bölge halkları için ölüm ve çatışma dışında bir şey vaat edemez.

5- Saray Rejimi, ABD’nin başını çektiği bu planda emperyalist ilişkiler ağında ağırlığını artıracak bir fırsat görmüş, ona entegre olmuştur. Saray'ın dilinden düşürmediği “Beka sorunu, İsrail tehdidi, terör meselesi, yerlilik-millilik, barış ve kardeşlik” gibi argümanlar bu eklemlenmeyi örtbas etmek için kamuoyunu manipülasyondan ibarettir. Bu sorunlar gerçekse bile, AKP-MHP koalisyonu ya bunları yeniden üretmiş ya da bir tanesinin çözümü için dahi tek bir somut adım atmamıştır.

6- Saray Rejimi, uluslararası planın parçası olmak ve kendi ömrünü uzatmak için Suriye’de ve Türkiye’de eş zamanlı adımlar atmıştır. Rejimin Türkiye’de muhalefeti, yasaları hiçe sayarak bastırmayı veya felç etmeyi hedefleyen hamleleri de bu adımların parçasıdır. Rejim, muhalif belediyeleri gasp etmiş, cumhurbaşkanlığı yarışındaki adayını hapsetmiş, ana muhalefet partisini parçalamaya girişmiş, yeni bir çözüm süreci hamlesiyle toplumdaki barış umudunu istismar ederek muhalefeti bölmeye, etkisizleştirmeye çalışmıştır. Bu sırada, Suriye’de cihatçılar güçlendirilmiş, Aleviler ve şimdi Kürtlere dönük kanlı saldırı ve katliam girişimleri desteklenmiştir. Gelinen aşamada, daha önce IŞİD’in saldırılarına uğrayan Suriyeli Kürtler şimdi de başka bir cihatçı güç olan HTŞ eliyle ama ABD ve Saray Rejimi’nin desteğiyle katledilmektedir.

7- Türkiye İşçi Partisi olarak bölgemizde ve ülkemizde barışın, kardeşliğin, laikliğin, eşitliğin ve özgürlüğün sesi olmaya devam edeceğiz. Bu rejimden, onun aktörlerinden, uluslararası ortaklarından hiçbir beklentimiz bulunmamaktadır. Türk, Kürt, Arap, Acem, Türkmen halklarının, bölgemizdeki farklı inanış, din ve mezheplerin tamamı, maalesef Türkiye’deki iktidar partilerinin de dahil olduğu bir uluslararası planın tehdidi altındadır. Bu plan, sermayeyi dizginleyecek her tür direnişe, her bir hak arayışına, özgürlüklere düşmandır. İstanbul’da halkın belediye başkanı olarak seçtiği İmamoğlu’nun da, Hatay halkının vekil olarak seçtiği Can Atalay’ın da, Hakkari’den vekil seçilen Selahattin Demirtaş’ın da hapiste olmalarının nedeni bir ve aynıdır. Saray Rejimi ve onun uluslararası ortakları kanlı planlarının sürmesini, önlerine çıkan tüm engelleri ortadan kaldırmak istemektedir. TİP, Türkiye’nin veya dünyanın neresinde olursa olsun eğilip bükülmeden, demokrasi, özgürlük ve barış düşmanlarının karşısında olmaya devam edecektir.

8- Aynı coğrafyada yan yana yaşayıp aynı alın terini döken Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Sünnilerin, Alevilerin birbirleri ile derdi olmamalıdır. Çıkar odaklarının kışkırttığı düşmanlık ile halklar arasındaki bu çatışma ve gerilimin ancak emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine yarayacağı unutulmamalıdır.

Kahrolsun halklara, emekçilere ve onların özgürlüklerine düşman emperyalistler! Kahrolsun emperyalistlerin yerli işbirlikçileri! Yaşasın emekçi halkların birlikteliği ve dayanışması!"