Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Kırgız Cumhuriyeti Jogorku Keneşi Başkanı Nurlanbek Turgunbek Uulu ile TBMM Tören Salonu'nda ortak basın toplantısı düzenledi.
Kırgızistan ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilere dikkati çeken Kurtulmuş, "Kırgızistan'a resmi ziyarette bulunmuştum. Bu ziyaret vasıtasıyla da bir iade-i ziyaret gerçekleştiriliyor. Böylece iki ülkenin zaten hükümetler arasında Sayın Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sadır Çaparov'un öncülüğünde Türkiye ile Kırgızistan arasında son yıllarda giderek gelişen ilişkileri parlamentolar arasındaki ilişkilerde yansımasını ben büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. Daha fazla da geliştirmeye niyetliyiz, kararlıyız" diye konuştu.
"Müzakere yapar, oylamamızı gerçekleştirir ve komisyon olarak görevimizi tamamlarız"
Ortak basın toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye sürecinde artık son viraja girildi. Geçtiğimiz hafta komisyonun rapor yazımı ekibi çalışmalarının sona geldiğini açıklamıştı. Bununla ilgili bir gelişme var mı? Toplantının zamanı belli oldu mu ve rapor yazımı tamamlandı mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Çok titiz bir çalışmayı sürdürüyoruz. Önce 20 komisyon çalışmasında Türkiye'nin farklı kesimlerinden 137 değerli insanı burada dinledik. Herkes kendi görüşlerini ifade etti. Fevkalade olgun bir demokratik zeminde kimsenin bir diğerinin görüşüne müdahale etmeden bu salona bildiğiniz gibi müzakereler gerçekleşti. Arkasından komisyona katılan bütün siyasi partiler, kendi siyasal tutum belgeleri mahiyetindeki konuya ilişkin raporlarını TBMM Başkanlığı'na takdim etti. Bu da biliyorsunuz kamuoyu ile paylaşıldı. Bu da Meclis'in internet sitesi aracılığıyla paylaşıldı. Grubu bulunan partilerin temsilcisi olan arkadaşlarımızla beş toplantı yapıldı. Grubu bulunmayan partilerin temsilcilerini de davet ettik onlarla da görüşmeler yapıldı. Sonuçta ilk raporlara baktığınızda partilerin arasında çok kolay uzlaşılacak bir zemin görünmüyor ama bu toplantılarla uzlaşılacak konular tespit edildi ve aşağı yukarı ana çerçeve ortaya çıkarılmış oldu. Fevkalade verimli, disiplinli bir çalışma ile nihai noktaya doğru gelindi. Dün akşam itibarıyla bu beş arkadaşımıza kişiye özel olmak üzere bir taslak metini olgunlaştırarak gönderdik. Önümüzdeki günlerde burada tekrar 50 milletvekili arkadaşlarımız bir araya getirerek müzakere yapar, oylamamızı gerçekleştirir ve komisyon olarak görevimizi tamamlarız, raporumuzu TBMM Başkanlığı'na takdim ederiz"
"içerikle ilgili ağzımdan bir kelime dahi alamazsınız"
Kurtulmuş, "Ortak raporla ilgili 'umut hakkı' tartışmaları vardı. Bu konuda bir içerik olacak mı ortak raporda. Komisyonun görev süresi uzar mı ortak rapor yazımı uzarsa?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Komisyonda hazırlık süreci içerisinde tartışılan konuların ne olduğunu rapor tam nihai şekliyle ortaya çıktıktan sonra kamuoyu ile paylaşmak en doğrusudur. Dolayısıyla içerikle ilgili ağzımdan bir kelime dahi alamazsınız. Komisyonun görevi bu raporu hazırlamak. Çalışmalarını tamamlamak. TBMM'ye sunmaktır. Bu komisyon kendisi yasa yapıcı bir komisyon değildir. Bu komisyon ne yasa hazırlıyor ne de Anayasa hazırlıyor. En başından beri bu ortak bir eğilim olarak söyledik. Komisyonun bu kadar büyük ve geniş dinlemeler ve uzun tartışmalarla geldiği nokta Türkiye'nin tarihi sürecinde Türkiye'de tam manasıyla barışın, huzurun, esenliğin sağlanmasının imkanının ortaya çıktığı bu süreçte, siyaset olarak biz konuya nasıl yaklaşıyoruz, bunun çerçevesini oluşturmak, bu çerçevede hazırlanmasını öngördüğümüz yasal düzenlemeler de dahil olmak üzere bu çerçeveyi TBMM Genel Kurulu ile paylaşmaktır. Komisyonun vazifesi bellidir. İlk toplantıda kabul ettiğimiz komisyonun çalışma usul ve esaslarına ilişkin prensipler çerçevesinde de komisyon şimdiye kadar büyük bir olgunlukla, büyük bir fedakarlıklar vazifesini yetine getirmiştir. Çok az bir zaman kaldı. Bunu oyladıktan sonra da komisyonun görevi sona erecektir."
"Suriye halkının bir ve beraber olarak barış içinde yaşaması hiç şüphesiz Türkiye’de de istikrarı, barışı takip edecek"
Kurtulmuş, "Suriye hükümeti ve SDG arasında yapılan anlaşma sonrasında son durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gelişmelerin sürece etkisi ne olur?" sorusunu da şöyle yanıtladı:
"Suriye'ye başından itibaren yakından takip ediyoruz. Suriye'deki gelişmeleri olumlu ve önemli gördüğümüzü kaydetmek isterim. Devrimin gerçekleştiği günün sabahında söylediğimiz şey şuydu: Biz bundan sonra Suriye’de 3 önemli hususun altını çizeriz. Bunlardan birisi, uzun yıllardır terör örgütlerinin cenneti haline gelmiş olan Suriye topraklarında artık hiçbir terör örgütü barınmasın. İkincisi, Suriye'nin toprak bütünlüğü sağlansın. Üçüncüsü de Suriye'deki bütün etnik, mezhebi farklılıkları ile birlikte Suriye halkının tamamının temsil edildiği yeni bir Suriye yönetimi kurulsun. Suriye yönetimi ile SDG arasında varılan anlaşma da bu konudaki temennimizin somut bir şekilde yansımasıdır. Ümit ederim ki herhangi bir provokasyona meydan bırakmadan bu entegrasyon süreci başarıyla tamamlanır ve Suriye'de farklı toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir yönetim dönemine geçilmiş olur. Suriye’de silahların susması, barışın sağlanması; Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Sünnilerin, Dürzilerin, Ezidilerin bütün Suriye halkının bir ve beraber olarak barış içinde yaşaması hiç şüphesiz Türkiye’de de istikrarı, barışı takip edecek, bütün bölgede de istikrarı takip edecek bir unsurdur. O yüzden biz Suriye’deki barış sürecini sonuna kadar destekliyoruz
"Herkese tavsiyem, herkes kullandığı üsluba dikkat etsin"
Kurtulmuş, "Bugünlerde siyasette bir küfür tartışması yaşanıyor. Meclis'te de zaman zaman tartışmalarda gündeme gelen bir konu bu. Sizin değerlendirmenizi alabilir miyiz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Hem siyasi kimliğim itibarıyla hem taşıdığım sorumluluk itibarıyla, Meclis Başkanlığı sorumluluğu itibarıyla gündelik siyasetin polemiklerine girmem. Ama kendimi bildim bileli siyasi hayatım boyunca hep şunu söylemeye gayret ettim: Siyaset, aslında söylenen sözün içeriğiyle ilgili olduğu kadar kullanılan üslupla da alakalı bir meseledir. Bunun için herkese tavsiyem, herkes kullandığı üsluba dikkat etsin. Herkes bu çerçevede, insani temel gereklere uyarak, insan olmanın bize öğrettiği nezaket kuralları içerisinde, nezih ve temiz bir dille siyaset yapmaya gayret sarf etsin. Çünkü siyasetçi evet, toplumdan ayrı değil ama siyasetçiye toplumun her kesimi bakıyor. Burada konuşulan her bir sözün toplumu derinden etkilediğini de biliyoruz. Eskilerin güzel bir lafı var: 'Üslub-u beyan, ayniyle lisan."





