CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, 'TÜİK verilerine göre, son beş yılda yaklaşık 70 bin çocuk evlendirilmiş, bunların 65 bin 713'ü kız çocuğu. Ama şunu unutmayalım, bu rakamlar sadece istatistik değil, bu rakamlar, yarım kalan hayatlar. Söndürülen hayaller. Sessizleştirilen çocukluklar. Biz CHP olarak şunu savunuyoruz, evlilik yaşı istisnasız olarak 18 yaşın altında olmamalıdır' dedi.
CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Edremit Belediyesi'nin Tuzcumurat Belediye Sosyal Tesisi'nde düzenlediği 'Erken Yaşta Evliliğe Hayır' söyleşisine katıldı.
Nazlıaka, erken yaşta evlilikle, bir çocuğun çocukluğunun elinden alındığını belirterek, konunun yalnızca bireysel bir sorun değil, iktidarın denetimsizliğinin, ihmalinin, eğitimde fırsat eşitliği sağlanamamasının ve toplumda farkındalık oluşturulamamasının uzantısı olduğunu söyledi.
Bir çocuğun erken yaşta evlendirilmesinin, eğitimden koparılması, ekonomik bağımsızlığının elinden alınması, şiddet sarmalına hapsolması anlamına geleceğini belirten Nazlıaka, şöyle konuştu:
'Bu nedenle, erken yaşta evliliğe 'hayır' demek, aslında çocuk haklarına 'evet' demek ve toplumsal adalete 'evet' demek. Bugün sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde karşımızda ağır bir tablo var. Baktığımızda, 122 milyon kız çocuğu hala okula gidemiyor. Her 10 kız öğrenciden 4'ü ortaöğretimi tamamlayamıyor. Kişi başına düşen gelirin düşük olduğu ülkelerde 10 kızdan 9'unun internet erişimi yok. Bu tablo bize şunu söylüyor, eşitlik kendiliğinden gelmiyor. Eşitlik mücadeleyle ancak gelebiliyor.
Peki Türkiye'de durum ne? Eğitim Reformu Girişimi'nin Eğitim İzleme Raporu'na göre, Türkiye'de 805 bin çocuk, zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen örgün eğitimin dışında. Her üç çocuktan biri ciddi maddi yoksunluk çekiyor. 15-17 yaş arasındaki her dört çocuktan biri çalışmak zorunda kalıyor ve bu tablonun en kırılgan halkası yine kız çocukları. Öyle ki TÜİK bile bunu inkar edemiyor. TÜİK verilerine göre, son beş yılda yaklaşık 70 bin çocuk evlendirilmiş, bunların 65 bin 713'ü kız çocuğu. Ama şunu unutmayalım, bu rakamlar sadece istatistik değil, bu rakamlar, yarım kalan hayatlar. Söndürülen hayaller. Sessizleştirilen çocukluklar.'
'Bir çocuğun istismara rızası olabilir mi?'
Aylin Nazlıaka, sorunun bir de görünmeyen yüzü bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
'Şanlıurfa ve Gaziantep Saha Çalışması Raporu'na göre, aileler, yasal yaptırımlardan kaçınmak için çocukları hastanelere başka kimliklerle götürüyor. Böylece çocuk yaşta gebelikler sistemde görünmez hale getiriliyor. Kemik yaşı tespitiyle 'erken reşit' gösterilmeye çalışılan çocuklar var. Ensest ya da istismar sonucu doğan çocukların kaydı bile gizlenebiliyor. Ve tüm bunların üstüne, yargı süreçlerinde de adaletsizlikler yaşanıyor. Gaziantep ve Şanlıurfa'daki 553 soruşturmanın yarısından fazlası beklemede. 220 dosyadan yalnızca 55'i mahkemeye taşınmış durumda. Sorarım size, bir çocuğun istismara rızası olabilir mi? Biz CHP olarak şunu savunuyoruz, evlilik yaşı istisnasız olarak 18 yaşın altında olmamalıdır. Aile izni ve mahkeme kararı gibi istisnai uygulamalar kaldırılmalıdır. Denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Resmi nikah yerine dini nikahla yapılan evliliklerin önüne geçilmelidir. Çocuk evliliklerine aracılık edenler için caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Toplumsal farkındalık arttırılmalı, eğitime devamı destekleyen politikalar geliştirilmelidir. Medeni Kanun istisnasız uygulanmalıdır. Ama biliyoruz ki bu sorun sadece yasalarla çözülmez.'
'Ekonomik çaresizlik sürdükçe, çocuk yaşta evlilikler devam eder'
Bu sorunun, sosyal politikalarla çözüleceğini, bu amaçla kamucu bir dönüşüm gerçekleştireceklerini anlatan Nazlıaka, 'Paran kadar eğitim, paran kadar sağlık anlayışı son bulacak. Eğitim kesintisiz olacak. Eğitim nitelikli olacak. Eğitim herkes için erişilebilir olacak. Köy okullarının yeniden açılarak, taşımalı eğitim yerine yerinde eğitimden yurt imkanlarına, burslardan ücretsiz beslenmeye kadar güçlü bir sosyal destek sistemi kurulacak. Hiçbir aile, yoksulluk nedeniyle çocuğunu okuldan almak zorunda kalmayacak. Yoksullukla mücadele amacıyla da 'Temel Vatandaşlık Geliri' uygulamasını hayata geçireceğiz. Hiç kimse yoksulluğa hapsedilmeyecek. Sosyal yardımlar artırılacak. Mor ekonomi ile kadınların iş gücüne katılımı desteklenecek. Kırsal kalkınma projeleri yaygınlaştırılacak. Çünkü ekonomik çaresizlik sürdükçe, çocuk yaşta evlilikler devam eder' diye konuştu.
Aylin Nazlıaka, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacaklarını, kız çocuklarının değersiz görülme hali ve 'nasıl olsa evlenecek' anlayışı sürdükçe, bu sorunun kalıcı olarak çözülemeyeğini, bu yüzden eğitim müfredatından kamu politikalarına kadar her alanda eşitlikçi bir bakış açısını yerleştireceklerini anlattı.
Bir diğer politikalarının ise sağlık alanında olacağını aktaran Nazlıaka, şunları kaydetti:
'Erken yaşta gebelikler, hem anne hem çocuk için ciddi riskler taşır. Bu nedenle, ücretsiz sağlık hizmetleri, psikososyal destek mekanizmaları, rehberlik hizmetleri verilecek. Her çocuğun bedensel ve ruhsal bütünlüğünü korumak, devletin en temel görevidir. CHP olarak; bizim bakış açımız çok net: 'Çocuk gelin' diye bir kavramı kabul etmiyoruz. Çocuktan gelin olmaz. Çocuktan öğrenci, gelecek, hayal kuran birey, bilim insanı, sanatçı, sporcu, özgür birey, hak sahibi yurttaş, umut, yarın, aydınlık bir gelecek olur. Çocukla evlilik olmaz. Bunun adı istismardır. Ve istismarla mücadeleden taviz verilemez. Bu mücadele kararlı bir siyasi iradeyle gerçekleştirilebilir. O yüzden de öğretmenlerin, sosyal hizmet uzmanlarının, sağlık çalışanlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun da sürecin paydaşı haline getilmesi gerekir ve erken uyarı sistemleri kurulmalı, risk altındaki çocuklar zamanında korunmalıdır.'





