Doktorların yönelik şiddet ve cinayetlere tepki gösteren Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Saldırganlık tek başına yeşermiyor. TV kanallarında iki tane çok bilmiş kasabalı çıkıyor, konuşmayı bile doğru düzgün bilmeden halkı hekimlere karşı kışkırtıyor. Bu kadar cüretkârane konuşma ve ezbere hedef gösterme alışkanlığı Türkiye’de yenidir" dedi.

Ünlü tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı bugün Hürriyet gazetesindeki köşesinde "Hekimlerimiz" başlığıyla sağlıkçılara yönelik şiddeti yazdı. Konya Şehir Hastanesi’nde görevli, genç kardiyolog doktor Ekrem Karakaya'nın saldırıya uğradığını hatırlatan Ortaylı, şöyle devam etti: "Saldırıyı yapan annesinin kaybının kabahatini doktora yüklemiş. Ülkemizde insanların çoğu kabahati başkasında aramaya başladılar. Eğer her ölümde doktorlara saldırılırsa sonuç şu olur; tabiplerin kalktığı bir cemiyette kimsenin yaşam şansı yoktur. İnsanoğlunun her zaman ilk başvurdukları insanlar tıp ve eczacılık konusunda hizmet verenlerdir. Taş devrinde bile bu böyleydi. Saldırıları yapanlar ya bir yerden yönetiliyor veyahut bunların ileri derecede tıbbi müşahede ihtiyacı olanlardan çıktığı görülüyor. Bu saldırılarla Türkiye tıbbının gelişmekte olan yapısını koruyamayız ve uzmanlarımız kaçarlar."

CHP'li İlgezdi'den Kapadokya'daki yol çalışmasına tepki: "Her güzelliğin katili olmaktan yorulmadınız mı" CHP'li İlgezdi'den Kapadokya'daki yol çalışmasına tepki: "Her güzelliğin katili olmaktan yorulmadınız mı"

"İKİ TANE ÇOK BİLMİŞ KASABASI KONUŞUYOR..."

İlber Ortaylı'nın yazısından öne çıkan bölümler şöyle: 

"Saldırganlık tek başına yeşermiyor. Taşradaki TV kanallarında iki tane çok bilmiş kasabalı çıkıyor, konuşmayı bile doğru düzgün bilmeden halkı hekimlere karşı kışkırtıyor; falan arkadaşın eşinin 'yanlış teşhisten dolayı öldüğünü veya sakat kaldığını' ileri sürüyor. Bu kadar cüretkârane konuşma ve ezbere hedef gösterme alışkanlığı Türkiye’de yenidir. İnsanların derdi ve şikâyeti olsa bile bunu kendi aralarında konuşurlardı."

"Bugün hekimin yanlış yaptığını hiçbir ehliyeti olmayan bu gibi çok bilmişler(!) ileri sürerse ve bu gibi provokasyonlar kanunun ve hekimler odasının şahsi takibatına uğramadan kalırsa arkası gelmez ve başka alanları da kapsar. Sözü cehalete bırakmak ve cehaletin eyleme geçmesine göz yummak kimseyi mutlu etmez. Umumi olarak bu olayları telin etmek çok fazla şey ifade etmiyor. Müsebbiplerini aramak ve bilhassa TV gibi medya araçlarıyla kışkırtıcılık yapanlardan Tabipler Odası veya yetkisi olanlar davacı olmalıdırlar."

"Üniversitelere girerken kapı baca kilitten geçiyoruz; hiç hoş görünüm değil ama sesimizi çıkarmıyoruz, maalesef geçmiş bu tedbiri haklı kılıyor. AVM’lere girerken güvenlik tedbirlerini hoş görüyoruz; imkânı olanlar duvarlarla çevrili, kapısında 24 saat güvenliğin beklediği sitelerde yaşıyor. Bugüne kadar birçok saldırının gerçekleştiği hastaneler ise halen yeterince güvenliğe sahip değil."

"Çocuklarınızı yetiştirirsiniz, binbir ümitle sevinçli veya üzüntülü günlerden sonra tıp diploması alan, uzman olan bir yavrunuzun çalıştığı yerde saldırıya uğradığını duyarsınız. Tek çaresi herhalde Hollanda’ya, Almanya’ya gitmek değil. Bu göçü görenlerin de 'Giderlerse gitsinler' demesi de çıkar bir yol değildir. Etrafla ilgilenmemiz, gerçeklerle yüzleşmemiz ve tüm sağlık çalışanlarına sahip çıkmamız gerekiyor."