Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 42 gün tutuklu kalan Esra Işık, 'Hakkını arayanlara, hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz bu memlekette. Kelepçeler yetmez bu memlekette' dedi.
Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 31 Mart'tan bu yana tutuklu bulunan ve Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararıyla yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilen Esra Işık, tahliyesinin ardından İzmir Barosu'na gitti. Burada ANKA Haber Ajansı'na konuşan Işık, tutukluluk sürecine ve Akbelen'de yürütülen mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
'ÜÇ KUŞAKTIR MÜCADELE EDİYORUZ'
Esra Işık, tahliye edildiğini cezaevindeki koğuş arkadaşlarından öğrendiğini söyledi. Tahliye kararının televizyon ekranlarında duyurulmasının ardından koğuş arkadaşlarının kendisine haberi verdiğini anlatan Işık, o an büyük bir şaşkınlık ve sevinç yaşadığını ifade etti. Işık, 'Toprağımı savunduğum için, köyümü savunduğum için, memleketimi savunduğum, sahip çıkmaya çalıştığım için 42 gündür tutukluydum. Günlerdir sürgün edildiğim ailemden, toprağımdan, köyümden ayrıydım ve bugün kavuşacağım. Şunu söyleyebilirim ben; çok acılar çektik biz. Üç kuşağız bakın...Biz üç kuşağız mücadele eden. Benim anneannemin köyü yok edildi, benim dedemin köyü yok edildi, benim babaannemin köyü yok edildi. Daha nereye kadar yok edeceksiniz bizi? Daha nereye kadar? Nereye kadar bizi yoksullaştıracaksınız? Nereye kadar bizi mülksüzleştireceksiniz? Nereye kadar bizi insanlıktan, yurttaşlıktan çıkaracaksınız diye soruyoruz' dedi.
'Beni aileme, başta aileme ve köylülerime, sonra da bu memlekette hakkını arayan herkese gözdağı olayım diye tutukladığınızı biliyoruz. Ama biz bu yoldan dönmeyiz' diyen Işık sözlerine şu şekilde devam etti:
'Biz haklıyız. Ben sadece toprağımı savundum. Alnım ak, başım dik girdim; alnım ak, başım dik çıktım. Bundan sonra evet bugün özgürlüğüme kavuşmuş olabilirim ama benim için gerçek özgürlük topraklarımın özgürlüğe kavuştuğu gündür. Topraklarımın kurtulduğu gündür. Topraklarımız için evet bir yürütmeyi durdurma kararı verildi Danıştay'dan. Sonsuz teşekkürler, bu ülkede gerçekten adaletin sağlanabileceğini yine de bu zor günlerde bize gösterdikleri için. Ama bu iş bitmedi. Sadece yürütmeyi durdurma kararı ile olmayacak. Biz gerçek bir adım bekliyoruz. Biz artık bu şirket topraklarımızdan elini ayağını çeksin, defolup gitsin istiyoruz. Biz artık insanca yaşamak istiyoruz. İnsanca mezarlarımızda, zeytinimize, yaşamımıza sahip çıkarak insanca yaşamak istiyoruz. Bize bunu çok görmeyin, bize bunu çok görmeyin.
Benim gibi cezaevlerinde haksız hukuksuz yere tutulan onlarca insan var. Memleketin dört tarafından, dört bir tarafından onlarca mektup aldım. Onlarca dayanışma duygusuyla sarıldı dört bir tarafım. Evet beni yalıtmak istediler. Etrafımdaki bütün bu sevgi, saygı, bu mücadelemize sahiplenme duygusunun dışında tutmak istediler. Bizim mücadelemizi kırmak istediler ama bizim mücadelemiz öyle bir günde kurulacak bir mücadele değil. Bir günde kırılamaz bizim mücadelemiz. Biz yılların acısıyla çünkü bugün buradayız. Yılların acısıyla biz bu mücadeleye çıktık. Bir günde de, bir yılda da, bir ömürde de bizim mücadelemizi kıramazsınız.
'TOPRAKLARIMIZ ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ'
Bugün Esra'yı tutuklarsınız, yarın Nejla'yı tutuklarsınız. Öbür gün başka birisini tutuklarsınız. Benim bir babaannem var, Yörük. O cezaevine girdikten sonra babamı teselli etmek için demiş ki: 'Hakkını arayanların hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz, kelepçeler yetmez' demiş. Hakkını arayanlara, hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz bu memlekette. Kelepçeler yetmez bu memlekette. Ne olursa olsun bu yolda yürümeye, topraklarımız özgürlüğüne kavuşuncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Benim bugünkü tahliyemin esas kaynağı dışarıda verilen bu haklı mücadeledir, bu meşru mücadeledir. Benim annemin, benim köylülerimin, benim tüm sevdiklerimin, benim bu memleketini, havasını, suyunu, toprağını seven bütün güzel yürekli memleketimin insanlarının verdiği mücadele, bize mücadelemize sahip çıkmasının eseridir benim bugün burada aranızda, içinizde olmam, köyüme kavuşmam. Bana demişler kaçma şüphesi var. Ben şimdi koşa koşa köyüme gidiyorum. İnsanlarıma gidiyorum. Orada bayram havası var. Daha bize bayram erken geldi bu bayramda. Bundan sonra aynı kaldığımız yerden çok daha güçlü şekilde, çok daha gururlu, verilen tüm cezaları, bize ödediğimiz tüm bedelleri göğsümüzde tam şurada, tam şurada onur madalyası olarak taşıyıp yürüyeceğiz biz bu yolda. Bunu herkes bilsin, bizi herkes duysun. Mücadelemiz kaldığı yerden tüm gücüyle devam edecek.'
ANNE NEJLA IŞIK'TAN İLK DEĞERLENDİRME
İkizler Köyü Muhtarı ve aynı zamanda Esra Işık'ın annesi Nejla Işık da ANKA Haber Ajansı'na, kendisi için anneler gününün bugün olduğunu belirtti. Işık şöyle konuştu:
'Çok mutluyuz. Dün Anneler Günü'ydü biliyorsunuz, çok buruk geçirdik ama bugün gelen bu tahliye ile birlikte çok güzel bir Anneler Günü hediyesi edilmiş oldu bize. Evladımıza kavuşacağız. Zorlu geçen bir 42 gün, zorlu geçen bir 7 yıl zaten bu mücadelede. Burada bir cezalandırma politikası vardı. Sadece Esra'ya değil, aslında bu mücadeleyi veren Türkiye'nin dört bir yanındaki herkese diyeyim, ayırt etmek sizin. O yüzden hem davamızda yürütmeyi durdurma almak hem de üstüne Esra'mıza kavuşmak, keyfimize diyecek yok diyeyim yani. İçim pır pır. Kavuşamadık. Eşim görüştü, sarıldı, koklaştı. Bekliyoruz yani, buradayız. Çok mutluyum, inanılmaz mutluyum. Burada hukukçularımıza, avukatlarımıza, her birine çok çok teşekkür ediyorum. Mücadele verdi onlar da çünkü 42 gündür dilekçeleriyle, uğraşmalarıyla ve Türkiye'nin her yerinde kızımı bağrına basan, Akbelen mücadelesini bağrına basan ve bizlere inanılmaz destek ve moral veren herkese çok çok çok teşekkür ediyorum. Var olsunlar vallahi, güç verdiler ve bu birlikteliğin ve mücadelenin gücü aynı zamanda.
Işık, 'Suçsuz olduğunu herkes biliyor zaten. Toprağını korumak, zeytinini, köylünün hakkını, kendi geçmişini ve geleceğini korumak suç olmamalı dedik zaten. Ödül verilmeli bu çocuğa dedik. O yüzden suçluluğunun sorulması hakikaten çok yanlış bir soru zaten. Suçlu değil yani. Cezası da bu olmamalıydı. Boşu boşuna yattı, 42 gün. Ama dedim yani bu tahliye bize çok güzel bir şey oldu. Çok güzel bir şey oldu. Teşekkür ediyorum hâkimlere de en sonunda doğru kararı verdikleri için' dedi.
Tahliye sonrası duygusal anlar yaşandı. 42 gün sonra bir araya gelen Esra Işık ile annesi Nejla Işık birbirlerine koşarak sarıldı. Gözyaşlarının hakim olduğu buluşmada Nejla Işık, köyünden getirdiği çiçekleri kızına verdi.