ÇANAKKALE

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu: Barış her zaman emperyalizme karşı halkların kardeşliğinde yükselir

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığını kınayarak, askeri üslerin kapatılması ve emperyalizme karşı halkların kardeşliği çağrısında bulundu.

Abone Ol

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu, ABD emperyalizmi, İsrail ve İran yönetimi arasında tırmanan gerilimi ve bölgesel savaş tehdidini kaygıyla izlediklerini belirterek; yaşanan insan hakları ihlallerini, sivil kayıpları ve ekolojik yıkımı şiddetle kınadıklarını bildirdi.

Gelibolu Emek Dayanışma Platformu tarafından hazırlanan basın açıklamasında, Ortadoğu'daki askeri hareketliliğin halkların özgürlüğü için değil; petrol kaynakları, enerji koridorları ve jeopolitik egemenlik uğruna gerçekleştirildiği ifade edildi. Açıklamada, bölgede nükleer silah stokuna sahip olan İsrail'in nükleer tehdit gerekçesini kullanması "ikiyüzlülük" olarak nitelendirilirken, emperyalist müdahalelerin halkların yaşamını küresel çıkarların gerisinde tuttuğu vurgulandı.

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

arasında tırmanan gerilimi ve bölgesel savaş tehdidini kaygıyla izliyor; yaşanan insan hakları ihlallerini, sivil kayıpları, ekolojik yıkımı ve uluslararası hukukun ayaklar altına alınmasını şiddetle kınıyoruz.

EMPERYALİST MÜDAHALENİN YENİ BOYUTU

ABD emperyalizmi ve bölgedeki en yakın müttefiki Siyonist İsrail, Ortadoğu'yu yeni bir felaketin eşiğine sürükleyen saldırganlıklarını sürdürmektedir. İran'a yönelik operasyonlar, Afganistan'dan Irak'a, Libya'dan Suriye'ye, Lübnan'dan Filistin'e uzanan emperyalist müdahaleler zincirinin son halkasıdır.

Bu hamleler halkların güvenliği veya özgürlüğü adına değil; petrol kaynakları, enerji koridorları ve jeopolitik egemenlik uğruna gerçekleştirilmektedir. Emperyalist güçler için halkların yaşamı hiçbir zaman küresel çıkarlarından üstün olmamıştır.

"Nükleer tehdit" bahanesiyle yürütülen bu saldırganlık, dünyaya "demokrasi" ve "istikrar" söylemiyle pazarlanmaktadır. Oysa bölgede tek nükleer silah stokuna sahip, en saldırgan devlet olan İsrail'in bu gerekçeyi kullanması apaçık bir ikiyüzlülüktür. Nükleer yayılma endişesi taşıyanlar, önce kendi cephaneliklerini boşaltsınlar!

İNSAN HAYATI, HAYVAN HAKLARI VE GÖRÜNMEZ KAYIPLAR EKOLOJİK YIKIM: DOĞA TALANI VE PETROL SAHALARI

Başta çocuklar olmak üzere savaşlarda yaşamını yitiren her insanın acısı hepimizin yüreğini yakıyor. Ancak savaşın yıkımı yalnızca insanlarla sınırlı değil. Bombardımanlarla yerle bir edilen kentler, vurulan petrol sahaları, yakılan ormanlar ve kirletilen nehirler

yalnızca doğayı değil, o doğada yaşayan binlerce kediyi, köpeği, kuşu ve sayısız canlıyı da yok ediyor.

Peki hiç duydunuz mu bir savaş haberinde kaç hayvanın öldüğünü, kaç ekosistemin çöktüğünü?

Hayır. Çünkü savaşları çıkaranların gözünde ne doğanın ne de diğer canlıların bir değeri var. Onlar için dünya yalnızca sömürülecek bir kaynak, halklar ise yönetilecek birer araç. Oysa biliyoruz ki yeryüzü yalnızca insanların değil, bütün canlıların ortak evi.

Vurulan petrol sahaları, yanan depolar, infilak eden tesisler... Her bombardıman sadece bugünü değil, yarınları da zehirliyor. Petrol sızıntıları, kirlenen topraklar ve suların bedelini yine halklar, yine emekçiler, yine doğadaki tüm canlılar ödüyor. Emperyalizm insanı sömürdüğü gibi doğayı da talan ediyor; kâr uğruna dünyayı yaşanmaz hale getirmekten çekinmiyor.

Savaş, yalnızca insan kanı değil; toprağın, suyun, havanın kanıdır. Bu talan politikalarına karşı çıkmak, yaşamın kendisini savunmaktır.

İRAN HALKIYLA DAYANIŞMA: REJİMİ DEĞİL, HALKI SAVUNUYORUZ

Burada net bir ayrım yapmak zorundayız: İran'daki baskıcı rejimi, kadınların ve emekçilerin özgürlüklerini kısıtlayan otoriter yönetimi asla kabul etmiyoruz. Biz hiçbir diktatörlüğün savunucusu değiliz.

Ancak şunu tarih defalarca kanıtlamıştır: Hiçbir ülkenin rejimi füzelerle, bombardımanlarla değiştirilemez. Dış müdahale, yerel baskı yapılarını zayıflatmaz; aksine "ulusal birlik" söylemiyle onları meşrulaştırır, halkların gerçek özgürlük mücadelesini bastırır.

Bir halkın kaderini Washington, Tel Aviv veya Trump belirleyemez. İran halkının geleceğini tayin edecek tek güç, İran'ın işçileri, emekçileri, kadınları ve gençleridir.

Trump ve Netanyahu'nun saldırıların ardından İran halkını "ayaklanmaya" çağırması, emekçilerin yüzyılı aşkın süredir sürdürdüğü mücadeleyi kirletme, emperyalist ajandaya alet etme girişimidir. İran işçi-emekçileri, emperyalizme yanıtını kendi tarihsel bilinciyle verecektir.

Biz İran yönetiminin değil, İran emekçi halkının yanındayız. Çünkü özgürlük emperyalist füzelerden değil, yalnızca halkların kendi mücadelelerinden doğar.

İNSAN HAKLARI, SİVİL KAYIPLAR VE HUKUKSAL BOYUT

Emperyalizm hiçbir halka özgürlük, demokrasi veya refah getirmemiştir. Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da, Suriye'de, Yemen'de, Lübnan'da ve Filistin'de gördüğümüz şey "kurtuluş" değil; yıkım, katliam, göç, yoksulluk ve doğanın talanıdır.

Sivil halkı hedef alan, okulları, hastaneleri vuran savaş politikaları Ortadoğu'ya huzur getiremez!

Peki, kendi ülkesinde ICE polisleriyle göçmenleri kovalayan, farklılıklara tahammül edemeyen, silahlı şiddetle masum insanları öldüren Trump yönetimi mi İran'a barış ve insan hakları getirecek? Bu çelişki, emperyalist müdahalelerin "demokrasi" maskesinin ne kadar sahte olduğunu gözler önüne sermektedir.

Uluslararası hukuk açısından bakıldığında; emperyalist güçlerin gerekçe ne olursa olsun başka ülkelere saldırma, işgal etme veya rejim değiştirme hakları yoktur. Bu tür müdahaleler BM Şartı'na, ülkelerin egemenlik haklarına ve uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır.

Sömürgecilik yalnızca ekonomik bir sömürü biçimi değil; halkların tarihsel varlığını parçalayan, doğayı ve tüm canlıları tahakküm altına alan bir düzendir. Emperyalist şiddeti "özgürleştirici" olarak sunmak, yaşamın her biçimine yönelik bu tahakkümü gizleyen büyük bir çarpıtmadır.

TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU: ÜSLER KAPATILSIN!

Türkiye açısından hayati sorular sormak zorundayız:

Türkiye topraklarındaki ABD askeri üslerinin statüsü nedir? Kürecik radar üssü ve diğer tesisler kimin kontrolündedir? Bu üsler İsrail'e istihbarat sağlarken, kardeş İran emekçi halklarına karşı kullanılmasına sessiz mi kalacağız?

Türkiye hiçbir emperyalist savaşın parçası, karargâhı veya üssü olmamalıdır!

Buradan hükümete ve tüm siyasi güçlere çağrı yapıyoruz:

Türkiye'deki tüm ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmalıdır!

NATO'dan çıkılmalıdır!

Ülkemiz emperyalist savaşların ileri karakolu hâline getirilemez!

(Katil ABD Ortadoğu'dan defol )—slogan)

KÜRESEL DAYANIŞMA: EMPERYALİZME KARŞI HALKLARIN BİRLİĞİ

Mücadelemiz yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değildir. ABD emperyalizmi Latin Amerika'da da halkların iradesini ezmeye çalışmaktadır. Venezuela'ya yönelik ambargolar, darbe girişimleri ve ekonomik savaş; Küba'ya uygulanan onlarca yıllık abluka ve yeniden yükselen müdahale tehditleri bunun açık örnekleridir.

Buradan ilan ediyoruz:

Küba halkı yalnız değildir!

Venezuela halkı yalnız değildir!

Filistin halkı yalnız değildir!

Emperyalizme karşı direnen bütün halklarla dayanışma içindeyiz!

İspanya'da savaşa karşı tutum alan yöneticilere ve dünyada barıştan yana tavır alan bütün halklara Gelibolu'dan – barışın ve direnişin kentinden – selam gönderiyoruz.

SONUÇ ÇAĞRISI

Bu emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı İran işçi-emekçileriyle omuz omuza durmak, NATO'ya ve emperyalist müdahaleciliğe karşı işçi-emekçilerin, kadınların, gençlerin, tüm canlıların yaşam hakkını savunanların birleşik mücadelesini büyütmek tarihsel bir görevdir.

Çünkü biz biliyoruz:

Savaşları emperyalistler çıkarır. Bedelini işçiler, emekçiler, halklar ve doğadaki tüm canlılar öder. Ama tarihi değiştiren de halkların örgütlü mücadelesidir.

Bizim mücadelemiz;

Savaşa karşı!

Emperyalizme karşı!

Sömürüye ve doğa talanına karşıdır!

Ve biz inanıyoruz: Bu dünya değişebilir. Savaşsız, sömürüsüz, tahakkümsüz bir dünya mümkündür!

Emperyalizme hayır!

Kahrolsun Siyonist İsrail!

Yaşasın işçilerin birliği!

Yaşasın tüm canlılar

Örgütlü halkların kardeşliği kazanacak!

Otro mundo es posible