ÇANAKKALE

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu'ndan 1 Mayıs çağrısı: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu, 1 Mayıs'ta sömürüye, faşizme, kayyumlara ve halk iradesinin gaspına karşı alanlarda olma çağrısı yaptı.

Abone Ol

Haber: Murat Dağdelen

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu, 1 Mayıs 2026 için çağrı metni yayımladı. Metinde, ülkenin emeğin değersizleştirildiği, halkın yoksullaştırıldığı, hukukun iktidarın sopasına dönüştürüldüğü ağır bir tarihsel dönemden geçtiği belirtildi.

"DEMOKRASİ VE HALK İRADESİ TEHDİT ALTINDA"

Platformun çağrısında, bugün yalnızca işçilerin değil, halkın iradesi, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, doğa, barış ve geleceğin de saldırı altında olduğu vurgulandı. Seçilmiş belediyelere yönelik DEM Parti ile başlayan, CHP ile devam eden kayyum politikaları ve halk iradesinin gaspı eleştirildi. Muhalif belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanlarının, belediye çalışanlarının ve yerel yöneticilerin hukuksuz biçimde gözaltına alınması ve tutuklanmasının, halkın seçme ve seçilme hakkına açık bir müdahale olduğu ifade edildi.

Çağrının tam metni şöyle:

KÖR OLASIN DEMİYORUM, KÖR OLMA DA GÖR BENİ

Ülkemiz, emeğin değersizleştirildiği, halkın yoksullaştırıldığı, hukukun iktidarın sopasına dönüştürüldüğü, demokrasi kırıntılarının dahi tasfiye edilmeye çalışıldığı ağır bir tarihsel dönemden geçmektedir.

Bugün yalnızca işçiler değil; halkın iradesi, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, doğa, barış ve gelecek de saldırı altındadır.

Seçilmiş belediyelere yönelik DEM Parti ile başlayan, CHP ile devam eden kayyum politikaları ve halk iradesinin gaspı; muhalif belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanlarının, belediye çalışanlarının ve yerel yöneticilerin hukuksuz biçimde gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla sürmektedir. Bu durum, halkın seçme ve seçilme hakkına açık bir müdahaledir.

Sandıkta yenemediklerine yargı sopasıyla saldıran bu anlayış, halkın iradesini tanımadığını her gün yeniden ilan etmektedir.

Bugün Türkiye’de belediyeler değil, demokrasi kuşatma altındadır.

İşçinin hakkını savunan sendikacılar tutuklanmaktadır.

Başaran Aksu’ya, Mehmet Türkmen’e yönelik baskılar; yalnızca bireylere değil, örgütlü emek mücadelesine yönelmiş saldırılardır.

Halkın avukatlığını yapanlar cezalandırılmaktadır.

Can Atalay’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın ve halktan yana hukukçuların tutsak edilmesi; bu ülkede hukukun değil, siyasal intikamın işlediğinin açık göstergesidir.

Gazeteciler susturulmak istenmektedir.

Gerçekleri yazan, yolsuzluğu ve hukuksuzluğu teşhir eden gazeteciler hedef hâline getirilmektedir.

İsmail Arı ve benzeri bağımsız gazetecilere yönelik baskılar; basın özgürlüğüne vurulmuş darbelerdir. Çünkü bu iktidar, halkın gerçekleri öğrenmesinden korkmaktadır.

Siyasi tutsaklar cezaevlerinde rehin tutulmakta; düşüncesi, kimliği ve mücadelesi nedeniyle binlerce insan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır.

Bu düzen yalnızca içeride değil, dışarıda da savaş politikalarıyla halkları boğmaktadır.

Ortadoğu, emperyalist savaşların, vekâlet çatışmalarının ve bölgesel güç hesaplarının ateşi içindedir.

İran–İsrail gerilimi ve ABD emperyalizminin bölgeye dönük müdahaleleri, halklara ölüm ve yıkımdan başka hiçbir şey getirmemektedir.

Filistin halkı katledilirken dünya sessiz kalmakta; emperyalist merkezler işgal ve soykırım politikalarına destek vermektedir.

Küba halkı yıllardır abluka altında direnmeye devam etmekte; emperyalizme boyun eğmeyen halklar cezalandırılmaktadır.

Bizler;

Filistin’in, Küba’nın, Latin Amerika’nın, Ortadoğu’nun, Afrika’nın, Asya’nın ve dünyanın dört bir yanında sömürüye, işgale, diktatörlüklere ve emperyalizme direnen tüm ezilen halkların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.

Çünkü biliyoruz ki;

Emek mücadelesi yalnızca bir ücret mücadelesi değil, aynı zamanda özgürlük, demokrasi, barış ve insanlık mücadelesidir.

Sağlık ve eğitim sistemleri de piyasa politikalarının, özelleştirme anlayışının ve liyakatsiz yönetimlerin kıskacında çökertilmiştir.

Hastaneler işletmeye, hastalar müşteriye, sağlık emekçileri ise tükenmeye mahkûm edilmiş; sağlık çalışanları ağır iş yükü, düşük ücret, şiddet ve güvencesizlik altında çalışmaya zorlanmıştır.

Eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi verirken; öğretmenler itibarsızlaştırılmış, atanamayan öğretmenler umutsuzluğa sürüklenmiş, eğitim sistemi bilimden uzaklaştırılarak gericiliğin ve piyasacılığın teslimiyetine bırakılmıştır.

Parasız, bilimsel, laik, kamusal sağlık ve eğitim hakkı her geçen gün daha fazla tasfiye edilmektedir.

Bir yandan da doğamız sermayeye teslim edilmektedir.

Kaz Dağları’ndan Akbelen’e, İkizdere’den Cerattepe’ye kadar yaşam alanlarını savunan yurttaşlar şirketler uğruna kriminalize edilmekte; maden şirketlerinin kârı için ormanlarımız, derelerimiz, tarım alanlarımız yok edilmektedir.

Köprüler, yollar, limanlar, enerji kaynakları, fabrikalar ve kamusal varlıklarımız bir avuç sermaye grubuna peşkeş çekilirken; halk daha fazla vergiye, daha fazla borca ve daha fazla yoksulluğa mahkûm edilmektedir.

Ancak bilinsin ki:

Bu ülkenin emekçileri, gençleri, kadınları, işsizleri, emeklileri, öğrencileri, köylüleri ve halkları bu karanlığa teslim olmayacaktır.

Bizler biliyoruz ki:

BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN!

Eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, halk iradesinin, laikliğin, demokrasinin ve barışın hüküm sürdüğü bir ülke mümkündür.

Sermaye için değil halk için üreten; rant için değil yaşam için örgütlenen bir düzen mümkündür.

Bu nedenle Gelibolu Emek Dayanışma Platformu olarak;

1 Mayıs 2026’da;

sömürüye, faşizme, kayyumlara, siyasi tutsaklığa, hukuksuzluğa, rant düzenine, doğa talanına, emperyalist savaşlara ve halk iradesinin gaspına karşı alanlarda olacağız.

Tüm işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, emeklileri, doğa savunucularını, eğitim ve sağlık emekçilerini, demokratik kitle örgütlerini, siyasi partileri ve halkımızı;

1 Mayıs’ta omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki:

Kurtuluş yok tek başına!

Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

Yaşasın Halkların Kardeşliği!

Yaşasın Dayanışma!