Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, laikliğin Türkiye'de ekmek, su ve hava kadar hayati bir ihtiyaç olduğunu belirterek, bu meselenin iddia edildiği gibi sadece belli bir kesimi ilgilendirmediğini söyledi. En çok yoksul çocukların laik eğitimden mahrum bırakıldığını ifade eden Baş, emekçi çocuklarının imam hatiplere veya çeşitli tarikat ve cemaatlerin etkisi altındaki okullara mahkûm edildiğini kaydetti. Zengin çocuklarının en lüks özel okullarda ve yurt dışında eğitim alabildiğine dikkat çeken Baş, parası olanın bir derdi olmadığını, asıl sorunun yoksulun ve emekçinin sorunu olduğunu vurguladı.
KOMİSYON SÜRECİ BARIŞIN ANLAMINA UYGUN İŞLEMEMİŞTİR
Baş, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporuna ilişkin şunları kaydetti: "Komisyon süreci, barışın anlamına ve önemine uygun bir süreç olarak işlememiştir. Açık söyleyeyim; komisyon çalışmaları sırasında bir komisyon çalışmasının şartları bile yerine gelmemiştir. Bu kadar önemli, tarihi bir konu üzerine kurulan bu komisyonda usul tartışmaları bizim açımızdan son derece önemli. 100 yılı aşkın Meclis tarihinde bir komisyon raporunda şerh yazılmasına izin verilmeyen tek örnekle karşı karşıyayız. Kamuoyunda pek çok siyasi partinin şerh düştüğü bilgisi var. Ama rapora bakıyorsunuz, henüz rapor hazırlanmadan önce siyasi partilerin verdiği raporların linkleri konulmuş. Ama şerhler yok. Açığı kapatmak için de son toplantının tam tutanağını basmışlar. Olmayan usuller icat ediyorlar. Çünkü meselenin gerçekten toplumsal düzeyde tartışılmasını, gerçekten çözülmesini isteyen bir tavırla karşı karşıya değiliz. Bu rapor da bunun işareti. Bu özeni ve bu ciddiyeti göremediğimizi kayıtlara geçiriyorum."
Süreç boyunca hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan atılması zorunlu olan adımlar olduğunu belirten Erkan Baş, muhalefete yönelik baskı politikalarının ve siyasi operasyonların sürdüğünü ifade etti. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Osman Kavala'nın haksız yere cezaevinde tutulmaya devam ettiğini söyleyen Baş, kayyum atanan belediyeler gerçeğinin de halen gündemde olduğunu belirtti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin her hafta kürsüden "Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına" şeklinde maniler okuduğunu ancak birilerinin bunun hayata geçmesine engel olduğunu dile getirdi.
NUMAN KURTULMUŞ’UN AYM KARARINI YERİNE GETİRMESİNİ ENGELLEYEN GÜÇ KİMDİR
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), Hatay Milletvekili Can Atalay ile ilgili Yargıtay kararının okunması işleminin anayasaya aykırı ve yok hükmünde olduğunu TBMM’ye bildirdiğini hatırlatan Baş, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un masasında duran kararın gereğini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Kurtulmuş'un bir imza ile kararı genel sekreterliğe göndererek Atalay'ın kaydını yapması gerektiğini ifade eden Baş, ayrıca şunu sordu: "Numan Kurtulmuş’un, AYM kararını yerine getirmesini engelleyen güç kimdir?"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e yönelik eleştirilerde bulunan Erkan Baş, eğitim sisteminin tahrip edildiğini ve yoksul mahallelerdeki okullarda sabun, su, tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçların bulunmadığını belirtti. MESEM’lerde çocukların iş güvenliği önlemleri alınmadan çalıştırıldığını ve bu durumun ölümlere sebeviyet verdiğini söyleyen Baş, okullarda çocuklara bir öğün ücretsiz yemek sunulması talebinin karşılanmadığını ifade etti. Baş, Milli Eğitim müfettişlerinin adeta Diyanet müfettişi gibi hareket ederek çocuklara dini sorular yönelttiğini savundu.
Baş ayrıca şunları kaydetti: "Deyin ki 'laiklik; inananın da inanmayanın da farklı din ve kültürlerin de güvencesidir.' Çıkın, söyleyin... Varsa, yoksa laikliğin üstünde tepiniyorsunuz. Sonra birileri buna itiraz edince burdan nasıl siyasi rant devşiririm, nasıl milleti kutuplaştırırım, nasıl insanları birbirine düşman ederim, nasıl sınıflarda bile çocukları birbirini kırdırırım, ayrıştırırım. Bu anlayışla ülke yönetiyorsunuz. Milli Eğitim Bakanı’nın işi bu mudur? İnsanların günahlarını, sevaplarını yazmak mıdır?"





