Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektörünün içinde bulunduğu duruma dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan 2025 yılı hayvan varlığı verilerinin sahadaki gerçeklerle ve üretici birliklerinin açıkladığı rakamlarla uyumlu olmadığını belirten Gürer, açıklanan istatistiklerin ciddi soru işaretleri barındırdığını dile getirdi.

TÜİK’in Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine dayandırarak paylaştığı 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığının 17 milyon 709 bin baş olarak duyurulduğunu hatırlatan Gürer, bu rakamların muhtemelen bir yıl öncesine ait olduğunu ifade etti.

Gürer, konuyla ilgili ayrıca şunları söyledi:

"TÜİK tarafından 2025 yılı hayvan varlığı verileri açıklandı. Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan alınan verilere göre 17 milyon 709 bin büyük baş hayvan varlığı olduğu belirtildi. Bu verilen muhtemel bir yıl önceki veriler olması gerekir. Çünkü 2025 yılında şap hastalığıyla bütçe genelinde çok sayıda hayvan telef oldu. Buzağılar ya doğum aşamasında ya doğumdan sonra öldü. Rakamsal olarak 400-500 bini bulduğu farklı kaynaklardan ifade ediliyor. TÜİK verilerine göre de yalnızca 2025 yılında 735 bin başta hayvan ithalatı gerçekleşti. Amerika Tarım Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre 2026 yılında ülkemizde büyük baş hayvan varlığı sayısının 14 milyon 300 bin başa düşeceği öngörülüyor. Keza ulusal hayvan sayısı Türkiye Damızlık, Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından açıklandı. Orada da büyükbaş hayvan varlığımızın 2026 altı yılı için öngörülen rakamı 13 milyon 685 bin baş."

HAYVAN VARLIĞINDAKİ ÇELİŞKİLER VE PLANLAMA SORUNLARI

Şap hastalığının etkili olduğu bir dönemde hayvan varlığının arttığına dair verilerin açıklanmasının anlaşılabilir bir durum olmadığını vurgulayan Gürer, bu bilginin doğru olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı Program Kitapçığı'nda 2025 yılı için hayvan varlığının 16 milyon 800 bin olarak yer aldığını hatırlatan Gürer, mevcut verilerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Hatalı veriler üzerinden yapılan değerlendirmelerin öngörülebilir bir planlama yapılmasına engel olduğunu savunan Gürer, yetiştiriciler birliğinin 2026 yılı için öngördüğü 13 milyon 685 bin rakamı ile iktidarın açıkladığı 17 milyon 709 bin rakamı arasındaki yaklaşık 4 milyonluk çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini kaydetti.

Niğde'nin Yeşilgölcük beldesinde besicilik yapan Bülent Özden ile bir araya gelen Gürer, Türkiye'nin sığır varlığındaki düşüşü şu verilerle paylaştı:

"Türkiye'nin sığır varlığı 2020 yılında 17 milyon 965 bin 982 bai idi. 2021'de benzer bir rakam devam etti. 2022'de 16 milyon 851 bin 950 baş sığıra geriledi. 2023'te 16 milyon 421 bin 255 sığır iken 2024'te de 16 milyon 824 bin 208 baş sığırımız olduğu açıklandı. 2025 yılında 13 milyon 685 bin 838 başa sığır düştü. Son beş yılda Türkiye 4 milyon 279 bin 644 baş sığırı eksildi. Son beş yılda bu eksilişin birden fazla nedeni var. Ahır giderlerin artması yanında özellikle şap hastalığında çok sayıda hayvan telef oldu. Bakanlık bu konuda resmi verileri açıklamıyor. 2010 yılında başlayan et ve hayvan ithalatında 11 milyona eren ithalat gerçekleşti. Büyük başta gerçekleşen buna rağmen hayvancılığın sorunları azalmadı. Etin fiyatı düşmedi. Hayvan hastalıkları ve buzağı ölümlerinin önüne geçiremedi. Ülkemizde neredeyse ithal edilen kadar buzağı ölümünü devam ediyor. 2025 yılında 735 bin büyük baş hayvan ithalatı gerçekleşti. 2026 yılında da 500 bin hayvanın ithal edileceği Bakanlık verileriyle ortaya çıktı. Ama geçen yıl da rakam daha düşük ifade edilmişti. 735 bin baş ile bir yıl bitmiş oldu. Hayvan varlığı 1980 yılının gerisine düştü. 1980 yılında 16 milyon 925 bin büyükbaş hayvanımız vardı. Şu anda 13 milyon 685 bin büyükbaş hayvanımız var. Nüfusumuz neredeyse 35-40 milyon arttığı halde. Nüfusa göre bu kadar hayvan varlığında düşme son 50 yılında neredeyse rekoru durumunda."

İŞLETME SAYILARINDAKİ DÜŞÜŞ VE ÜRETİCİ SORUNLARI

Hayvancılıkla ilgili işletme sayılarında da ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Gürer, verilere göre 112 bin ahır işletmesinin kapandığını belirtti. 2022 yılında Türkiye genelinde 1 milyon 150 bin olan sığır işletme sayısının 2025 yılı itibarıyla 1 milyon 37 bine gerilediğini aktaran Gürer, küçük aile işletmelerinin üretimden çekildiğini ve kooperatif sayılarının 7 bin 519'dan 3 bin 635'e düştüğünü vurguladı. Et ve Süt Kurumu'nun ithalatçı bir kimliğe büründüğünü savunan Gürer, yerli besici desteklenmediği sürece kazananın ithalat lobileri olacağını ifade etti.

Besici Bülent Özden ise hayvancılıkta yaşanan zorluklara ilişkin ayrıca şunları söyledi:

"Artan maliyetler, yem fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle süt inekçiliği çıkmaza girdi. Çiftçi artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor. Hayvan varlığımızda yaklaşık yüzde 40 azalma oldu. Et ve süt üretimi ciddi biçimde etkilendi. Çok sayıda hayvan telef oldu. Buzağı ölümleri yüzde 30-40 seviyelerine ulaştı. Şap giren işletmelerde hayvan hastalığı atlatsa bile buzağıyı kaybediyoruz. İki yıldır tarım ürünleri para etmiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi ineğini, danasını satmak zorunda kalıyor. Ziraat Bankası kredi musluklarını kapattı. BAĞ-KUR şartları ağırlaştırıldı. Çiftçi büyük bir çıkmazda. Devletten acil ve somut kolaylıklar bekliyoruz."