Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için "Demokrasi ve demokratik siyaset tartışmaları" başlıklı dikkat çekici bir makale kaleme aldı. Yazısında demokrasi teorilerine ve pratiklerine değinen Uçum, Türkiye'deki siyasi dönüşümü Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderlik pratiği üzerinden analiz etti. Uçum, terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinin demokratik siyaseti genişlettiğini ve bu sürecin tamamlanmasıyla demokrasinin daha da güçleneceğini ifade etti.
Mehmet Uçum, Erdoğan'ın Türkiye'de alışılagelmiş "temsil siyaseti" yerine "talep siyaseti"ni hayata geçirdiğini ve bu durumun siyaset yapma tarzında radikal bir değişikliğe yol açtığını savundu. Yazıya göre, geçmişteki "tez demokrasisi" anlayışı, yerini halkın ihtiyaçlarına dayanan "talep demokrasisi"ne bıraktı. Uçum, bundan sonraki süreçte Türkiye'de hiçbir siyasi aktörün sosyolojik siyaset yapmadan ve organik liderlik pratiği sergilemeden başarıya ulaşamayacağını iddia etti. Batı'daki temsili demokrasilerin krizde olduğunu belirten Uçum, Erdoğan'ın tarzının bu krize karşı yol gösterici bir örnek teşkil ettiğini öne sürdü.
Halkın doğrudan sesi ve uzvu
Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlik tipini tanımlarken çarpıcı ifadeler kullandı. Erdoğan'ın temsili bir liderden ziyade, halkın doğrudan sesi ve hatta uzvu gibi hareket ettiğini belirten Uçum, bu durumun liderlik tipini kökten değiştirdiğini kaydetti. Uçum'a göre bu yeni tarz, "Doğrudan ve Organik Siyasi Liderlik" olarak adlandırılabilir. Bu liderlik biçiminin şimdiye kadar sınıflandırılmış siyasi liderlik türleriyle tam olarak açıklanamayacak bir özgünlüğe sahip olduğunu vurgulayan Başdanışman, kitlelerin lidere duyduğu tam güvenin, liderin perspektifine olan inancı güçlendirdiğini ifade etti. Uçum, bu durumu "dönüştürücü liderlik" olarak nitelendirdi.
Tez demokrasisi bitti talep demokrasisi başladı
Yazıda öne çıkan bir diğer önemli kavram ise "tez demokrasisi" ile "talep demokrasisi" arasındaki ayrım oldu. Uçum, tez demokrasisinin siyasi elitler tarafından geliştirilen tezlerin halka sunulmasına dayandığını ve bunun seçkinci bir siyaset tarzı olduğunu belirtti. Buna karşılık Erdoğan'ın hayata geçirdiği talep demokrasisinin, halkın ihtiyaç ve talepleri üzerinden üretilen bir siyasi programa dayandığını vurguladı. Uçum, Türkiye'de bundan sonra yüksek meşruiyet kazanabilecek tek siyasetin, doğrudan halka dayanan ve sosyolojik gerçekliği gözeten siyaset olduğunu dile getirdi.
Temsili demokrasiler krizde
Dünyadaki demokratik gelişmeleri de değerlendiren Mehmet Uçum, temsili demokrasilerin ciddi krizler yaşadığını ve halkın bu sistemlere giderek yabancılaştığını savundu. Batı'da halkla siyasal sistem arasındaki ilişkinin aşındığını belirten Uçum, çözümün temsil siyaseti yerine doğrudan halka dayanan talep siyasetinde olduğunu ifade etti. Uçum, siyasi seçkinlerin programlarına dayalı sistemin artık işlevsiz kaldığını, bunun yerine halkın programına dayanan yaklaşımların öne çıktığını belirtti. Bu bağlamda Erdoğan'ın liderlik tarzının, temsili demokrasileri içinde bulundukları liderlik ve siyaset krizinden çıkarmak için etkili bir model olabileceğini sözlerine ekledi.




