İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü; aralarında protestocular, görgü tanıkları, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve bir sağlık çalışanının da bulunduğu 26 kişiyle görüştü, resmî açıklamaları inceledi ve çevrimiçi ortamda yayımlanan ya da kuruluşlarla paylaşılan doğrulanmış onlarca videoyu analiz etti. Uluslararası Af Örgütü’nün başvurduğu bağımsız bir patoloji uzmanı, yaralanan veya öldürülen protestoculara ait görüntüleri değerlendirdi. Toplanan güvenilir bilgilere göre, İran’daki baskı dalgası 31 Aralık 2025 ile 3 Ocak 2026 tarihleri arasında sekiz eyaletteki 13 kentte, çocukların da aralarında bulunduğu protestocular ve protestolara katılmayan sivillerden oluşan en az 28 kişinin öldürülmesiyle sonuçlandı. Ayrıca keyfi olarak gözaltına alınan yüzlerce kişi, işkence ve diğer kötü muamele riski altında.
Hukuka aykırı güç ve ateşli silah kullanımı derhal durdurulmalı
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktör Yardımcısı Diana Eltahawy, “İran’da onlarca yıllık baskıya duydukları öfkeyi dile getirmeye ve köklü değişim talep etmeye cesaret eden insanlar; 2022’deki ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ ayaklanmasını hatırlatan sahnelerde, güvenlik güçlerinin protestoculara hukuka aykırı ateş açtığı, gözaltına aldığı ve darp ettiği ölümcül bir uygulama örüntüsüyle bir kez daha karşı karşıya bırakılıyor. İran’ın en üst düzey güvenlik organı olan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, güvenlik güçlerine hukuka aykırı güç ve ateşli silah kullanımını derhal durdurmaları yönünde emir vermeli” diye konuştu.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Direktör Yardımcısı Michael Page ise, “İran güvenlik güçlerinin protestoculara karşı ölümcül güç de dâhil olmak üzere, hukuka aykırı güç kullanımına ne denli sık ve ısrarlı biçimde başvurduğu; buna sistematik cezasızlığın eşlik etmesi, protestoları bastırmak amacıyla bu tür silahların kullanılmasının devlet politikası olarak kökleştiğini gösteriyor” dedi.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, BM üyesi devletlerin ve AB gibi bölgesel kuruluşların, kan dökülmesine son vermesi için İran yetkilileri üzerinde baskı oluşturmak amacıyla açık ve net kamuoyu kınamaları yayımlamaları ve acil diplomatik girişimlerde bulunmaları gerektiğini belirtti. İran yetkililerinin muhalefeti ortadan kaldırmak ve cezalandırmak amacıyla cinayet, işkence, tecavüz ve zorla kaybetmeler dâhil olmak üzere uluslararası hukuk kapsamındaki suçları tekrar tekrar işlemesine imkân tanıyan yaygın ve sistematik cezasızlık ortamı göz önünde bulundurulduğunda, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü diğer ülkelerin savcılık makamlarını, evrensel yargı yetkisi ilkesi uyarınca, sorumluluğundan şüphelenilen kişiler hakkında yakalama kararları çıkarılması hedefiyle cezai soruşturmalar başlatmaya çağırdı. Öte yandan İran yetkililerine, barışçıl protestolara katıldığı veya destek verdiği için gözaltına alınan herkesin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması; gözaltındakilerin işkence ve kötü muameleden korunması ve ailelerine, avukatlarına ve tıbbi bakıma erişimlerinin sağlanması çağrısı yapıldı.
Araştırmadan öne çıkanlar
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yaptığı görüşmeler, video incelemeleri, kanıt araştırmalarından öne çıkan bulgular ise özetle şöyle:
· 28 mağdurun tamamı, metal saçma yüklü silahlardan ateşlenenler de dâhil olmak üzere, güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürüldü. Yetkililer, sorumluluklarını reddettiği gibi bazı mağdurların ailelerini devlet medyasında ölümleri kazalara ya da protestoculara bağlamaya zorladı; buna uymamaları hâlinde misillemeyle ve yakınlarının gizlice defnedilmesiyle tehdit etti.
· Protestocuların büyük ölçüde barışçıl olduğu tespit edildi.
· Kürt ve Lur etnik azınlıkların yaşadığı Lorestan ve İlam eyaletleri en ölümcül baskıya sahne oldu; Lorestan’da en az sekiz, İlam’da ise beş kişi öldürüldü. 31 Aralık 2025 ile 3 Ocak 2026 tarihleri arasında öldürmelerin gerçekleştiği diğer eyaletler arasında, her birinde en az dört ölümün kaydedildiği Çeharmahal ve Bahtiyari, Fars ve Kirmanşah ile; her birinde birer ölümün yaşandığı İsfahan, Hemedan ve Kum yer aldı.
· 1 Ocak’ta çevrimiçi olarak yayımlanan ve doğrulanan videolar, Azna kentinde protestocuların bir polis karakolu dışında slogan attığını göstermektedir. Doğrulanmış videolardan en az birinde silah sesleri duyulmaktadır. İncelenen bilgiler, Azna’da en az altı protestocunun öldürüldüğünü göstermektedir; öldürülenler arasında Vahab Mousavi, Mostafa Falahi, Shayan Asadollahi, Ahmadreza Amani ve Reza Moradi Abdolvand yer almaktadır. Yetkililer, başlangıçta kayıp olarak bildirilen 16 yaşındaki Taha Safari’nin naaşını hâlen ailesine teslim etmemektedir.
· İlam eyaletine bağlı Malekşahi kentinde bir protestocu, 3 Ocak öğleden sonra yüzlerce barışçıl protestocunun Şohada Meydanı’ndan İslam Devrim Muhafızları Ordusu’na (IRGC) bağlı Besic üssüne doğru yürüyüşe geçtiğini Uluslararası Af Örgütü’ne anlattı: “IRGC görevlileri üssün içinden ateş açtı; kimi vurduklarını gözetmeksizin ateş ettiler… Üç ila dört kişi olay yerinde hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Protestocular tamamen silahsızdı.”
· Malekşahi’de öğleden sonra çekilen ve doğrulanan iki video, protestocuların Besic üssünün dışında, silah sesleri eşliğinde kaçıştığını göstermektedir. Çevrimiçi olarak paylaşılan bir başka video ise, üssün içinde bulunan altı görevliyi göstermekte; bunlardan en az birinin protestoculara doğru ateş ettiği görülmektedir. İki videoda, görünür yaraları bulunan ve hareketsiz halde üç mağdur yer almaktadır.
“Bir insanı öldürmek onlar için bir oyun. Bizi av, kendilerini avcı sanıyorlar”
· Av tüfeklerinden ateşlenen metal saçmaların yaygın kullanımı sonucunda baş ve göz yaralanmaları dâhil olmak üzere geniş çaplı zararlar ve darp ile tüfeklerden açılan ateş sonucu oluşan yaralanmalar belgelendi.
· Kohgiluye ve Boyer-Ahmad eyaletine bağlı Dehdasht kentinden bir protestocu, 3 Ocak’ta düzenlenen protestolar sırasında güvenlik güçlerinin kendisini vurduğunu söyledi. Gözaltına alınma korkusu nedeniyle, bacağını kaybetme riski olmasına rağmen hastaneye başvurmadığını belirtti. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü bağımsız bir patoloji uzmanı, protestocunun yaralanmasına ait fotoğrafı inceleyerek, yaralanmanın tek bir av tüfeği saçmasının isabet etmesi sonucu oluşmuş olabileceğini kaydetti.
· 6 Ocak’ta İlam kentinden bir fotoğrafçı sosyal medyada, metal saçmaların açtığı yaralarla kaplı ve kanlar içindeki yüzünü gösteren bir video paylaştı. Kameraya bir metal saçma göstererek, güvenlik güçlerinin protestoculara karşı av mühimmatı kullandığını söyledi: “Bir insanı öldürmek onlar için bir oyun. Bizi av, kendilerini avcı sanıyorlar.”
· İsfahan kentinde bir kadın, güvenlik güçlerinin protestoları şiddetle dağıttığı sırada kaçmaya çalışırken, bir görevlinin kendisini yere ittiğini ve sırtına bastığını Uluslararası Af Örgütü’ne anlattı. Kadın, yüzünün kanlar içinde kaldığını ve çok sayıda sıyrık bulunduğunu gösteren görüntüler paylaştı: “Ne kadar çırpındıysam, o da o kadar sert bastırdı. Hareket edemiyordum. Bağırdım ama bana susmamı söyledi.”
· Kuruluşlar, hastanelerde güvenlik güçlerinin bulunmasının, yaralanan birçok protestocuyu tıbbi yardım almaktan caydırdığını ve bunun ölüm riskini artırdığını tespit etti. Bir insan hakları savunucusuna göre, Çeharmahal ve Bahtiyari eyaletinin Hafşejen kentinde Mohsen Armak, 3 Ocak’ta metal saçma ile yaralandıktan sonra hastaneye götürülmek yerine bir hayvan çiftliğine götürülmesi sonucu hayatını kaybetti.
· 4 Ocak’ta FARAJA’ya bağlı Özel Kuvvetler ile IRGC, yaralı protestocuların tedavi gördüğü İlam’daki İmam Humeyni Hastanesi’ne saldırdı. Bir insan hakları savunucusu ile doğrulanmış video görüntülerine göre, görevliler metal saçma yüklü av tüfekleri ve göz yaşartıcı gaz kullanarak hastane bahçesine ateş açtı, cam kapıları kırdı ve hastaları, hasta yakınları ile sağlık çalışanlarını darp etti.
· Güvenlik güçleri, protestoların dağıtılması sırasında ve evlere yönelik gece baskınlarında, 14 yaşındaki çocuklar da dâhil olmak üzere yüzlerce protestocuyu keyfi olarak gözaltına aldı. Bazıları hastanelerden alındı. Yetkililer, birçok kişiyi zorla kaybetme ve kimseyle görüştürülmeden alıkoyma uygulamalarına maruz bırakarak, işkence ve diğer kötü muamele riskine soktu. Yetkililer, gözaltındakilerin zorla alınmış “itiraflarını” şimdiden yayımladı. 5 Ocak’ta İslam Devrim Muhafızları Ordusu’yla bağlantılı Tasnim Haber Ajansı, “isyanları yönetmekle” suçlanan 18 yaşındaki bir kadın ile 16 yaşındaki bir kız çocuğunun “itiraflarını” yayınladı.





