GÜNDEM

HDP Kongresi bugün Ankara'da yapılıyor

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5. Olağan Büyük Kongresi Ankara Arena Spor Salonu'nda yapılıyor. Kongreye katılmak üzere Ankara'ya gelen binlerce yurttaş, salonun önünde halaylar çekti, sloganlar attı.

Abone Ol

HDP’nin 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara’da yapılıyor. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5'inci Olağan Büyük Kongresi’ne katılmak üzere Hakkari'den Edirne'ye, Trabzon'dan İzmir'e, Diyarbakır’dan İstanbul'a ülkenin dört bir yanından partililer Ankara’ya ulaştı. Kongrenin yapılacağı Arena Spor Salonu’na akın eden binlerce kişi, salon önünde halaya durdu.

"HDP HALKTIR, HALK BURADA"

Kongre salonuna girişlerin yapıldığı Gençlik Parkı tarafından sabah 08.30 sıralarında binler sloganlar ve HDP bayraklarıyla salona giriş yaptı. Alana giren binler, “Bê Serok jiyan nabe”, “HDP halktır, halk burada” sloganları attı. Barışın simgesi olan zeytin dalıyla salona giren kadınlar, baskılara karşı mücadele mesajını verdi. Salonda, "HDP halktır, halk burada" ve "HDP umuttur, umut dimdik ayakta" sloganlarıyla HDP'ye yönelik baskılara mücadele mesajı veren binler, "Bîjî berxwedana zindanan" sloganıyla hasta ve infazı yakılan tutuklulara özgürlük talebini dile getirdi.

Kongre salonuna girişler devam ederken, salonun önündeki coşkulu kitle halay ve sloganlarla bekleyişini sürdürdü. 

Salona İzmir İl örgütünde katledilen Deniz Poyraz’ın posteri ile “Demokrasi İttifakı ile Üçüncü Yol”, “Eşbaşkanlık Mor Çizgimizdir”, “İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz”, “Demokrasi İttifakı ile Mutlaka Kazanacağız”, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Çözüm Biziz”, “Savaş ve Tecrit Değil Barış ve Çözüm”, “Tekçi Rejim Değil Demokratik Cumhuriyet”, “Açlık ve Yoksulluk Değil Hakça Paylaşım”, “Özgürlük İçin Çözüm Biziz Sözümüz Var”, “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm” ve “Çözüm Bizde Özgürlük Ellerimizle” yazılı pankartlar asıldı. Basın bölümüne, “Özgür Basın Susturulamaz”, “Gazetecilere özgürlük” ve “Azadî ji bo rojnamevanan” yazılı pankartlar asıldı.

Kongrede Kürt siyasetçi Ahmet Türk ile birlikte önceki dönem milletvekillerimiz Abdullah Zeydan, Adem Geveri, Behçet Yıldırım, Sırrı Süreyya Önder’in de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi konuk olarak yer aldı. Kongreye ayrıca Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Musa Kulu, Demokratik Çerkes Kongresi Girişimi (JİNEPS), Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Koçgiri Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Nusret Tunç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşbaşkanı Nevin Kamilağaoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esat Ünsal, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, AGOS'tan Pakrat Estukyan, Süryani Dernekleri Federasyonu Başkanı Evgil Türker, Gürcü Kültür Merkezi temsilcisi Ceyhan Akay ve Roman Hakları Derneği Genel Başkanı Yücel Tutal katıldı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Çiçek ve Cengiz Çiçek, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, bileşen partilerinden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanları Özlem Gümüştaş ve Şahin Tümüklü, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Ayşe Erdem ve İbrahim Akın, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüleri Sevtap Akdağ Karahalı ve Sezgin Kartal, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur da kongrede salonunda yerini aldı.

 Sosyalist Meclisler Federasyonu Sözcüsü Erdal Ataş ve Barış Kayaoğlu, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Sözcüsü Özge Akman, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ile Doğan Ergün, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Genel Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Sol Parti Başkanlık Kurulu üyeleri İlknur Başer ile Hasan Hayır, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Kaldıraç, Türkiye Komünist Partisi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) üyeleri katıldı.

Kongrede 100 kişilik asil, 50 kişilik yedek ve 30 kişilik fahri PM (Parti Meclisi) ile Eş Genel Başkanlar seçilecek. PM’nin büyük oranda değişeceği kongrede ayrıca Merkezi Disiplin Kurulu ve Uzlaşma Kurulundaki isimler de yenilenecek.

BULDAN: HDP, SALT NEHRİ GEÇMEK ÜZERE YAPILAN HİÇBİR SİYASİ HESAPTA KÖPRÜ OLMAYACAK

Buldan, yaptığı konuşmada, “Herkes bu salondaki halkların renklerine iyi baksın. Buradaki irade, Kürdün de, Türkün de Alevi’nin de, Ermeni’nin de, Arap’ın da, Çerkez’in de, Süryani’nin, Êzidî’nin, Rum’un, Laz’ın, Hristiyan’ın, Musevinin, Roman’ın, Pomak’ın da eşitçe birlikte yaşam sözleşmesidir. Evet, bugünlere kolay gelmedik” dedi.

Bir an bile mücadeleden vazgeçmediklerini, kimsenin önünde diz çökmediklerini, kimseye biat etmediklerini söyleyen Buldan, şöyle konuştu:

“Bundan sonra da kimseye diz çökmeyeceğimize biat etmeyeceğimize sizlerin huzurunda söz veriyoruz. Demokrasi yürüyüşümüzle Edirne’den Hakkâri’ye demokrasi köprüsü olduk. Tarlada, fabrikada, atölyelerde kadın yoksulluğuna karşı mücadele eden kadınlarla birlikte alınteri olduk. Bir kadın partisi olarak; kadın muhalefetini demokratik siyasetimizin temel gücüne dönüştürdük. Meydanlardan parlamento kürsüsüne kadar her yerde onurlu barış siyasetinin en güçlü sesi olduk. Bunca direniş ve mücadelemize dayanarak diyoruz ki evet sözümüz var, çözüm biziz, değişim gücü biziz diyoruz.

ZALİM İKTİDARA KARŞI MAZLUMLARIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ: Halkımızın bize verdiği siyasal gücü her şart altında sonuna kadar kullanacağız. Zalim iktidara karşı her şart altında mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz. Bizlere emanet ettiğiniz iradeyi en güçlü şekilde temsil etmek ve sizlere layık olabilmek için mücadelemizi daha da büyüteceğiz. Her yere sesimizi ve sözümüzü ulaştıracağız. Herkesin elini tutacağız! Ayrımcılığa ve haksızlığa uğrayan herkesi HDP’de buluşturacağız. HDP’ye yönelik herkesin beklentisinin ve umudunun giderek arttığını biliyor ve görüyoruz.

İTTİFAKLARIMIZ UMUDU DAHA DA BÜYÜTMEKTEDİR: Büyüyen demokrasi ittifakımız ve Kürdistani partilerle olan ittifakımız umudu daha da büyütmektedir. Bunun için demokratik siyasetteki çözüm rolümüzü en güçlü şekilde oynayacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Bu final dönemini halklarımızın demokratik zaferine mutlaka dönüştüreceğiz. Bir kez daha sizlere söz veriyoruz. Başarılarımıza yeni başarılar eklemeye devam edeceğiz. Zaman ileriye ve yeniye doğru ilerlerken, AKP-MHP zihniyeti ise, inkâr ve bastırma politikasıyla ülkeyi geriye götürmekte ısrar etmektedir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü cumhuriyetin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biridir. ‘Bir haftada çatışma ihtimalini ortadan kaldırırım’ diyen Sayın Öcalan’ın çağrısına ağır tecritle karşılık verilmesi, çözümsüzlük kaosunu daha da büyüttü. Tecritte ısrar, İmralı sistemiyle Türkiye’yi siyasi ve ekonomik olarak her yönüyle kontrol altında tutan uluslararası çözümsüzlük ve komplo aklına hizmet etmektedir. Bu yanlış yoldan bir an önce dönülmeli ve tecrit sonlandırılmalıdır.

ÇÖZMEYEN SİYASET DÖNEMİ KAPANACAK, HDP DÖNEMİ BAŞLAYACAK: Çözüm biziz! Demokratik uzlaşıya dayalı müzakereci siyasetimizdir! Önceki deneyimlerimizden de aldığımız güçle bu meselenin her aşamasında güçlü rol oynamaya sonuna kadar kararlıyız ve hazırız. Meydanı; çatışmacı siyasete asla bırakmayacağız. Yaşam siyasetini ve barış ihtiyacını savunan çözüm fikriyatımızı siyasetin ve toplumun temel gerçeğine dönüştürme konusunda sonuna kadar kararlıyız. Çözmeyen siyasetlerin dönemi kesinlikle kapanacaktır ve HDP’nin dönemi başlayacaktır! AKP-MHP rant ve talan iktidarı, yarattıkları büyük ekonomik buhranla Türkiye’yi milyonların açlık sınırında yaşam savaşı verdiği bir sefalet ülkesine çevirdiler. Kamu kaynaklarını bir bir kendi özel servetlerine dönüştürdüler. Yolsuzluk çarkını merkezden yerele kadar her yere yaydılar. Zam ve vergi furyasıyla halkın cebine ve sofrasına çöktüler. Milyonları, ekonomik güvencesiz bıraktılar. Bu iştahlı talancılara diyoruz ki sizler gidicisiniz, sizler gideceksiniz. Bu ülkeyi halklarımız yönetecek, HDP ve ittifaklarımız yönetecek.

SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN TÜM GÜCÜMÜZÜ SEFERBER EDECEĞİZ: Sözümüzdür asgari yaşam değil, insan onuruna yaraşır bir yaşamın sağlanması için en güçlü mücadeleyi yürüteceğiz. Sistemi değiştirmek için tüm gücümüzü ve imkânlarımızı seferber edeceğiz. Omuz omuza vereceğiz ve birlikte başaracağız! Adaletsizlik, hukuksuzluk, parlamento ve siyaset üzerindeki iktidar vesayeti, halk iradesini gasp eden kayyım rejimi, cezaevlerindeki ağır işkence ve neden olunan ölümler, kumpas davaları, özgür basına yönelik sansür girişimleri, kadına yönelik her türlü şiddet ve gençlerin ömrünü çalan uygulamalar, demokratik hakların kullanımına yönelik baskılar, yakıcı sorunlar olarak karşımızda durmaktadır.

KAYYIMCI, HUKUK TALANCISI İKTİDARI GÖNDERECEĞİZ: Gezi aileleri için, 480 gündür direnen Emine Şenyaşar için, Cumartesi anneleri için, Çorlu aileleri için, Soma Aileleri için, Roboski aileleri için, Adalet nöbetindeki tutuklu anneleri için, erkekler tarafından katledilen ve şiddete uğrayan tüm kadınlar için, adaleti aranır değil, yaşanır hale getireceğiz. Çözüm gücü biziz. Sözümüz var. Sorunu kaynağında çözeceğiz. Her gün adaletsizlik üreten, gaspçı, kayyımcı, hukuk talancısı iktidarı kesinlikle göndereceğiz, göndereceğiz, göndereceğiz. Büyük değişimin arifesindeyiz. Önümüzde önemli bir seçim süreci var. Bu seçimler, kimin cumhurbaşkanı ya da başbakan olacağı seçimi değildir. Asıl mesele; kriz üreten bu sistemin değiştirilmesi ve demokratik eşitlikçi yeni bir düzenin kurulması meselesidir. HDP bu seçimlerin ve sonrasındaki sürecin temel belirleyenidir. Yeni dönemin siyasal gücüdür.

HDP, SALT NEHRİ GEÇMEK ÜZERE YAPILAN HİÇBİR SİYASİ HESAPTA KÖPRÜ OLMAYACAK: Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki HDP, salt nehri geçmek üzere yapılan hiçbir siyasi hesapta köprü olmayacaktır. Bizler başka bir yol var diyoruz. O yol da HDP’nin kararlılıkla savunduğu üçüncü yoldur. Bu da tüm demokrasi güçleriyle birlikte yol alacağımız Türkiye’nin demokrasi ittifakı dediğimiz Demokratik İttifaktır. Demokrasi ittifakı savaş karşıtı mücadele ortaklığıdır, emeğin mücadele birliğidir, kadınların mücadele ittifakıdır, gençliğin özgür ve güvenceli yaşam ittifakıdır. Doğa talanına karşı ekoloji ittifakıdır. Halklar ve inançların eşit yurttaşlık ittifakıdır. Sivil toplumun, engellilerin, ezilenlerin hak ve eşitlik ittifakıdır. Demokrasi ittifakı tarihsel bir mücadele ortaklığıdır. Cumhuriyeti güçlü demokrasiyle buluşturma kararlılığıdır. Bu ittifakı; tüm toplumsal kesimler adına geleceğin güçlü bir teminatı, sigortası olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönem demokrasinin kurulması sürecinde en güçlü rolü oynayacak olan, demokrasi ittifakıdır. Bunun için; en geniş katılımla siyasal ve toplumsal temsiliyeti parlamentoya taşımamız, güçlü demokrasinin inşası ve hak temelli yeni bir toplumsal sözleşmenin yapılması için hayati önem taşımaktadır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ MUTLAKA UYGULAYACAĞIZ: Ülkedeki bütün halkların, kimliklerin, eşit yurttaşlık haklarını, kadınların eşitlik ve özgürlük haklarını güvence altına alan çoğulcu demokratik bir anayasayı demokrasi ittifakıyla birlikte yapacağız. Buradan bir kez daha söz veriyoruz. İstanbul Sözleşmesini yaşatacağız ve mutlaka uygulayacağız. Kadınlara bir kez daha söz veriyoruz. Her ağaç nasıl kendi kökleri üzerinde yaşam buluyorsa her aidiyet de anayasal güvence altına alınmış haklarıyla varlığını devam ettirecektir. Yarına dair sözü olan, eşit, birlikte yaşamdan yana olan herkesi, tüm toplum kesimlerini, demokratik örgütlenmeleri Demokrasi İttifakında buluşmaya çağırıyoruz. Bu güçlü temsiliyetle hem parlamentoyu gerçek çözüm zeminine dönüştüreceğiz. Hem de yarınları şekillendirecek kurucu sözün, kalıcı çözümlerin sahibi olacağız. Anadolu ve Mezopotamya halklarının yeni yüzyılını güçlü demokrasiyle ve onurlu barışla mutlaka buluşturacağız.”

SANCAR: CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMDE MÜZAKERELERE VE ORTAK ADAY FİKRİNE AÇIĞIZ

Sancar, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin egemen anlayışı ve geleneksel siyasetinin, bu denli radikal bir muhalefetle, bu denli olgun, istikrarlı ve kararlı bir siyasetle ve bu denli inanmış örgütlü mücadeleyle tarihinin hiçbir döneminde karşılaşmadığını söyledi. HDP’den duyulan rahatsızlığın temelinde bunun yattığına dikkat çeken Sancar, şöyle konuştu:

“ÇÖZÜME DİYALOG VE DEMOKRATİK SİYASETLE ULAŞILABİLİR: Bizim fikriyatımızın gücü hakikate olan bağlılığından, hakikatleri esas alarak yol almasından geliyor. İşte o hakikatlerden biri ve en önemlisi de Kürt sorunudur. Yüz yıllık bir tarihi olan, kırk yıla yaklaşan bir çatışmayla iç içe geçmiş, başta demokrasi olmak üzere birçok sorunun doğrudan veya dolaylı temelinde yatan bir hakikattir Kürt sorunu. Bu iç içeliği görmezden gelmek, çözümü ve barışı birbirinden ayırmaya çalışmak demektir. Bu da hakikati yok saymaktan başka bir anlama gelmez. O nedenle biz diyoruz ki çözüm ve barış iç içedir. Özellikle vurgulamak isterim ki, çözümün yöntemi savaş-çatışma-şiddet olamaz. Çözüme ve barışa, ancak ve ancak diyalog, müzakere ve demokratik ve demokratik siyasetle ulaşılabilir. Hep yüzleşme, hep hakikat diyoruz. İşte bu hakikatin de mutlaka görülmesi gerektiğinde ısrar ediyoruz. Çözümdeki ısrarımız tabanımızın büyük çoğunluğunun Kürtlerden oluşmasından kaynaklanmıyor. Tarihsel ve güncel olarak bütün meselelerde bu çok boyutlu meselenin izlerini görüyoruz. Kürt sorunun demokratik yollarla çözülmesinin inkar, imha ve asimilasyon politikalarından vazgeçilmesinin bu topraklara huzur, barış kazandıracağına inanıyoruz, bu nedenle sürekli barış diyoruz, ısrarla büyük barışı savunuyoruz.

KÜRT SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN MECLİSİN MERKEZİNDE YER ALDIĞI BİR SÜREÇ: Biz barış istiyoruz, bunun önündeki en büyük engelin HDP fikriyatına düşmanlık siyaseti olduğunu biliyoruz. HDP’ye yaklaşım, Kürt siyasetine ve onların temsilcilerine yaklaşımın bu ülkede demokrasi ve barışa yaklaşımın temelini oluşturuyor. Çünkü bu kesimlerin tümünün sorunlarına ilişkin çözüm önerilerimiz var. Biz bu yola çıkarken söz verdik, çözüm biziz, sözümüz var. Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü için meclisin merkezinde yer aldığı bir süreç öneriyoruz. Tüm siyasi partilerin ve toplumun bütün kesimlerini mümkün ölçüde en geniş şekilde dahil olduğu bir barış sürecinden bahsediyor. Tabandan kurulacak ve toplumsal mutabakat la kurulacak bir barış sürecinden bahsediyoruz. Toplumsal mutabakatla hayata geçirilecek bir barış sürecini öneriyoruz. Meclisin merkezde olmasını neden istiyoruz, sürecin güvencesini oluşturacaktır oluşturmalıdır, şeffaflığı sağlayacaktır, sağlamalıdır. Katılımcılığı mümkün kılacaktır, kılmalıdır Bunlar olmadan barış sürecini çözüme götürmek kalıcı kılmak mümkün değildir. Birkaç adım atılabilir, bunlar zor adımlar değil. Zor da olsa atılmalıdır. Bizler öneriyoruz. Birkaç başlık sayacağım. Böyle bir sürecin işlemesi için atılacak bu adımların yolu açacağına inanıyoruz.

ATILACAK ADIMLAR: Hak temelli eşit yurttaşlığın güvence altına alınması, Anadilinde eğitim başta olmak üzere kimlik haklarının tanınması, Yerel Demokrasinin kabul ve inşa edilmesi, Yargı aracılığıyla yaratılan bütün tahribatların onarılması, daha açık söyleyeyim tüm siyasi mahkumiyetlerin ve davaların sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması, Siyasi irade ve kazanımlara yönelik gasplara, başta belediyeler olmak üzere her alandaki kayyım rejimine son verilmesi, Bunların müzakere edilip hayata geçirileceği yer en başta meclis olmalıdır. Bunları topluma mal etmek için güçlü bir barış ve çözüm iradesi hayata geçirilmelidir.

İMRALI ADINA SÖZ KURMAYIN, TECRİDE SON VERİN: Seçimler yaklaştıkça Kürt sorununun, en başta iktidar tarafından kısır siyasi hesapların ve ikbal senaryolarının aracı haline getirilmek istendiğini görüyoruz. Bu bağlamda, son dönemde, İmralı’da uygulanan mutlak tecritle ilgili tartışmaların bu çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor. Hükümeti buradan uyarıyoruz, tecrit üzerinden oyun oynamayın, tüm ülkeyi ve bölgeyi ilgilendiren bu denli önemli ve hassas bir meseleyi siyasi ikbal ve iktidar hedeflerinize alet etmeyin. Etmeye kalkarsanız da başaramazsınız. İmralı adına söz kurmayın, halkı yanıltmaya çalışarak afaki gündemler yaratmayın. Tecride son verin, Abdullah Öcalan’ın ne düşündüğünü kamuoyunun öğrenmesini sağlayacak ve esasen hakkı olan bütün imkanları sağlayın. Diğer muhalefet partilerine de buradan seslenmek istiyorum. Tecrit meselesi, iktidarın tekeline ve manipülasyonlarına terk edilemeyecek kadar ciddidir ve önemlidir. Barış konusunda belirleyici katkı sağlayacağı geçmişte defalarca kanıtlanmış bir aktörün şimdi de bu rolünü oynamasını mümkün kılacak şartların yaratılmasını muhalefetin ve demokrasi güçlerinin de talep etmesi lazım. Tecridi kaldırma meselesi tecrit üzerine tecrit bu ülkede çözüme katkı sunmaz, aksine çözümsüzlüğü derinleştirir.

DEMOKRASİ İTTİFAKI GEÇİCİ BİR SEÇİM BİRLİKTELİĞİ DEĞİL: Demokrasi ittifakını geçici bir seçim birlikteliği değil, yeni bir başlangıç yapmanın ve yeni yaşamı inşa etmenin stratejik yolu olarak görmemiz bundandır. Barışı da iktidarlarla yapmak mecburiyeti yoktur iktidarlarla yapılan barış anlaşmalarının da içinde halk olmadan başarma şansı da yoktur. Biz demokrasi ittifakını büyük bir toplumsal hareket haline getirip ve onurlu kalıcı barışı getirmenin yolunu tabanda öreceğiz. Bunu da hep birlikte ve emek vererek gerçekleştireceğiz. Buna da sözümüz var. Final yılı olarak adlandırdığımız ve ülkenin kaderini gerçek anlamda belirleyecek olan seçimlere dair sözlerimiz var elbette. Bir kez daha hatırlatayım: Kürtler başta olmak üzere HDP tabanını, seçim hesaplarında bir sayı olarak görenler ne siyasetten anlıyorlar ne de tarih biliyorlar. Bu ülkenin siyasal bilinci ve örgütlülüğü en yüksek kesimini oluşturan bu milyonlar, demokrasi ve barış mücadelesinin en dinamik gücüdür. Bu güç hesaba katılmadan, ülkeye ne demokrasi, ne adalet ne de barış gelir.

BİR ANLAŞMA ARANIYORSA İKTİDARIN ARKASINA DİZİLENLERE BAKIN: Seçimler yaklaştığında iktidar ile anlaşma gibi zırvalar, zeka yoksunu senaryolar tedavüle sokuluyor. Güya bizler töhmet altında bırakılıyoruz. Bunları ortaya atanlara bakın bunların değeri hakkında fikrinizi kolayca belirtirsiniz. Kimler bunlar, bir anlaşma aranıyorsa savaş tezkerelerine onay verenlere, savaş politikalarında iktidar ile aynı fikre ve zikre sahip olanlara, Kürtlere, HDP’ye ve demokrasi güçlerine yönelik baskılara dair ses çıkarmayıp iktidarın arkasına dizilenlere bakın. Bizim anlaşmamız ezilenlerledir. Bizim anlaşmamız emeğinin hakkını isteyenlerledir. Eşit, özgür ve güvenceli yaşam isteyen kadınlarladır, gençlerledir. Bizim anlaşmamız demokratik bir geleceği eşit yurttaşlık haklarıyla kurmak isteyen, barış isteyen milyonlarladır. İnancını özgürce yaşamak isteyen bütün insanlarladır. Talana karşı doğasına, deresine, ormanına, toprağına sahip çıkanlarladır bizim anlaşmamız. Bunun dışındaki her şey lafügüzaftır, çarpıtmadır, manipülasyondur. Bu konuda halkımıza sözümüz var.  Bu ittifakı mutlaka gerçekleştireceğiz ve demokrasi ittifakını bu ülkenin geleceğinin kurucu gücü haline getireceğiz.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMDE TUTUMUMUZ NET: Parlamento seçimlerine nasıl gireceğimizi söyledik; bu ittifakla gireceğiz. Hedefimiz halkların, ezilenlerin, dışlananların ortak iradesi parlamentoda en güçlü şekilde temsil hedefimizde en ufak bir tereddüdümüz yoktur. Bu yürüyüş bu hedefe doğru ilerlemektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimde ise yine tutumumuz nettir. Bizler kamuoyu önünde açık şeffaf görüşmeler yapılması halinde tutum belgemizde de belirttiğimiz ilkeler çerçevesinde müzakerelere ve ortak aday fikrine açığız. Eğer bu çağrımıza karşılık bulamazsak en doğal hakkımız olan seçimlere kendi adayımızla girme seçeneği de güçlü bir seçenek olarak durmaktadır. Böyle bir durum olursa tabanımızla, demokrasi ittifakının bileşenleriyle, ulaşabileceğimiz tüm kesimlerle, aday belirleyeceğiz. Hedefimiz de en az ikinci tura çıkmak olacaktır. Bu ülkenin barış, adalet, özgürlük, kadın, gençlik, kayyum rejimi, yoksulluk, yolsuzluk, çoklu krizlerin yaşadığı sorun alanlarında çözümü işte bu ilkelerle getireceğiz. Milyonlar değişim istiyor açlık aldı başını gidiyor yoksulluk ülkeyi kasıp kavuruyor. Yalancı talancı sistem ülkeyi sömürüyor felakete sürüklüyor. Bizler işte bu siyasete ve bu iktidarı yaratan düzene karşı, en güçlü mücadele adresiyiz. sözümüz var, çözüm gücü de sizden gelecektir. Çözüm biziz. Bu birlikteliği kurarsak bu ülkeyi yönetmek sadece bir amaç değil bizim için bir mecburiyet olacak. İşte bu yürüyüş bu hedefe doğru yeni bir yaşam, toplumsal sözleşme ve bu temelde demokratik cumhuriyeti kurma yürüyüşüdür. Bu yürüyüşte başarılı olacağımıza inanıyoruz.”