Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporuna ve gündemdeki diğer konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, komisyon toplantılarında çeşitli önerilerin açığa çıktığını ve süreç boyunca toplam 135 kişinin dinlendiğini ifade etti.

Bu uzun ve kıymetli mesai boyunca, barış zemininin, Meclis olarak tarif edilmesi ve barış tartışmalarının Meclis zemininde yapılmasının önemine işaret eden Koçyiğit, toplumun farklı kesimlerinin sürece katılımının sağlandığını söyledi.

Koçyiğit, "Bu süreç toplumsallaşmış ve yol haritasının çıkarılması bakımından ciddi ipuçları açığa çıkmıştır. Kardeşliği ortak bir değer, barışı ise ortak bir gelecek tahayyülü olarak ele aldık" ifadelerini kullandı.

Komisyon çalışmalarının görmezden gelinmemesi gerektiği vurgulayan Kılıç Koçyiğit, "Kaleme alınacak raporun, ortak geçmişin yaralarını sarmayı ve geleceği demokratik güvencelerle yeniden inşa etmeyi amaçlaması gerekiyor. Ortak ortak dil kurarak sorunun adını da açıkça koymamız gerekiyor. Yani eşyayı adıyla çağırmamız gerekiyor. Barış ancak sorunun siyasal ve hukuki niteliğini dürüstçe kabul ederek yol alınabilir" diye konuştu.

Kılıç Koçyiğit'ten Milli Parklar Kanunu eleştirisi...

Kılıç Koçyiğit, Meclis gündemine gelmesi beklenen Milli Parklar Kanunu teklifine de tepki gösterdi. Teklifin doğayı korumak yerine ticari faaliyetlerin önünü açtığını söyleyen Koçyiğit, "Bu düzenleme doğanın, milli parkların ve doğal varlıkların lehine değil; bu alanları sermayeye açmaya yöneliktir" dedi.

Ziyaretçi sayısının artırılmasının koruma değil, tahribat anlamına geldiğini ifade eden Koçyiğit, "Çözüm daha fazla ziyaretçi ve daha fazla tesis yapmak değil, bu alanları gerçek anlamda korumaktır" ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Gürlek'e: "Avukata erişememek demek Türkiye cezaevlerini Guatemala'ya çevirme girişiminin bizzat kendisidir"

Koçyiğit, yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, tutukluların avukatlarıyla görüşmelerine yönelik açıklamalarına ilişkin, "Henüz suçu ispat edilmemiş, masumiyet karinesi olan bir tutuklunun avukatıyla görüşmesinin sorun olarak sunulmasını kabul etmiyoruz" dedi.

Bu ülkenin sorununun, avukatların müvekkilleriyle görüşmesi değil; cezaevlerinde yaşanan ağır hak ihlalleri olduğunu söyleyen Kılıç Koçyiğit, avukata erişimin temel bir hak olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:

"Avukata erişememek tecrittir. Avukata erişememek işkencedir. Bu yaklaşım, cezaevlerindeki hak ihlallerini kamuoyundan kaçırma girişimidir. Avukata erişememek demek cezaevindeki hak ihlallerini toplumdan, kamuoyundan, yargıdan, hukuktan kaçırmak demektir. Avukata erişememek demek Türkiye cezaevlerini Guatemala'ya çevirme girişiminin bizzat kendisidir ve Sayın Bakanı Türkiye'deki hukuk adına kalan bütün uygulamaları da geriye düşürecek bu anlayıştan, bu zihniyetten, bu pratikten geri durmaya, Türkiye'nin gerçek adalet sorunlarına odaklanmaya, bunlara çözüm bulmaya ve en azından buna dönük bir yaklaşım ortaya koymaya çağırdığımızı da buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum."

"Bütün bu sorunlu başlıkların aşılacağına inanıyoruz"

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koçyiğit, "DEM Parti'nin ortak raporda uzlaşamadığı başlıklar var mı? İmralı heyeti bugün Abdullah Öcalan ile görüşmesinde ortak raporu paylaşacak mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"İmralı Heyetimizle zaten bu süreci beraber yürütüyoruz. Hem komisyonumuz hem daha önce kurduğumuz komisyonun içinde yer aldığı koordinasyon, merkez yürütme kurulumuz bu konuda da bir tartışma yürüttü. İmralı heyetimiz de bu tartışmalara hakim ve bugün Sayın Öcalan'ı da bu konuda kendileri bilgilendireceklerdir. Tabii rapor henüz kamuoyuna açıklanmadı. Bugün de saat 14.00'te bir toplantı daha var. Bizim var olan taslağa yönelik eleştirilerimiz var. Aynı zamanda önerilerimiz de var. Kabul etmeyeceğimiz yaklaşımlar da olduğunu ifade edelim. Fakat bugün toplantıda en nihayetinde son bir toplantı daha yapılacak yazım ekibinde. Bütün bu sorunlu başlıkların aşılacağına inanıyoruz. Beklentimiz bu yöndedir. Herkesin yapıcı, kendinden bir adım daha geri atarak, gerçekten Türkiye'nin geleceği için, Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümü için biraz daha uzlaşıya, birbirini anlamaya ve yakınlaşmaya dönük bir yaklaşım ortaya koyacağına olan inancımı ifade etmek istiyorum. Umuyorum ve diliyorum ki bugün sorunlu başlıklar giderilerek hepimizin içine sinen, dört dörtlük olarak, hiçbirimizin belki bakış açısını yansıtmayan ama Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir eşik olacak bir rapor kaleme alınır ve ortaklaşılır diye diliyorum. Umuyorum, beklentimiz bu yönde."