Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Gazze Barış Kurulu" toplantısında alınan kararları eleştirerek, adaletin haklının yanında durarak tesis edilebileceğini kaydetti.
Arıkan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Ramazan ayının ilk gününde ilk toplantısını gerçekleştiren kurulun bir tiyatrodan ibaret olduğunu belirtti. İşgalciyi "güvenlik mağduru" olarak gösteren hiçbir planın meşruiyetinin bulunmadığını vurgulayan Arıkan, toplantıda alınan kararların Filistin davasını bir gayrimenkul projesine indirgediğini söyledi.
TÜRKİYE WASHINGTON’IN ÇÖZÜM ADI ALTINDAKİ DAYATMALARINA BOYUN EĞMEMELİDİR
Arıkan, toplantıda gündeme gelen ekonomik paket ve güvenlik koridoru kararlarının, Gazze’yi bir ticaret sahası olarak gördüğünü ancak bölgenin İslam dünyasının onuru olduğunu ifade etti. ABD Başkanı Trump’ın "hızlı çözüm" olarak nitelendirdiği planın, Filistin halkını topraksız ve Kudüs’ü statüsüz bırakmayı amaçladığını dile getiren Arıkan, masanın amacının işgalciyi bölgeye tamamen yerleştirmek olduğunu kaydetti.
Toplantının yapıldığı gün Batı Şeria’nın ilhakına dair açıklamaların yapılmasının manidar olduğunu belirten Arıkan ayrıca şunları kaydetti:
"Toplantıda alınan 'ekonomik paket' ve 'güvenlik koridoru' kararları, Filistin’in bağımsızlık davasını bir gayrimenkul projesine indirgeme gafletidir. Gazze bir ticaret sahası değil, İslam dünyasının onurudur. Trump’ın 'hızlı çözüm' dediği şey, Filistin halkını topraksız, Kudüs’ü statüsüz bırakma planıdır. Bu masanın amacı Gazze’yi kurtarmak değil, işgalciyi bölgeye tamamen yerleştirmektir. Bu toplantının yapıldığı gün Siyonist İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak edeceğine dair açıklamalar yapması, Batı Şeria bölgesindeki kayıt dışı arazilerin İsrail adına tescilini öngören planı devreye sokması ise manidardır. Saadet Partisi olarak bu açık gerçeklere rağmen Gazze Barış Kurulu’nda yer alan iktidara sesleniyoruz: Adalet, güçlünün kılıcı altında değil, haklının yanında durarak tesis edilir. Türkiye, Washington’ın 'çözüm' adı altındaki dayatmalarına boyun eğmemelidir. Türkiye bu kuruldaki varlığıyla Filistin’in toptan ilhakına meşruiyet sağlayan bir ülke konumuna düşürülmemelidir. Gerçek barış ancak nehirden denize özgür bir Filistin’le mümkün olacaktır."





