GÜNDEM

"Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili ise niye kayyum DEM Partili ve CHP'li belediyelerine uygulanıyor"

Tuncer Bakırhan, 'İçişleri Bakanı diyor ki, '31 Mart 2024'ten beri 1048 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472'si AK Partili belediye, 217'si CHP'li belediye, 78'i MHP'li belediye, 16'sı da DEM Partili belediye.' Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediye ise niye kayyum DEM Partili belediyelerine, niye görevden uzaklaştırma CHP belediyelerine uygulanıyor da AK Partili belediyelerine uygulanmıyor? Demek ki partisine göre hukuk uygulanıyor' dedi.

Abone Ol

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi.

Bakırhan, dünyanın artık yalnızca enerji kaynakları için kavga etmediğini, artık o enerjinin ve ticaretin geçtiği yollar üzerinde de kavga edildiğini belirterek, 'Güç savaşları artık boğazlarda, limanlarda, koridorlarda, geçitlerde yaşanıyor. Kapitalizm tarihi boyunca üretim ve tüketim krizleriyle milyonların hayatına karabasan gibi çöktü, insanlığa bir bela oldu. Şimdi de dolaşım kriziyle dünya halklarını tehdit ediyor. Enerjinin nereden geçtiği bir savaş ve kriz gerekçesine dönüşmüş durumda. Önümüzdeki günlerde de Malakka Boğazı başta olmak üzere kimi boğazları, geçitleri tekrar konuşmak durumunda kalacağımız görülüyor' dedi.

Bu çerçevede İran Savaşı'na bakıldığında terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın daha önceki görüşmelerden birinde üç önemli çizgiden bahsettiğini hatırlatan Bakırhan, 'Birinci çizgi İsrail çizgisidir. Bu savaşta hükmeden akıldır. İkinci çizgi İngiltere'nin başını çektiği çizgidir. Bu da denge ile oyalayan statükocu bir akıldır. Üçüncü çizgi de demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. Yani uğruna bedeller ödediğimiz, mücadele ettiğimiz çizgidir. Bu demokratik bir toplum isteği diyen bir akıldır. Şimdi başta İran olmak üzere birçok yerde aslında bu üç çizgi karşı karşıya duruyor. Birbiriyle mücadele ediyor. Biz tüm Orta Doğu'da olduğu gibi İran'da da demokrasi ve ortak yaşamı savunuyoruz. Sadece Kürtlerin halkını değil, Azerilerin, Beluçların, Lurların, Türkmenlerin en çok da 'Jin, Jiyan, Azadi' diyen İranlı kadınların hakkını, hukukunu savunuyoruz' diye konuştu.

'Hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AYM kararları uygulanabilir, halkın iradesine çökmüş kayyımlar kaldırılabilir'

Bakırhan, Türkiye'nin artık eski kodlarla, korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl siyasetle bölgeye yaklaşması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

'Ankara'nın dış müdahaleye karşı tutumunu anlamlı buluyoruz. Ankara Kürtlerin, kadınların, farklı hakların ve inançların tanınması için de Tahran yönetimine bir çağrıda bulunabilir. Bu, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirir. Barış eş zamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir. Barışın siyasal iklimini oluşturmak için de adımlar atılmalıdır. Bakın bizden önce Sayın Bahçeli aynen bu kürsüden şunları söyledi. 'Artık adımlarla ilgili oyalamaya ve oyalanmaya gerek yok' dedi. Evet, biz de katılıyoruz. Artık atılacak adımlarla ilgili ne oyalamaya ne oyalanmaya gerek var. Dün de Sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kime söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Adres kim? Kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yürütenler, karar vericiler bir an önce ellerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılması gereken adımları atmalıdır. Bunun için hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AYM kararları uygulanabilir. Hala halkın iradesine çökmüş kayyımlar kaldırılabilir. Yerine halkın iradesi getirilebilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağladığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa yol açılır, demokrasi gelir. Hepimiz nefes alırız.'

'Kişiye göre değil, herkese göre işleyecek güçlü bir siyasi etik yasasına ihtiyaç var'

Bugün Türkiye'nin barışından ekonomisine, umudundan mutluluğuna kadar her konudaki olumsuz sonuçların demokrasi ve hukuk krizi ürettiğini söyleyen Bakırhan, şöyle devam etti:

'Emin olun, bir avuç güvenli limanlarında yaşayanların dışında herkesin elinde fener, adalet ve hukuk arıyor memlekette. Böyle bir yaklaşım Kürtlerin de İran'daki ezilen haklar ve inançların da Ankara'yla olan bağını güçlendirir. İktidar, hukuk ve yargı mekanizmalarını muhalefeti kuşatmanın aracına dönüştürmüştür. Şimdi birileri çıkıp 'Ama yolsuzluk iddiaları var, ahlaksızlık iddiaları var' diyecek... Evet, biz asla yolsuzluk iddialarına da ahlaksızlıklara da gözlerimizi kapatmadık, kapatmayacağız fakat Türkiye'de hukuk eğilip bükülüyor. İktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk olmaz. Güçlüye ayrı, güçsüze ayrı hukuk olmaz. Zengine ayrı, yoksula ayrı hukuk olmaz. Bizim DEM Parti olarak çizgimiz nettir. Yolsuzluk iddiası sonuna kadar araştırılmalıdır. Yerel yönetimler dahil olmak üzere her düzeyde tam şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. Tam da bu nedenle kişiye göre değil herkese göre işleyecek güçlü bir siyasi etik yasasına ihtiyaç var.'

Bakırhan, 'Siyasi Etik Yasası'nın artık ertelenemeyeceğini söyleyerek, 'Siyasi etik yasası siyaset ile akçeli işler arasındaki bağları kesmelidir. Siyaset, bürokraside yükselme basamağı olmaktan çıkarılmalıdır. Seçilmişlerin siyaset yapma dışındaki tüm imtiyazları kaldırılmalıdır. Hodri meydan, DEM Parti buna var. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz. Buyurun, kim çalıyorsa yakasına yapışalım. Buyurun, kim halkın vergisinden aşırıyorsa peşini bırakmayalım ve hesap soralım. Haydi, var mısınız? Evet, büyük bir sessizlik var çünkü eninde sonunda bu konu da kendilerine doğru eğilecek. Bunu çok iyi biliyorlar' ifadelerini kullandı.

'86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimin normalleştirelim'

Toplumda ve anketlerde CHP'li belediyelere dönük operasyonların 'yolsuzlukla mücadele' olarak görülmediğini belirten Bakırhan, şunları kaydetti:

'Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak herkes bunu kabul ediyor. Bunu biz demiyoruz, İçişleri Bakanı bunu itiraf ediyor. İçişleri Bakanı diyor ki, '31 Mart 2024'ten beri 1048 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472'si AK Partili belediye, 217'si CHP'li belediye, 78'si MHP'li belediye, 16'sı da DEM Partili belediye.' En az biziz. Gerçi o soruşturmaların da niye açıldığını biliyoruz, kayyum atamak için... Hakkında soruşturma açılan her iki belediyeden birisi AK Partili belediyesi. Biz de soruyoruz. Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediye ise niye kayyum DEM Partili belediyelerine, niye görevden uzaklaştırma CHP belediyelerine uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor? Aynı karar 478'den tek bir tane belediye niye görevden almıyorsunuz? Aynı kararlık niye iktidar belediyelerine gelince uygulanmıyor. E demek ki partisine göre hukuk uygulanıyor. Bunun adil, hakkaniyeti bir açıklaması var mıdır Sayın Bakan? İktidardan olunca yolsuzluk serbest, iktidardan olunca hırsızlık, usulsüzlük serbest, muhalefete gelince nefes bile almak yasak. Vallahi böyle bir hukuk biz kabul etmeyiz. Kürtler kabul etmez, emekçiler kabul etmez, kimse kabul etmez.

İktidar yine ağzını açıyor, 'milli irade' diyor. Bakın son yerel seçimlerden bu yana yaklaşık 90 belediyede yönetim ya değişti ya da değiştirildi. Yaklaşık 9 milyon insanın iradesine müdahale edildi. Hani milli iradeye saygı? Sandığa saygı duymayan milli iradeden nasıl bahsedebilir? Sandığa saygı, milli iradeye saygı. Sandıktan çıkan iradeyi yargı masasında dizayn etme hevesi ülkeye istikrar getirmez; güvensizlik getirir, güvensizliği büyütür. Dünya sistemi yıkılıyor ve yeni düzen arayışları kanlı bir şekilde devam ediyor. Orta Doğu da bu kanlı arayışın tam merkezinde duruyor. Biz ise bu tarihi dönemece ekonomisi kırılgan, demokrasi ve iç barışı oldukça zayıf bir dönemde giriyoruz. İç siyasette iktidarla muhalefet arasındaki hukuk ve etik sınırlarını aşan rekabet 86 milyon ve gelecek nesiller için ciddi riskler oluşturuyor. DEM Parti olarak iktidar ve muhalefet partilerine teklifimiz şudur. Türkiye'de siyasi iklimin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oy sandığını, makamı, mevkiyi, popülizmi, rantı ve polemiği değil, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimin normalleştirelim. Buyurun, bu teklifimizi de bu grup toplantımız aracılığıyla siyasi partilere iletelim. Siyasi iklimin normalleşmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağımıza hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum.'