Sosyal medya hesabından saç örme videosu paylaştığı gerekçesiyle tutuklanan lise öğrencisi A.K.'nin, cezaevi girişi ve koğuşunda kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla hukuki süreç başlatıldı. Mezopotamya Ajansı’ndan Tolga Güney’in haberine göre, A.K.'nin Avukatı Edhem Kuruş'un Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuruda, olay tarihindeki görevli memurlar ve A.K.'ye koğuşta saldıran tutuklular hakkında "İşkence", "Eziyet", "Kasten Yaralama", "Görevi Kötüye Kullanma" ve "Denetim Görevinin İhmali" suçlamaları yöneltildi.

Çıplak aramanın onur kırıcı muamele olduğu belirtilen başvuru dilekçesinde, "Anayasa Madde 17 kapsamında güvence altına alınan kişi dokunulmazlığı ile maddi ve manevi varlığın korunması hakkını, çocuğun üstün yararı ilkesini, TCK Madde 94 kapsamında çocuğa karşı işkence yasağını ihlal etmektedir. Müvekkil, yerleştirildiği yaklaşık 20 kişilik koğuşta üç adli mahpus tarafından fiziksel saldırıya uğramış; başı duvara vurulmuş, saçları çekilmiş ve vücudunun çeşitli bölgelerine darbe almıştır. Müvekkil saldırganlar hakkında şikayetçi olmuş, sağlık birimine çıkarılarak revir raporu alınmıştır. Ancak idare, müvekkilin can güvenliğini etkin şekilde sağlamak yerine yalnızca koğuş değişikliği yapmakla yetinmiştir. Koğuş değişikliği sırasında müvekkilin eşyalarını toplamasına izin verilmemiş; yatak, battaniye ve temel ihtiyaçlara bir süre erişimi engellenmiştir. Bazı eşyaları halen teslim edilmemiştir. Devlet, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin, özellikle çocukların yaşam ve beden bütünlüğünü korumakla pozitif yükümlülük altındadır. Müvekkilin diğer tutuklular tarafından şiddete maruz bırakılması ve sonrasında gerekli koruma tedbirlerinin alınmaması bu yükümlülüğün açık ihlalidir" denildi.

HASTANEYE SEVKİ İSTENDİ

A.K. saldırganlar hakkında verdiği şikayet dilekçelerinin Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmediği vurgulanan başvuruda, "Soruşturma numarası alınmasının engellendiği anlaşılmaktadır. Bu durum, anayasal hak olan hak arama hürriyetinin kamu görevlileri tarafından fiilen engellenmesi anlamına gelmekte olup görevi kötüye kullanma ve suçu bildirmeme suçlarını da gündeme getirmektedir. Ceza infaz kurumunun şikayet mekanizmasını işletmemesi açık bir hukuka aykırılıktır. Müvekkilin maruz kaldığı şiddetin izlerinin tespiti ve yaşadığı ağır travmanın pedagojik olarak değerlendirilmesi için; müvekkilin tam teşekküllü bir hastaneye sevkiyle vücudundaki darp izlerinin, ekimozların ve travmanın tıbbi raporla saptanmasını, bir çocuk psikiyatristi ve pedagog eşliğinde muayene edilerek tutukluluğun ve şiddetin çocuk üzerindeki ruhsal etkilerinin raporlanmasını talep ediyoruz. Müvekkilin beyanları, fiziksel bulgular, olayın gerçekleştiği koşullar ve koğuş değişikliği süreci birlikte değerlendirildiğinde; hukuka aykırı arama uygulaması, çocuğa yönelik fiziksel şiddet, koruma yükümlülüğünün ihlali, koğuş değişikliği sırasında temel ihtiyaçlara erişimin engellenmesi gibi hususlarının bulunduğu açıktır" ifadeleri yer aldı.

GÖREVLİLER VE SALDIRGANLAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Somut olayda gerçekleşen fiillerin, anayasanın kişi dokunulmazlığı ile maddi ve manevi varlığın korunmasına ilişkin temel güvencelerini ihlal ettiği belirtilen başvuruda, "Aynı zamanda Türk Ceza Kanununun işkence, eziyet, kötü muamele ve kasten yaralama suçlarına ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte, çocuklara özgü koruma hükümleri ile infaz hukukunun temel ilkeleri de açıkça ihlal edilmiştir. Bu bağlamda sorumluluğu bulunan ilgili kamu görevlileri ve diğer kişiler hakkında gerekli soruşturmanın yürütülerek eylemlerine uyan suçlardan dolayı kamu davası açılmasına ve cezalandırılmalarına karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Şüpheliler hakkında ivedilikle soruşturma başlatılarak, delillerin karartılmaması için cezaevi kamera kayıtlarına doktor raporları, koğuş yerleştirme ve tutanak kayıtlarının savcılığınızca celb edilmesine, sorumlu tüm kamu görevlileri ve ilgili adli mahpuslar hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederim" diye belirtildi.

TUTUKLULUĞA DA İTİRAZ EDİLDİ

Öte yandan A.K.'nin avukatı, A.K. hakkında yazılan iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte İzmir 2'nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilen tensipli tahliye talebine de itirazda bulundu. İzmir 1'inci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan itirazda, "İddianame incelendiğinde kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı gibi suç oluşturan somut bir delil de bulunmamaktadır. İddianamede; örgütle organik bağ, talimat alma, süreklilik arz eden propaganda faaliyeti, hiyerarşik yapı içinde yer alma, finansal destek, toplantı/eylem katılımı gibi unsurlara dair tek bir somut delil bulunmamaktadır. İddianame dahi kuvvetli suç şüphesi değil, tartışmalı bir yorum içermektedir. Çocuk yargılamasında tutuklama son çaredir. Müvekkil 16 yaşında lise öğrencisidir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve çocuk adalet sisteminin temel ilkeleri gereğince tutuklama son çare olmalıdır. Çocuğun üstün yararı, eğitim hakkı ve psikolojik gelişimi ağır biçimde zedelenmektedir" ifadeleri yer aldı.

Ölçülülük ve orantılılık yasasının ihlal edildiği belirtilen dilekçede, "Tutuklama, peşin infaz aracına dönüştürülmemelidir. Oysa adli kontrol yeterlidir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; dosya kapsamı kuvvetli suç şüphesini ortaya koyacak nitelikte değildir. Tutukluluğun devamına ilişkin tensip kararı somut ve kişisel gerekçeden yoksun olup kaçma ve delillere etki etme riskine ilişkin objektif hiçbir olgu bulunmamaktadır. Çocuk adalet sisteminin temel ilkeleri, ölçülülük ve son çare olma ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, müvekkil suça sürüklenen çocuğun tutukluluğunun sürdürülmesi hukuka uygun olmayıp bu aşamada tutukluluğun devamı ölçüsüzdür. Bu nedenle çocuk müvekkil hakkında tahliye kararı verilmesini talep ederiz" denildi.