Mekânda Adalet Derneği tarafından yayınlanan araştırmaya göre, İstanbul’daki toplam 38.829 konut ilanından yaşamaya elverişli konut ilan sayısı tüm ilanların yaklaşık yüzde 2’si.

HABER MERKEZİ

Fotoğraf: Cevahir Akbaş

Mekânda Adalet Derneği (MAD), İstanbul’da konut kiralarının düzenli artışının giderek daha fazla gündem olması üzerine, durumun toplumsal etkilerini açıklamaya yönelik bir araştırma yaptı.

Araştırmada kamuoyunda yükselen şikayetlerin aslında nasıl bir toplumsal adaletsizliğin yansıması olduğunu göstermek için sahibinden.com’da yayınlanan kiralık konut piyasasının araştırıldığı kaydedildi.

Bahar Bayhan, Deniz Öztürk, Selin Yazıcı, Sena Nur Gölcük ve Yaşar Adnan Adanal’dan oluşan araştırma ekibi tarafından hazırlanan çalışmada, İstanbul’da insanlık onuruna yakışır, sağlıklı ve güvenli yaşamaya elverişli konutlara dair günümüzdeki tablonun gözler önüne serilmesinin amaçlandığı ortaya konuldu.

“BİREYSEL DEĞİL, TOPLUMSAL BİR SORUN”

Araştırma ekibi yayınlanan metinde, neden bu konuda bir araştırma yapmaya gerek gördüklerini ise şu şekilde açıkladı: 

“2019 Eylül ayında İstanbul’da yaşanan depremin yarattığı tedirginlikle ekibimizden birkaç kişinin ev arama sürecine girmesiydi. Bu arayışta gördük ki evin niteliğine dair bir tercih yapmamız gerek: Örneğin ışık alan, metrekaresi büyük bir ev için deprem riskli binalara veya merkezde yeni inşa edilmiş bir binada oturmak istiyorsak bütçemizi çok aşan evlere razı olmak gerekiyordu. Veya düşük fiyatlı bir evde oturmak istiyorsak merkezden uzaklaşmayı göze almak, günün 2-3 saatini yolda geçirmeye razı olmak gerekiyordu.”

Bu aşamadan sonra araştırma ekibi, bireyin omzuna yüklenen konut sorununun aslında toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koyabilmek, temel bir insan hakkına erişimin nasıl engellendiğini görmek için bu araştırmaya giriştiklerini açıkladı. 

ARAŞTIRMANIN SINIRLARI VE YÖNTEMİ

Araştırma 15 Mart 2021’den sonra sahibinden.com sitesinden alınan verilere dayanıyor. Satılık ilanlar değil, kiralık ilanlar dikkate alınıyor ve kriterler belirlenirken Birleşmiş Milletler’in (BM) yaşamaya elverişli konut tanımı baz alınıyor.

Arama kriterleri ise şu şekilde belirleniyor: Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2019 verilerine göre yıllık ortalama hane halkı kullanılabilir gelirinin yüzde 30’una denk gelen aylık 1500 TL kira, 80 metrekare yaşam alanı, 5-10 yaşa kadar olan binalar, 1-5 kat arasındaki daireleri, balkonlu ve boş durumdaki dairelerin araştırma için filtrelendiği açıklanıyor. 

YAŞAMAYA ELVERİŞLİ KONUT NEDİR?

KRİTERLER ÇOĞALDIKÇA AZALAN EVLER

15 Mart’taki verilere göre, sahibinden.com’da İstanbul’da bulunan toplam 38 bin 829 kiralık konut sayısı, tüm bu filtreler oluşturulduğunda hızla 804’e kadar düşüyor.

grafik-1

Araştırmada özellikle dramatik düşüşlerin yaşandığı eşik kriterleri fiyat, metrekare ve bina yaşı olarak belirtiliyor. 

Ortaya çıkan tablonun geneline bakıldığında ortaya çıkan sonuçlardan bazıları ise şu şekilde:

*İstanbul’da yaşamaya elverişli konut ilan sayısı tüm ilanların yaklaşık yüzde 2’si.

*İstanbul genelinde yaşamaya elverişli konut ilanı sayısı en fazla olan üç  ilçe: Silivri, Sancaktepe, Pendik.

*İstanbul genelinde yaşamaya elverişli konut ilanı hiç bulunmayan ilçeler: Adalar, Bakırköy, Bayrampaşa, Esenler, Güngören, Sarıyer, Üsküdar, Zeytinburnu.

“KONUTA ERİŞİM TERCİH DEĞİL, HAKTIR”

 Konut masraflarının hane gelirinde gün geçtikçe daha büyük yer kapladığını belirten araştırma ekibi, kentin genelinde de yaşamaya elverişli konut şartlarını yerine getiren çok az konut bulunduğunu söylüyor. Bu durumda da yüksek fiyatlı konutların da aslında nitelikli konut anlamına gelmediği vurgulanıyor.

İstanbul’da beklenen deprem ve pandemi süreci, konuta dair önceliklerimizi değiştirse de konuta erişimin tercih değil, hak olduğunu vurgulayan çalışma, şu şekilde sona eriyor:

Gözden kaçırmayın

TÜİK açıkladı: Trafik kazalarında geçen yıl 5 bin 362 kişi yaşamını yitirdi TÜİK açıkladı: Trafik kazalarında geçen yıl 5 bin 362 kişi yaşamını yitirdi

“Yani hem depreme karşı güvenli binada hem güneş alan ferah bir evde yaşamayı talep etmek bir hak talebidir. Dolayısıyla herkesin “bütçesine uygun” konuta razı olması gerektiği varsayımını sorgulayarak bütçemizin karşılayabileceği konutların yaşanabilir koşulları sağlaması gerektiğini gündeme getirmeliyiz. Bu konuda sadece merkezi hükümetin değil yerel yönetimlerin de müdahil olup çözümler geliştirmesi için çağrıyı büyütmek gerekir”.