CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Birleşik Arap Emirlikleri ziyaretini eleştirdi.

Özel, “Süleyman Soylu Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmiş. Mayıs 2021, ‘ABD’yle birlikte Birleşik Arap Emirlikleri 15 Temmuz Darbesi’nin failleridir. Bugün Cumhurbaşkanımızı anti semitizmle suçlayanlar, 15 Temmuz’u yapanları ABD’de saklıyorlar. Ortakları da Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu söylemler için sipariş vermiş anlaşılmıyor mu? Yalan ve iftirayla Türkiye iktidarını yıpratmak istiyorlar.’ Bunu söylediği şahsın gitmiş elini sıkmış. Bu ‘u’ dönüşü falan değil. Bu omurgasızlık. Bu siyasi karaktersizlik. Bu para için söylemi terk etmek demek. Sen FETÖ’nün finansmanıyla 51 tane il gezip ‘evet’e çalıştın. Sonra da FETÖ’nün lansmanıyla AK Parti’ye karıştın. Senin özün, kökün seni oraya getirenler hep o FETÖ’cüler. Şimdi FETÖ’nün lansmanıyla, finansmanıyla başımıza dert olmuş birisi gitmiş 15 Temmuz’un finansörü dediklerinin elini sıkıyor, pişkin pişkin gülüyor. Bunlar iktidarda kalmak için yarın gidip Fetullah Gülen’le de el sıkışır, Soylu’ya vazife verilsin gider elini de öper” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel bugün TBMM’de basın toplantısı yaptı. Özel, şunları söyledi:

“ÖYLE BİR DURUMA GETİRDİLER Kİ REJİMİ KİMSENİN MECLİS’İ, MECLİS’İN KARARINI TAKTIĞI YOK”

“Elimizde bu Meclis’e karşı yapılmış büyük bir saygısızlık var. Dün TBMM beş grup ve bağımsız milletvekilleri Meclis’in normal akışı içinde başkanlığın sunuşlarını dinliyoruz. Başkanlık, Mustafa Şentop Avusturya Meclis Başkanı Wolfgang Sobotka’nın vaki davetine icabet etmek üzere 28-29 Kasım tarihlerinde Avusturya’ya resmi bir ziyarette bulunması planlanıyor ve Genel Kurul’un onayı isteniyor. Bu okunurken çoktan Mustafa Şentop’un Avusturya’daki temaslarıyla ilgili basın özetlerini okumuştum. Meclis oy verirse gidecek.

Öyle bir duruma getirdiler ki rejimi kimsenin Meclis’i, Meclis’in kararını taktığı yok. O gidiyor karar arkadan gelir. Süleyman Soylu’nun muhtarlara verdiği, ‘siz yıkın karar arkadan gelir’ söyleminin çok daha ilerisinde, milletvekillerinin gözünün içine baka baka en çok da kendi milletvekillerine, ‘kardeşim siz burada parmaktan ibaretsiniz, biz kararı veririz, sizde ona göre oy kullanırsınız’ diyor. Bunu içine sindirebilen bütün AK Parti milletvekillerine hediye ediyoruz. Bir ülkede Meclis bu hale geliyorsa bir iktidar partisi grubu da buna sessiz kalıyorsa daha söylenecek bir şey yok. Tek adam rejiminin Meclis’i nasıl gördüğü, özellikle kendi milletvekillerini nasıl gördüğü noktasında önemli tarihi bir belge olarak not ediyoruz.

“SEÇİMLERİ İLK TURDA KAZANMAK İÇİN SON DERECE MOTİVEYİZ”

Seçimleri ilk turda kazanmak için son derece motiveyiz. Çalışmalarımızı da ona göre sürdürüyoruz. İkinci tur hesapları yapanların, ‘ikinci turda bayrama mı denk geliriz’ diyenlerin, ‘Birinci turda kaybeder miyiz, ikinci tura götürebilir miyiz’ hesabında olanlar döndüler ve hep birlikte bu metne saldırmaya başladılar.

Bugüne kadar Altılı Masa ‘dağıldı, dağılacak’ demekten bizim gerçekleştirdiğimiz ortak işleri görmeyenler bunu konuştular. Ama Türkiye üzerinde uzlaşılan metni konuştu. Tabi talimat saraydan olunca hep bir ağızdan saldıracaklar. Dün Devlet Bahçeli kürsüye çıktı eline iki tane Anayasa taslağı almış. Bunlardan bir tanesi kendi partisinin taslağı diğeri kurucusu olduğu vakfın TASAV’ın taslağı. Bir tane de AK Parti’nin var etti mi sana üç tane taslak, bir ittifak üç taslak. ‘Altılı Masa’da mutabakat sağlanamıyor’ diyorlar. Altı lider çıkmış aynı taslağı tutuyor elinde. ‘Bizim metnimiz bu’ diyor. Cumhur İttifakı’nda iki partinin üç tane taslağı var. Üzerlerinde uzlaşabildikleri bir metin görmedik. Diğer taraftan MHP, 'altınız bir yanda, ikimiz bir yanda’ diyor. Büyük Birlik Partisi’ne ne oldu? Her gün çıkıp rolünü büyüterek bir şeyler söyleyen Destici. Benim bastırmamla üçünüz nikahta bir tane fotoğraf çektirdiniz. Bizimkiler her seferinde altılı fotoğrafı en güzel şekilde veriyorlar. Mutabakat metnini imzalıyorlar. Bunlar üç partiydi Bahçeli niye iki partiye indirdi?

“BAHÇELİ TUHAF HESAPLARINA DEVAM EDİYOR”

Bahçeli tuhaf hesaplarına devam ediyor. Geçmişte yaptığı matematik hesaplarıyla güldüren, eğlendiren şimdi, ‘bizce beşer yıllık üç dönem olsa etti mi sana üç kere beş yirmi beş’ diyor. Üç kere beş yirmi beş etmez de Tayyip Erdoğan, ‘iki kere iki beş eder’ dese Bahçeli, ‘Tayyip Bey kerrat cetvelindeki tarihi hatayı düzeltti’ der. Şimdi de o kerrat cetveliyle sarayım cetveliyle çarpınca Allah böyle şaşırtıyor işte. Böyle yalan yanlış konuşuyorsun.

Esas mesele kazanacak bir ümit veremedikleri için kaybettirmeye, karşı tarafa saldırmaya oynadıklarının açık beyanıdır. Bir partinin liderine milletin yüzde 60’ından oy alması beklenen, son seçimde bile yarısından neredeyse oy almış olan siyasi partilere lakap takmak ‘Altılı Ganyan’ demek yakışır mı? Burası ‘Altılı Ganyan’sa siz sıralı üçlüydünüz düne kadar şimdi ikili bahse mi döndünüz? Hanginiz hanginizi ne zaman nerede bırakacak? Gemiyi ilk kim terk edecek?

Bana ‘Tipi Tip’ dedirdiler, ‘gözlüğümü de burnumu da seviyorum’ dedim. En neşeli kahraman, çocukların hepsi Tipi Tip’i sever. Ama bir de siyasetin Gargamel’i olmak var. O gün sen bunu hesap etmedin mi diye odandan kovduğun adam bugün anlaşılan yine metne katkı vermiş. Sıralı üçlü yattı, ikili bahse bakacak Cumhur İttifakı. Milletin kuponunu bilemem de gönlünde hiç yoksunuz. Geçmişte banko oynayanların seçim günü geldiğinde sizi nasıl yarış dışı bıraktıklarını göreceksiniz. Geçmişte ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ sizin laflarınız. O koşuda protesto vardı mesela hile olduğunu yönelik itiraz var. Hepsinin birden hesabını o son koşuda göreceğiz. Nal toplayacaksınız.

“12 CUMHURBAŞKANI KARARNAMESİ, 19’DA KANUN İPTAL EDİLDİ”

🔴CANLI BLOG | Maraş’ta şiddetli deprem: Birçok kentte binalar yıkıldı 🔴CANLI BLOG | Maraş’ta şiddetli deprem: Birçok kentte binalar yıkıldı

Bugün sabah yine bir Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının üyelerinin tamamına yakınını atadığı hatta sözde tarafsız cumhurbaşkanı dönemini de kattığınız zaman üyelerinin tamamını atadığı bir Anayasa Mahkemesi’yle karşı karşıya değiliz. Hepsini Tayyip Bey atadı. Şimdi geldiğimiz noktada mızrak çuvala sığmıyor. Elbette ki pek çok yerde vermeleri gereken kararları vermiyorlar, veremiyorlar. Oy çokluğuyla da olsa Tayyip Erdoğan’ı rahatsız edecek çoğu kararı alamıyorlar. Ama bir gerçek var Anayasa’nın 104’üncü maddesinin 17’inci fıkrası açık. ‘Kanunla düzenlenen yere Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olmaz’ diyor. Tuttular, ‘Türk Akreditasyon Kurumu’nun personeline ilişkin düzenleme’ Genel Kurul’da defalarca söyledik ‘yapamazsınız’ diye. Sosyal güvenlikle ilgili personelle ilgili düzenlemeye Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olmaz. 5510 sayılı yasa var, orada düzenleniyor. Yine yaptılar, başvurduk yine iptal edildi. Sembolik önemi şu: Bu sene iptal edilen 12’inci Cumhurbaşkanı Kararnamesi, 19’da kanun iptal edildi.

İktidarlarının 20’inci yılında kendileri için Anayasalar her doğana yapılacakken Erdoğan’a yapılmış bir Anayasa’yı her gün çiğneyen bir iktidar var. Bir de Anayasa’ya aykırılık iddia ettiğimizde büyük büyük laflar ediyorlar. Sonuçta Anayasa Mahkemesi’nin durumu belli kompozisyonu belli ama bu kadar açık ihlalleri halen daha usanmadan yapan Anayasa’yı her gün çiğneyen bir tek adam rejimi bir saray rejimiyle karşı karşıyayız.

“MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI’NA BAĞLI ASKERİ PERSONELE AYDA 180 LİRA VERİYORLARMIŞ”

Kamuda çalışan personelin promosyonla ilgili şikayetleri oldu. Uğraştık, biliyorsunuz hep beraber mücadele ettik Süleyman Soylu jandarmayı, polisi inanılmaz mağdur etmişti. Bankaların promosyonlarını kendilerine alıp polislere komik promosyonlar ödüyorlardı. Büyük mücadeleler sonunda onlar düzeldi. Şimdi önümüzde halen daha Diyanet personelinin promosyon sorunu duruyor. Millî Savunma Bakanlığı’na bağlı askeri personele ayda 180 lira veriyorlarmış. Bu konuda mücadele ediyoruz bu iki, emekli maaşını PTT’den alan emeklilerin promosyonları çok düşük bununla mücadele ediyoruz bu üç, bunların peşini bırakmayız. Ey Hulusi Akar geleceksin buraya senin personelin 180 lira alıyor. Oysa emekli tek başına karar verdiğinde 8 bin lira 10 bin lira promosyon alabiliyor. Koca silahlı personel, silahlı kuvvetler adına pazarlık edecek bu rakama rıza gösterilecek. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok.

Vatandaş özel sektörde çalışıyor. En büyük isyan çağrı merkezi çalışanlarından geldi. Sonrasında baktık ki pek çok yerde sorun var. Kamu da değil özel sektörde çalışanların maaşı için şirket bankayla anlaşma yapıyor, parayı şirket alıyor. Kanun teklimiz o dur ki; aradan şirketi çıkartıyoruz. ‘Bankalar maaş yatırdıkları kişilere promosyonları doğrudan ödesinler’ diyoruz. Bütün yolsuzluklar ortadan kalkıyor. Yılda 8-9-10 bin lira haksızlık yapan patronun cebinden çalışanın cebine girse fena mı? Böyle bir kanunu böyle bir Meclis’te gündeme almama gerekçeniz nedir?

“KAPANAN BELEDİYELER BİRİNİN DERDİ DEĞİL BU ÜLKENİN SORUNU”

Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘burada bol bol masada toplanıp dağıtmak çıkar. Eski Türkiye’nin ipiyle indikleri kuyudan terör örgütlerinin güdümündeki partiyi kollayan teklif çıkar.’ Ne oldu bu laflar? Ezberlemiş bu lafları söylüyor. Ne çıktı ortaya? Şimdi, ‘Masanın etrafındakiler bunlara ne verirsek mutlu olurlar buna çalışmışlar. Birinin derdi kapanan belediyeler, bundan sonra kapatılmayacakmış. Diğerinin derdi Hazine yardımı azmış. Herkese bir şey verelim suretiyle oy toplayacaklar’ diyor. Kapanan belediyeler birinin derdi değil. Bu ülkenin sorunu oy verenlerin derdi. Sen küçücük bir parti noktasından iktidar partisi noktasına gelirken demokrasinin her imkanından yararlandın. Ama kimse senin kazandığın belediyeye kayyum atamadı. Sen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandığında o gün ülkeyi yönetenler Recep Tayyip Erdoğan, ‘şunu odağı olmuş, bunun odağı olmuş’ deyip seçildiğinin 10’uncu gününde oraya kayyum atasaydı, belediye başkanlığı yaptırmasalardı, sonra seni okuduğun bir şiirden dolayı siyasetten menettiler. Cumhuriyet Halk Partisi o gün sizinle birlikte Anayasa değiştirip ‘böyle şey olmaz’ dedi. Bir genel başkan partisi kazandıysa milletvekili de olabilmelidir, başbakan da olabilmelidir. Biz kayyum atanan belediyelerde kimine yüzde 83 oy vermiş seçmen sen hazmedememişsin kayyum atıyorsun.

Koskoca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi burada milletvekili olan belediyenin eş başkanı Selçuk Bey. Milletvekiliydi zaten dokunulmazlığı var. Gitti başvurdu, kâğıt aldı aday olabilir. Diyarbakır Belediyesi’ni kazandığı gün soruşturma başlatıp belediyeyi elinden aldınız. Hiçbir başkana nasip olmayacak en yüksek oyla seçilmişlerdi. Burada Diyarbakır halkına hakaret var. ‘Sen seçemezsin. Beni seçmediysen hiç kimseyi seçemezsin. Ya benimsin ya kimseninsin’ bu yaklaşımlar. Biz burada millete taaddütte bulunuyoruz ‘başa geleceğiz ama senin kararına saygılı olacağız’ diyoruz. Biz iktidardayken sen Kayseri Belediyesi’ni tekrar kazansan oraya kayyum atasam hoşuna mı gidecek? Bunu yapmayacağız diyoruz. Demokrasiyi sırf kendisini iktidarda tutmak için bir araç ve iktidarda kaldıktan sonra demokrasiyi mümkün olduğu kadar kısıtlayacağı bir araca dönüştürmekten başka bir hesabı olmayanın anlayacağı budur.

“DAMADIN ÖRTÜLÜ OLARAK YÖNETTİĞİ, YÖNETTİRDİĞİ ÜLKEDE HERKES PERİŞAN DURUMDA”

Hazine yardımında benim sorunum yok ki. Hazine yardımında en çok anlatan en çok ağlayan Büyük Birlik Partisi. Sanki millete dağıtıp oy alacağız. Küçük partilerin, üye sayısı az partilerin, yeni kurulmuş partileri siyasete dahil olması konusunda önüne engel koymama işidir bu. Artık demokratik şeyleri eleştiriyorsunuz. Bir de ‘bunların derdi ülkeyi yönetmek değil, devletin imkanlarıyla kendileri arasında bölüşecek paravan bir şirket kurmak. Biz size paravan şirket kurdurmayız’ demiş. Yıllar önce biz devleti 'şirket gibi yöneteceğiz’ diyordun. O hale dönüştürdüğünüz yapıyı yeniden ciddi bir devlete, millete karşı, halka karşı sorumluluk duyan bir yürütmeye kavuşturmak istiyoruz. Çok iyi yönetilen aile şirketleri var o ayrı konu, ülkenin görünümü dışarıdan baktığında aile şirketini bile göstermiyor. Ben buraya geldim başa oturdum ‘kasaya damadı oturtmayı düşünüyorum’ dedin. ‘Eğitimi yok’ dediler, ‘altı ay kur aldırdık’ dedin. O damat bu ülkeyi bu noktalara sürükledi. Hala o damadın örtülü olarak yönettiği, yönettirdiği ülkede herkes perişan durumda. Ne enflasyon kontrol altına alınabiliyor ne dolar kuru… Bu kadar işsizlik var bu kadar yoksulluk var.

“ANAYASA’YA GÖRE KABİNE MASASI BİLE ORTADA YOK. SEN AİLE MASASINDAN MEMLEKET YÖNETİYORSUN”

Kasada damat vardı 128 milyar doların uçtuğunu başkasından duydun. Damadın ‘af’ talebini kabul ettin. Örtülü Çevre Bakanı hanımefendi, milli eğitim meselelerine mahdumlardan biri bakıyor. Bir tanesi spor işlerine bakıyor Okçuluk Vakfı’ndan. Kadın bakanlığını örtülü olarak kızın yönetiyor. Bir damat savunma sanayi işlerine bakıyor. Biz miyiz ülkeyi aile şirketine çeviren? Aile masasıyla, kabine masasının birbirine paralel görevleri var. Anayasa’ya göre kabine masası bile ortada yok. Sen aile masasından memleket yönetiyorsun.

 Bu ülkede en iyi çevreden anlayanın senin eşin olması, kadın sorununu en iyi bilenin kızın olması, spor işlerinden anlayanın oğlun olması, Milli Eğitim’e TÜRGEV’i, TÜGVA’sı mümkün mü böyle bir şey? Kendi aralarında paylaşmak işte bu. Dünya kadar makamı, mevkiyi eski bakana, eski milletvekiline, ona, buna, yandaşa dağıtan sen değil misin? Çifter maaşları dağıtan sen değil misin? Utanmadan sıkılmadan bunları söylüyorlar.

“BUNLAR İKTİDARDA KALMAK İÇİN YARIN GİDİP FETULLAH GÜLEN’LE DE EL SIKIŞIR”

Süleyman Soylu Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmiş. Mayıs 2021, ‘ABD’yle birlikte Birleşik Arap Emirlikleri 15 Temmuz Darbesi’nin failleridir. Bugün Cumhurbaşkanımızı anti semitizmle suçlayanlar, 15 Temmuz’u yapanları ABD’de saklıyorlar. Ortakları da Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu söylemler için sipariş vermiş anlaşılmıyor mu? Yalan ve iftirayla Türkiye iktidarını yıpratmak istiyorlar.’ Bunu söylediği şahsın gitmiş elini sıkmış. Birleşik Arap Emirlikleri’nin hem başkan yardımcısı hem İçişleri Bakanı. Bu ‘u’ dönüşü falan değil. Bu omurgasızlık. Bu siyasi karaktersizlik. Bu para için söylemi terk etmek demek. Söylediği günkü samimiyetsizliğini söylemek demek. İktidarda tutunabilmek için bir darbeyi araçsallaştırıp o darbeyi yapanlarla samimiydi Soylu. Burada iki kez yüzüne sorduk hala cevaplamış değil. 2010 referandumunda Demokrat Parti sana ‘hayır’ diyeceğiz dedi. Sen FETÖ’nün finansmanıyla 51 tane il gezip ‘evet’e çalıştın. Sonra da FETÖ’nün lansmanıyla AK Parti’ye karıştın. Senin özün, kökün seni oraya getirenler hep o FETÖ’cüler. Şimdi FETÖ’nün lansmanıyla, finansmanıyla başımıza dert olmuş birisi gitmiş 15 Temmuz’un finansörü dediklerinin elini sıkıyor, pişkin pişkin gülüyor. Bunlar iktidarda kalmak için yarın gidip Fettullah Gülen’le de el sıkışır, Soylu’ya vazife verilsin gider elini de öper.

“FETÖ’DEN BİRÇOK SİYASİ İHRAÇ VARDIR AMA FETÖ’DEN İLK SİYASİ İHRAÇTIR KENDİSİ”

FETÖ’den birçok siyasi ihraç vardır ama FETÖ’den ilk siyasi ihraçtır kendisi. Demokrat Parti bunu referandumda ‘hayır’ diyecektik, FETÖ’nün hesabına ‘evet’ diye çalıştığı için partiden ihraç etti. Kendi partisindeki dönemde de söylemeye utanacağım kişisel ihtiyaçlarını bile parti parasından harcadığı için Anayasa Mahkemesi tarafından aldığı cezası, yapılan tespiti de mevcut. Türkiye İçişleri Bakanlığı’nı bunlar yönetiyor. O yüzden utanmaz. O yüzden utanmadan sıkar o eli. O yüzden önüne gelene ‘terörist’ diyenler, dün ‘terörist’ dedikleriyle bugün can ciğer kuzu sarması olurlar. Bunların yönetim anlayışı budur.”

Basın mensuplarının İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu’yla ilgili sorularını da yanıtlayan Özel, “Milletin gözü kulağı bizdedir. Açlığı, yoksulluğu, işsizliği bitirelim diye. Geçmiş haftalarda tüketilen bir tartışmayı yeniden ısıtmanın Cumhur İttifakı’na faydası olabilir Millet İttifakı’na yoktur. İki partiden karşılıklı gelen sağ duyulu açıklamalar tarafımızı da memnun etmiştir. Bundan sonraki süreçte milletin kulağına güzel gelecek şeyler söyleyelim” dedi.