GİRESUN

Giresun'da yüzlerce yurttaş madene karşı yürüdü

Giresun'da artan madencilik faaliyetleri ile çok sayıda köyü tehdit eden yeni maden arama sahalarına karşı, üniversiteden yeni mezun bir grup gencin öncülüğünde başlatılan çağrı geniş yankı buldu. Yüzlerce Giresunlu, Debboy mevkiinden Atatürk Meydanı'na sloganlarla yürüyerek hem doğasına hem yaşam alanlarına sahip çıkma iradesini ortaya koydu.

Abone Ol

Haber: Barış Tüysüz

(GİRESUN) - Giresun'da artan madencilik faaliyetleri ile çok sayıda köyü tehdit eden yeni maden arama sahalarına karşı, üniversiteden yeni mezun bir grup gencin öncülüğünde başlatılan çağrı geniş yankı buldu. Yüzlerce Giresunlu, Debboy mevkinden Atatürk Meydanı'na sloganlarla yürüyerek hem doğasına hem yaşam alanlarına sahip çıkma iradesini ortaya koydu.

Giresun'da son dönemde artan madencilik faaliyetleri ve çok sayıda köyü kapsayan yeni maden arama sahalarının ihale edilmesine karşı toplumsal tepki büyüyor. Bir grup üniversiteden yeni mezun Giresunlu gencin inisiyatifiyle kurulan Giresun Doğayı Koruma Topluluğu'nun çağrısıyla yüzlerce yurttaş meydanlara indi.

Giresun Debboy mevkinde toplanan kalabalık, Gazi Caddesi boyunca sloganlarla yürüyerek Atatürk Meydanı'na ulaştı. Yürüyüş boyunca 'Giresun madene galip gelecek', 'Giresun bizimdir bizim kalacak', 'Maden sizin, Giresun bizim', 'Giresun yeşildir yeşil kalacak', 'Susma sustukça sıra sana gelecek' ve 'Direne direne kazanacağız' sloganları atıldı.

'Giresun sahipsiz değildir'

Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse'nin yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile her yaştan yurttaşın destek verdiği yürüyüşün ardından, Atatürk Meydanı'nda toplanan kalabalığa topluluk adına gençler hitap etti. Trabzon Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Furkan Karakol, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

'Bizden ne bekleniyor biliyor musunuz? Sessiz kalmamız, dedikodu yapmamız. Ancak bugün burada toplanmamızın en temel göstergesi şudur ki; bizler dedikodu yapmayacağız, bizler karşı olacağız. Şimdi size soruyorum; Giresun maden şirketlerinin kepçeleri altında ezilecek kadar sahipsiz midir?

Giresun sahipleri kimlerdir? Sahipleri 42. ve 47. gönüllü alaylardır. Topal Osman Ağa'dır. Bugün bizleriz, yarın torunlarımızdır. Ve Giresun'un tapusu Sakarya'da, Afyonkarahisar'da şehitlerimizin kanıyla imzalanmıştır. Bu talana, bu yıkıma 'evet' demeyeceğiz. Biz buna izin vermeyeceğiz.

Vatanı sevmek onun dağını, suyunu, ağacını sevmektir. Biz kendi ormanlarımızda dal kesemezken başkaları bu dağları nasıl talan ediyor? Biz ayrıcalık değil adalet istiyoruz. Aynı hukuk herkese eşit uygulansın istiyoruz. Giresun sahipsiz değildir. Ormanlar bizimdir, topraklar bizimdir, kümbet bizimdir, yaylalar bizimdir!'

'Maden şirketlerine esir olmayacağız'

Hukuk Fakültesi mezunu Emirhan Yılmaz ise konuşmasında hem geçmişte yaşanan çevresel travmalara hem de madencilik politikalarına dikkat çekti:

'Giresun'da maden ruhsatı alana Giresunlunun hayatı, sağlığı bedava. Giresun çok travması olan bir şehir. Bu travma sadece işgalin ve savaşın travmaları değil; Çernobil'in, Karadeniz Sahil Yolu'nun, Şebinkarahisar'ın travmaları hala Giresunlu'nun hafızasında.

Giresun'un dağları kurşun yarası gibi delik deşik. Giresun'un yüzde 85'i maden sahası ilan edilmiş durumda. Giresunlulara deniyor ki; 'bu geri kalan yüzde 15'te yaşayın.' Buna 'evet' diyecek biri var mı acaba içinizde? Siz bu yüzde 15'e sığmayı kabul ediyor musunuz?'

Yılmaz, fındık üretimi ve tarımsal geleceğe ilişkin kaygıları da dile getirerek şöyle devam etti:

'Ne dedik? Fındığın başkenti, kirazın anavatanı. Giresun'da kiraz fidesi kaldı mı? Yarın öbür gün fındığı da yok edince gelin hep beraber şehrin sloganını değiştirelim: Siyanürün başkenti, arseniğin anavatanı yapalım. Uluslararası sermaye başka ülkelerde fındık bahçeleri açarken bizler dünyanın en kıymetlisini siyanüre tercih etmeyeceğiz. Giresun kasten yoksullaştırılmasına rağmen madene ve maden şirketlerine esir olmayacak!'

Madencilik faaliyetlerinin çevresel risklerine de dikkat çeken Yılmaz, olası atık havuzu kazalarına işaret ederek şunları söyledi:

'Bu madenlerdeki atık havuzlarının patlaması sularımızı zehirlerse Giresun gibi su zengini bir şehir su fakiri olacak. Bizim kucağımıza patlamaya hazır bir bomba veriyorsunuz. Bizim karşı çıkmamız bu bombanın kaldırılmasından ibaret.'

Yılmaz, konuşmasının sonunda yürüyüş için izin talep ettiklerinde 'siz kimsiniz' diye sorulduğunu belirterek;

'Bize 'siz kimsiniz?' diye sordular. Biz de dedik ki: 'Giresunlu gençleriz.'

Şimdi tekrar söylüyorum: Biz halkız! Halk diye bir şey var ya, o biziz.'

'Bu bir ilk adım, devamı gelecek'

Yürüyüşün ardından ANKA mikrofonuna konuşan katılımcılar da eylemin yalnızca bir başlangıç olduğunu vurguladı.

Bir yurttaş şunları söyledi:

'Topraklarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmak: Bu bugünün işi değil, ileriye dönük bir problem. İnsanlarımız bunun farkında değiller. Başına gelmeden kimse ciddiye almıyor. Bizimkisi bir uyarı. Bu bir ilk adımdır, yarın devamı gelecek. Tüm halkımızın buna iştirak etmesini istiyoruz.'

Bir başka katılımcı ise doğayla kurdukları bağı şu sözlerle anlattı:

'Memleketimize, tozuna, toprağına sahip çıkmak için buradayız. Karadeniz bizim, Giresun bizim. Biz yeşille mavinin kucaklaştığı bir yerdeyiz. Bunun bakir kalmasını istiyoruz.

Çocukken fındık bahçelerinde gece gündüz bekçilik yapıyorduk. Her şekilde toprağımıza, bahçelerimize sahip çıkacağız. Bu öyle kolay değil.'

Bir diğer katılımcı ise yaşanabilecek çevresel yıkıma dikkat çekerek şunları dile getirdi:

'Toprağımızı, suyumuzu, havamızı, bütün canlı yaşamı savunmak için buradaydık. Giresun'da ve bütün Karadeniz'de bir ekokırım yaşanacak.

Bunu 'kamu yararı' diyerek küçültmeye çalışıyorlar ama bunun adı ekokırım. Yeraltı sularının kirlenmesi hepimiz için ölüm demek.

İliç'i, Çatalağaç'ı, Fatsa'yı, Akbelen'i görsünler. Biz provokatör değiliz, halkız. Sadece yaşam hakkını savunuyoruz. Tek derdimiz yaşamak ve yaşatmak.'

AK Partili seçmenler de tepkili

Farklı siyasi görüşlerden yurttaşların katıldığı yürüyüşte, doğa mücadelesinin 'siyaset üstü' bir mesele olduğu vurgulandı. Özellikle Tirebolu'nun Sekü köyündeki sondaj direnişinin ardından, çok sayıda AK Partili seçmenin de iktidarın madencilik uygulamalarına karşı ses yükseltmesi, çevre ve yaşam alanlarını koruma iradesinin siyasi parti sınırlarını aşan ortak bir toplumsal hassasiyete dönüştüğünü ortaya koydu. Giresun Doğayı Koruma Topluluğu'nun öncülüğünde, fındık tarım alanlarını ve temiz su kaynaklarını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı başlayan sürecin, ilerleyen günlerde daha geniş katılımlı eylemlerle sürmesi bekleniyor.