Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Kırıkkale’de konuştu: "Biz o zaman Sayın Erdoğan’ı uyardık. ‘Sizi güçlü Başbakan yapalım, sembolik bir Cumhurbaşkanımız olsun.’ Ama dinlemedi. Sayın Devlet Bahçeli ile yolculuk yapmayı tercih etti, kendisi. O zaman ‘kendim ettim kendim buldum’ türküsünü söylemelerini tavsiye ediyorum."

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, dün Kırıkkale’de; gazetecilerle bir araya geldi, gündemi değerlendirdi. Özdağ, burada şunları söyledi:

"YÜCE DİVAN'A GİTMELERİNİ İSTEDİK"

“İki buçuk yıl önce Gelecek Partisi’ni kurduk. O günden bugüne kadar Anadolu coğrafyasında teşkilatlarımızı kurmak, örgütlenmek için gayret sarf ediyoruz. Bugünkü iktidar 2002 yılında iktidara gelirken, çok önemli ekonomik krizler nedeniyle bir ön aldı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan iktidar olduğunda üç ‘Y’ ile mücadele edeceğini söyledi. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar. İlk dönemlerde bunlarla ilgili doğru şeyler yapmaya çalıştılar ve yaptılar da. Yollar, hastaneler, fabrikalar, organize sanayiler, AB ile ilgili fasılların açılmış olması; eski coğrafyada bir barış iklimi estirerek herkesle iyi komşuluk ilişkileri içerisinde olması ile ilgili çalışmalar yapıldı.

Meteoroloji'den sağanak yağış uyarısı Meteoroloji'den sağanak yağış uyarısı

17/25 Aralık’ta bizler, bunların Yüce Divan’a gitmesini istedik. Başta Sayın Davutoğlu olmak üzere, burada usulsüz bir dinleme vardı, ama gerçeklere dayalı iddialar vardı. Fakat burada bu şahıslar aklandılar, çoğunluğa dayanarak. Ardından da Sayın Ahmet Davutoğlu’na bir operasyon, sonra da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş oldu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ucube bir sistemdir. Bu sistem, ‘ben yaptım oldu’ mantığı ile hareket edilen bir sistemdir. Kapalı kapılar arkasında, bir kişiye göre dikilmiş elbisedir bu sistem. Bu sistem bir kişinin sistemidir. Bir kişiye göre de Anayasa yapılmıştır. Anayasalar milletlere göre yapılır, 85 milyona göre yapılır. Biz o zaman Sayın Erdoğan’ı uyardık. ‘Sizi güçlü Başbakan yapalım, sembolik bir Cumhurbaşkanımız olsun.’

Ama dinlemedi. Sayın Devlet Bahçeli ile yolculuk yapmayı tercih etti, kendisi. O zaman ‘kendim ettim kendim buldum’ türküsünü söylemelerini tavsiye ediyorum. Ahmet Kaya’nın şarkısıyla da bitirmesini istiyorum. ‘Olmasaydı, sonumuz böyle’ şarkısını söyleyecekleri an da geliyor. Oraya doğru gidiyorlar.

Bugün Türkiye’nin en büyük problemi iki tanedir. Birincisi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir, ucube sistemdir. İkincisi de Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi yönetme tarzıdır. Parlamentoyu işlevsiz yaparak, kuvvetler ayrılığı ilkesini kuvvetler birliğine çevirerek; şeffaflığı, açıklığı, çoğulculuğu, hesap verilebilirliği, denetlenebilirliği ortadan kaldırarak Türkiye yönetilmez. Türkiye büyük bir devlettir. 85 milyon bir insan vardır.

"TÜRKİYE’DE EKONOMİK KRİZ VARDIR"

15 Temmuz akşamı bir cemaat devletinin kurulmasını istemedik. Hep beraber kurdurmadık. Gülenizmi kurdurmak istedi, Fetullah Gülen. Kurdurmayız, kuramazsın. Burası İran değil. Türkiye’de kesinlikle bir şahsın devleti olmaz. Türkiye’de milletin devleti olur. Vatan da devlet de millete aittir.

Türkiye’de ekonomik kriz vardır. Ama sebebi yönetememe krizidir. Dünyada da ekonomik krizler vardır. Türkiye’deki faizler kadar oradaki faizler arasında dağlar kadar fark vardır.

Ayrıca Sayın Soylu, altılı masada ne konuşulduğunu öğrenmek istiyor. Ben de geçen ay kendisini davet ettim. ‘Gel yedinci adam olarak da masanın bir köşesine otur’ dedim.

Zamlardan memnunsanız, şimdi memurlara da zam yapacaklar. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. Ocak ayında asgari ücrete yüzde 50 zam yaptılar. 4250 lira oldu. Asgari ücrete tarihinde en büyük zammı verdik dediler. Doğru, en büyük zamdır. Biz millet olarak zam istemiyoruz. Biz milletçe hayat pahalılığının azalmasını istiyoruz. Paramızın kıymetli olmasını bekliyoruz. Eskiden olduğu gibi. 100 liraya filemizi dolduruyoruz, şimdi 300 liraya dolduramıyoruz. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının ekonomiyi düzeltmeleri mümkün değildir. Türkiye’de yolsuzluğu durdurmak mümkün değildir. Yolsuzluk ayyuka çıkmıştır. Bunların hepsini yargı yarın bağımsız, objektif ve tarafsız olduğunda çıkaracaktır. Bizler de sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Hiçbir şeyden korkmayın.”