Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin geleceğine dair birlik liderlerine hitaben bir açık mektup kaleme aldı. Silivri’deki cezaevi hücresinden yazdığı mektubuna, giderek artan bir endişe kaynağı haline gelen konulardaki düşüncelerini paylaşmak istediğini belirterek başlayan İmamoğlu, Gümrük Birliği’nin acilen güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
İmamoğlu, AB’nin Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye açısından asimetrik sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. "Made in Europe" girişiminin Türk ürünlerini dışlama ihtimaline değinen İmamoğlu, ayrıca şunları kaydetti: "AB kurumlarının Türkiye-AB ilişkilerine dair ardışık raporlarında vurguladığınız üzere; bu ticari düzenleme, acil bir şekilde kapsamlı bir reforma ihtiyaç duymaktadır. Anlaşma, 30 yılı aşkın bir süre önce müzakere edilmiştir. O tarihten bu yana dünya değişmiş, ekonomiler dönüşmüştür. Buna karşın en önemli ticari düzenlememiz, hala güncellenmemiştir."
TÜRKİYE’DE DEMOKRATİK YENİLENME UZAK BİR İDEAL DEĞİLDİR
Türkiye’nin AB üyeliğinin her iki taraf için de tarihsel öneme sahip bir hedef olduğunu vurgulayan İmamoğlu, bu sürecin ülkedeki demokratik eksikliklerin giderilmesine yardımcı olacağını savundu. Gümrük Birliği’nin mevcut eksikliklerine rağmen yapısal reformlar için bir yol haritası sunduğunu ifade eden İmamoğlu, şunları söyledi: "Modernizasyonunun yapılamamış olmasından kaynaklanan eksikliklerine rağmen, Gümrük Birliği hem ülkemiz hem de AB için karşılıklı faydalar sağlamıştır. Türkiye bakımından, düzenleyici uyuma verdiği önemle, yapısal reformlar için bir yol haritası sunmuştur. Ekonomik mevzuatımızın modernize edilmesini sağlamıştır. Türkiye ile AB arasındaki ekonomik bütünleşme ve karşılıklı bağımlılığı artırarak, refah artışına katkı sağlamıştır."
Gümrük Birliği’nin güncelliğini yitirmesinden kaynaklanan yapısal dengesizliklerin Türk sanayisi ve iş dünyası için belirsizlik yarattığını belirten İmamoğlu, mektubunun devamında demokratik süreçlere değinerek ayrıca şu ifadeleri kullandı: "İktidara geldiğimizde, ülkemiz insan hakları ve hukukun üstünlüğü temelinde sağlam biçimde yeniden inşa edilecek ve bu yönde bugün birçok kişinin öngördüğünden çok daha hızlı ilerleyecektir. Türkiye’de demokratik yenilenme uzak bir ideal değildir. Acil bir gerekliliktir ve halkımızın tüm baskılara rağmen bunu talep etmeyi sürdürmesi sayesinde hala mümkündür."