Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve beraberindeki heyet, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret ederek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ziyaret sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Temelli, Türkiye'nin Suriye'deki krizin kalıcı çözümü için aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi gerektiğini ve 10 Mart Mutabakatı'nın bir tarafı olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile resmi görüşmelere vakit kaybetmeden başlaması gerektiğini kaydetti. Temelli, ziyarette gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

"Suriye'de yaşananlar konusunda Türkiye inisiyatif almalı"

Temelli, "Suriye'de başlayan çatışmaların Terörsüz Türkiye sürecini etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Suriye'de çatışmalar demek aslında doğru olmaz. Suriye'de yine IŞİD zihniyetiyle bir saldırı var. İki mahalleye, hatta üç mahalleye yönelik bir saldırı var. Orada sivil halka yönelik bir saldırı var. Ve bu Türkiye'de öyle bir anlatılıyor ki sanki orada bir çatışma var, SDG ile Şam hükümeti arasında bir çatışma yaşanıyor şeklinde. Fakat orada SDG yok. Dolayısıyla sivil halk ciddi bir tehdit altında. Çok sayıda yaralı var. Son rakam 9'du ama 10 kişi ya da üzerinde ölüm bildirildi. Yaşamını yitirmiş insanlar var. Bir an önce bu saldırıların durdurulması gerekiyor.

Yeniden orada asayişin sağlanması gerekiyor. Bu asayişin bizzat oradaki yerel halkın var ettiği asayiş gücüyle olması önemli. Çünkü diyorlar ki böyle bir şey merkezi iktidar anlayışına uygun değil. Ama ortada merkezi bir asayiş gücü yok. Herkes gördü, izledi. IŞİD armalarıyla dolaşanlar var. İnsanlar güvenliğini kime teslim edecek? Orada yaşanmış katliamlar hafızalarda. Daha 10 gün olmadı; Yalova'da üç polis yaşamını yitirdi, sekiz polis yaralandı, bir cephanelik havaya uçtu. Her an her yer Yalova gibi bir vakayla karşılaşabilir. Orada yaşayan insanlar bunlarla beraber yaşıyor. Bu iki-üç mahallede bir an önce saldırılar durmalı. Bu konuda Türkiye inisiyatif almalı."

"Bir an önce Suriye'de 10 Mart mutabakı esasında görüşmelere dönülmeli"

Temelli, "AK Parti Grup Başkanvekili SDG, İsrail'in taşeron örgütüdür' dedi. Siz SDG'yi gelinen noktada nasıl tanımlıyorsunuz" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"SDG, Kuzey Doğu Suriye'de bir meclis hukuku esasında oradaki halkların oluşturduğu bir yapı. Suriye'deki savaş boyunca belki de en huzurlu bölge olageldi. Bir sürü diplomasiyi de bir arada yürüttü. Bu itham kabul edilebilecek bir itham değildir. Kabul edilebilecek bir yanı yoktur. İsrail’le kimin anlaşma yaptığını herkes biliyor. Şam hükümeti İsrail’le anlaşma yapıyor, sonra SDG’ye saldırı oluyor. Burada 'SDG ile israil anlaşıyor' deniyor. Bu aklımızla alay etmektir. Algı yönetmeye yönelik bir açıklama olsa gerek. SDG'ye yönelik tehdit dilini kabul etmiyoruz. Hem Türkiye’de hem Suriye'de müzakere zeminleri korunmalı ve devam etmeli. Suriye'de 10 Mart’ta başladı, Türkiye’de 1 Ekim’de başladı ve 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın deklarasyonuyla yol aldı. Her iki mecrada da müzakereler devam etmelidir. Bu konuda ısrarcı olacağız. Mücadeleye devam edeceğiz. Tıkanması ya da engellenmesine karşı ne olursa olsun karşısında olacağız. Bir an önce Suriye'de 10 Mart mutabakı esasında görüşmelere dönülmeli. Burada da süreç devam ediyor. Önümüzdeki salı günü komisyon toplanacak, rapora nihai hâlini vermek için çalışacağız.

Türkiye, gerçekten Suriye'nin meselelerini çözecek ve Suriye’nin, huzur içinde yaşamasını isteyecek bir pozisyon alacaksa mutlaka o arabuluculuğu yapmalı ve artık zaten 10 Mart Mutabakatı'nın bir tarafı olmuş SDG'yi muhatap kabul edip görüşmelere bir an önce başlamalıdır. Müzakereler böyle ilerler. Müzakerenin ilerlemesine katkı sağlayabilmek adına, muhakkak, bu görüşmelere, görüşmeleri ortadan kaldıracak bir pozisyon değil, görüşmeleri sağlayacak bir pozisyonda müdahil olmalıdır."

Temelli'den Öcalan-Abdi görüşmesi sorusuna yanıt: "Neden olmasın? Bir an önce olmasında yarar var"

Temelli, "Siz Mazlum Abdi'nin Öcalan'la görüşmesi için hükümete ya da Adalet Bakanlığı'na başvurdunuz mu, sordunuz mu? Nedir oradaki durduran süreci? Yani aldığınız yanıt ne karşı taraftan" sorusunu ise şu sözlerle yanıtladı:

"Bizim başvurumuz kapsamındaki bir konu değil. Yani onun muhatapları belli. O ilişkileri yürüten yapılar belli. Onların bu yönde bir talepleri gelirse zaten onlar kendi görüştükleri, müzakere ettikleri heyetle bunu konuşurlar. Ama biz her alanda diyalogların önünün açılmasını isteriz.

Dolayısıyla Türkiye’de de bu yaşadığımız sıkıntıları aşarken, işte son 1-1,5 yıla bakın, sıkıntıları hep eninde sonunda müzakereyle aştık. En az 4-5 kere bütün partileri ziyaret ettik. Dolayısıyla herkesi o komisyonda bir araya getirmek için çok çaba sarf ettik. Bütün ortaya çıkmış olan pürüzleri de en sonunda diyalogla aştığımızı gördük. Neden olmasın? Bir an önce olmasında yarar var. Ama dediğim gibi bunun muhatapları bu konuda bir görüşme sağlarsa bu yol da açılabilir."

DEM Parti İmralı Heyeti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmeye ilişkin soru üzerine Temelli, "Bir dönüş olmadı. Bizim bir talebimiz var. Ama herhalde Cumhurbaşkanı’nın programına göre bir dönüş olacak. Onu bekliyoruz. Henüz dönüş olmadı" dedi.

"Biz en düşük emekli maaşına odaklanıyoruz ama genel anlamda emekli maaşları düşük"

Temelli, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılacak olmasına ilişkin ise "Haftalarca insanları oyaladılar. En düşük emekli maaşında bir artış olacak diye insanları umutlandırdılar ve yine işte gördüğünüz gibi 18 bin 900 liradan 20 bin liraya çıktı. Bin 100 lira gibi komik bir artış söz konusu. Yapmasalar daha iyi. Yani bu alay eden bir anlayışla meseleye yaklaşmak yerine yapmamak bazen daha iyi olurdu. Biz en düşük emekli maaşına odaklanıyoruz ama genel anlamda emekli maaşları düşük. Yani ortalama emekli maaşı bile açlık sınırının altında bu ülkede. Ortalama emekli maaşı 27 bin lira, açlık sınırı 30 bin lira. Şimdi en düşük emekli maaşı gündemi kapladığı andan itibaren diğer emeklileri konuşabiliyoruz, ne asgari ücreti konuşabiliyoruz. Dolayısıyla topyekün bir iyileşme sağlanmadığı sürece bunu aşmak mümkün değil" değerlendirmesinde bulundu.