Erzincan'ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024'te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasının ikinci yılı dolayısıyla Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) çağrısıyla Kadıköy'de yürüyüş ve anma etkinliği düzenlendi. Süreyya Operası önünde toplanan grup, Boğa Heykeli önüne kadar yürüdü. Yürüyüşe, faciada yaşamını yitiren Uğur Yıldız'ın ailesi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili İbrahim Akın, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ve çok sayıda kişi katıldı.
Anma sırasında “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “Kader değil cinayet, İliç için adalet”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak” sloganları atıldı.
NEDEN MURAT KURUM YARGILANMIYOR?
Faciada yaşamını yitiren Uğur Yıldız'ın annesi Sevda Yıldız, yaptığı konuşmada adalet çağrısında bulundu. "Söz vermişlerdi bize, suçlular cezasını çekecek diye. Nerede suçlular; hiç birini mahkemede göremedik." diyen anne Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
"Neden Murat Kurum yargılanmıyor? Neden Cengiz Demirci yargılanmıyor? Neden dışarıdaki Anagold sorumluları buraya getirtilmiyor? Adalet güçlüden yana mı bilmiyorum ama maalesef bizden yana olduğunu göremedik. Çocuklarımızın kanı yerde kalmasın, benim tek mücadelem budur. Anagold'un benim ülkemde ne işi var? Benim yeraltı kaynaklarımda ne işi var? Neden benim altınımı onlar götürüp zengin olurken bizim çocuklarımız ölüme terk ediliyor? Hakimlerin tarafsız olmasını istiyorum. Taraflı olup, baştan emir alıp da Kanadalı'nın arkasında durmasınlar. Bu işte hükümetin de eli var. İliç'te suçlu onlara topraklarını teslim ederek. Şu anda da açılmasını istiyorlar. Ben bir anne olarak oranın açılmasını istemiyorum. Bizi yönetenler sesimizi duysunlar, açılmayacak o ocak. Açılmasın da başka analar ağlamasın, başka evlatlar ölmesin."
BU NASIL ADALET; BU NASIL VİCDAN?
Baba Ali Ekber Yıldız ise şöyle konuştu:
"İliç'te facia olduğu zaman, 15 gün bir şey yapamadılar. Hani bizim başımızdaki diyordu ki, 'Biz büyük ülkeyiz'. Sizin büyüklüğünüzü ben görmedim. Sizin büyüklüğünüz, halkınıza zulüm ediyorsunuz. Siz halkınızı, emeklinizi aç bırakıyorsunuz. Ben de emekliyim; ben de açım. Başınızdaki Trump var ya, en azından kendi halkına sahip çıkıyor. Sizin dediğiniz katil İsrail'in başbakanı en azından kendi halkına sahip çıkıyor, kendi halkına zulüm yapmıyor. Siz kendi halkınıza zulüm yapıyorsunuz. Ama dışarıya gelince susuyorsunuz. Ülkenizi sattınız, toprağınızı sattınız, dağınızı sattınız. Şimdi sıra biz mi geldi? Çocuğum orada 53 gün toprak altında kalırken, sen bakanlarını, milletvekillerini topladın İstanbul'da, Murat Kurum beyi de başkan adayı gösterdin, onun çalışmalarını yapıyordunuz. Ben de arkadaşlarıyla orada oğlumu arıyordum biliyor musun büyük lider? Sen büyük değilsin, ülke düşmanısın. Sen bu ülkeyi sevmiyorsun. Bırak; seni istemiyoruz."
Geçen sene 13 Şubat'ta çocuğunu anmak için mezara giderken jandarma tarafından ifade vermek üzere adliyeye götürüldüklerini anlatan baba Yıldız, "Bu nasıl bir adalet? Ben çocuğumun başında fatiha okuyamadım, anamadım." dedi. Duruşmadan üç gün önce İliç AK Parti İlçe Başkanı ve Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman'ın mahkeme heyeti başkanı hakimle Meclis'te fotoğraf çekip paylaştığını öne süren Yıldız, "Kime mesaj veriyorlar? Bu nasıl adalet? Bu nasıl hukuk; bu nasıl vicdan? Vicdanları yok mu onların? Ben 2 gün Ankara'da adalet aradım kapı kapı gezerek. Ben kime güveneceğim? Ben kime inanacağım? Beni mezarın başından getiren adam, Cengiz Yalçın Demirci, Kenan Öz, bunları niye getirmiyorlar?" ifadelerini kullandı.
İŞ CİNAYETLERİ, TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK YARASI OLMAYA DEVAM EDİYOR
Yıldız ailesi ve avukatları, Erzincan Adliyesi'nde 17 Şubat'ta görülecek duruşma için destek çağrısı yaptı. Ailenin avukatı Akçay Taşçı, iş cinayetlerinde toplumsal mücadelenin önemine vurgu yaparak, "İliç'teki katliam olduğunda devletin en yüksek makamlarındakilerden toplumsal muhalefetine kadar herkes, 'İliç'in peşini bırakmayacağız' sözlerini tıpkı Soma'da olduğu gibi, Ermenek'te olduğu gibi, Hendek'te olduğu gibi, Amasra'da olduğu gibi bu sözler yine verildi. Ama yine Amasra'nın son duruşmasında bir avuç insandık. Toplumsal mücadelenin en önemli konularından bir tanesi olması gereken iş cinayetleri, Türkiye'nin en büyük yarası olmaya devam ediyor." dedi.
Taşçı, facianın önceden bilindiğine dair belgeler olduğunu belirterek, "İliç'te 22'nci katta durması gereken yığın 33'üncü kata çoktan gelmişti. Burada gelene kadar, kendi dış denetim firmaları, 'burada işler yolunda gitmiyor' demişti. Çatlaklar aylar öncesinden tespit edilmişti, raporlanmıştı, dosyalara girmişti. Yöneticileri farkındaydı. Bile bile, göze alarak bu üretimi yapmaya devam ettiler. Hatta tam olarak 3 gün öncesinde, üretim hedeflerini tutturmak için 5 bin ton daha fazla cevheri serme onayının mailini de sunduk dosyaya. Fakat etkisi yok." diye konuştu. Avukat Taşçı, 17 Şubat'taki duruşmaya herkesi davet etti.
Anma etkinliğinde konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaşananların kaza değil katliam olduğunu belirterek, "Bu katliamın sorumluları, denetlemeyen, sürece ilişkin denetleme görevini yerine getirmeyen ve sermayenin kar hırsıyla attığı tüm adımlara sessiz kalan, onay veren, bunların paydaşı olan, bunların ortağı olanlardır. Yani bu ülkeyi yöneten siyasi iktidarın bu alandaki temsilcileri ve siyasi iktidarın kendisidir bu sürecin sorumlusu. Gerçek sorumlular yargılanmadan da asla adalet sağlanmayacaktır." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise konuşmasında, sömürge madenciliğine vurgu yaparak, "Türkiye'de ürettikleri, çıkarttıkları altın madeninin yüzde 98'ini götürüp bize siyanür yığınlarını bırakan uluslararası sermaye ve ona eşlik eden yerli işbirlikçileri." dedi. Günaydın, talep ettiklerinin basit bir iktidar değişimi değil, insandan, emekten ve doğadan yana bir düzen değişimi olduğunu sözlerine ekledi.