Engelliler Konfederasyonu, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde engellilerin eğitimde yaşadığı sorunların çözülmesi için eylem yaptı. Konfederasyon Başkanı Mustafa Özsaygı, “Zihinsel, İşitme, görme, ortopedik ve öğrenme güçlüğü çeken diğer nöro-tipik engellilerin eğitim hakları sistematik bir şekilde ihlal edilmektedir. Temel bir insan hakkının sistematik şekilde ihlal edilmesi insanlığa karşı suç işlemektir” dedi.

Engelliler Konfederasyonu, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde, engellilerin eğitimde yaşadığı sorunlarla ilgili basın açıklaması yaptı. “Hani sosyal devlet hani eşitlik” sloganının atıldığı eylemde konuşan Engelliler Konfederasyonu Başkanı Mustafa Özsaygı, şunları söyledi:

“Engellilerin eğitim hakkına ulaşamadığı bir eğitim öğretim dönemi daha başladı! Dün itibariyle Türkiye genelinde eğitim ve öğretim dönemi başlamıştır. Engellilerin eğitim haklarından faydalanmaları konusunda bırakalım ilerleme sağlanmasını, sorunların daha da arttığı bir tabloyla karşı karşıyayız.

Türkiye yüzde 60 ile AB ülkeleri içinde ilkokuldan sonra engellilerin okullu bırakma oranının en yüksek olduğu ülkedir. Bu durumun sebebi irdelenmelidir. Bu durumun sebebi bugünde yaşamaya devam ettiğimiz sorunlardır.

“TEMEL BİR İNSAN HAKKININ SİSTEMATİK ŞEKİLDE İHLAL EDİLMESİ İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLEMEKTİR”

Pandemi döneminde yaşanan eğitimden uzaklaşma süreci engelliler için akranlarına göre daha fazla geride kalma durumu yaratmıştır. Bu durum engellilerin okulu bırakma ihtimallerini ve oranlarını artırmıştır. Sürekli yaşanan sorunlar bir yana TÜİK rakamlarına göre bile kırtasiye ve okul gereçlerinin yıllık enflasyon oranı yüzde 135’tir. Dünya Sağlık Örgütüne göre yüzde 78’i yoksulluk ve sosyal dışlanmayla kaşı karşıya olan Türkiye’deki engellilerin okullu bırakmaları için bu enflasyon oranı bile başlı başına yeterlidir. Türkiye’nin de taraf olduğu ‘Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'nin 24. maddesinde ve Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde güvence altına alınan ‘eğitim hakkı’ ülkemizde bütün öğrenciler için ve özellikle de engelli öğrenciler için kâğıt üzerinde kalmaktadır.  Zihinsel, İşitme, görme, ortopedik ve öğrenme güçlüğü çeken diğer nöro-tipik engellilerin eğitim hakları sistematik bir şekilde ihlal edilmektedir. Temel bir insan hakkının sistematik şekilde ihlal edilmesi insanlığa karşı suç işlemektir.

“NÜFUSUNUN YÜZDE 10’NU OLUŞTURAN ENGELLİ YURTTAŞLARA SUNULAN KAMU HİZMETLERİ İÇİN BÜTÇEDEN AYRILAN PAY SADECE YÜZDE 1,6’DIR”

İlgili kurumlar engellilerin eğitim hakkını tanıma ve evrensel kurallar çerçevesinde yaşama geçirme konusunda sorumluluklarını yerine getirmemektedir. Türkiye nüfusunun yüzde 10’nu oluşturan engelli yurttaşlara sunulan kamu hizmetleri için bütçeden ayrılan pay sadece yüzde 1,6’dır. Engellilerin eğitimiyle görevli Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün bütçesi Bakanlık bütçesinin yüzde 1’i düzeyindedir. Bu durum iktidarın engellilerin ihtiyaçlarını karşılama konusundaki sorumsuzluğunu ve engellilere yönelik politikalarını net olarak göstermektedir.

“YETERLİ DÜZEYDE BİR BÜTÇE, KADRO, MÜFREDAT DÜZENLEMESİ YAPILMAMIŞTIR”

Millî Eğitim Bakanlığı ve bağlı okulların bütçesi içerisinde engellilerin eğitimi için yeterli düzeyde bir bütçe, kadro, müfredat düzenlemesi yapılmamıştır. Bu durum diğer ilgili kamu kurumlarında da farklı değildir. İlköğretim düzeyindeki okula giden öğrenciler içerisinde ‘özel eğitim’ kapsamındakilerin oranı yüzde 0,3 düzeyindedir. Tüm zorluklara rağmen eğitim ortamlarına erişebilen engelli öğrencilerin büyük çoğunluğu ‘Kapsayıcı eğitim’ kapsamında eğitim almaktadırlar. Kapsayıcı eğitim içinde bile engelli öğrenciler sistematik bir ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar.

“OKULLARIN SADECE YÜZDE 2,4’Ü ‘ÖZEL EĞİTİM KURUMU’ OLUP, DERSLİKLERDE İSE BU ORAN YÜZDE 1,4 DÜZEYİNDEDİR”

Millî Eğitim Bakanlığının bir milyonu aşkın öğretmeni içerisinde özel eğitim öğretmenleri toplam öğretmenlerin sadece yüzde 1,4’ünü oluşturmaktadır. Ayrıca özel eğitim öğretmenleri çoğunlukla yeterli ‘engelli hakları farkındalığı’ ve ‘hak temelli bir yaklaşım’ algısından uzaktırlar. Okulların sadece yüzde 2,4’ü ‘özel eğitim kurumu’ olup, dersliklerde ise bu oran yüzde 1,4 düzeyindedir. Okulların büyük çoğunluğunun servisleri, sıraları, merdivenleri, lavaboları, sınıfları, tahtaları, asansörleri, kantinleri, bahçeleri, spor alanları ve tüm fiziki yapıları engelliler için erişilebilir olmaktan uzaktır. Özellikle erişilebilir olmayan toplu taşım araçlarının evrensel normlara getirilmesi zorunluluğu defalarca ertelendikten sonra geçtiğimiz dönemde 4 yıl daha ertelenmiştir. Hükümetin bu politikası engellileri eve hapsetmenin yanı sıra engelli çocukları da okul hayatından uzaklaştırmaktadır.

“BİZ BÖYLE ÇOCUKLARI ALAMIYORUZ’, ‘ŞARTLARIMIZ UYGUN DEĞİL’, ‘DİĞER ÖĞRENCİ VELİLERİ İSTEMİYOR”

Otizm spektrumu içinde olan, mental yetersizliği olan, öğrenme güçlüğü çeken ve down sendromlu çocuklar ile nadir hastalığı olan çocuklar ve aileleri akranlarına göre katbekat zorluklar yaşamaktadır Milli Eğitim Bakanı okul kayıtlarında artık bağış alınmayacağını belirtiyor. Fakat okullar kayıt parasını almaya devam ederken engelli çocukları okula almamayı tercih etmektedirler. ‘Biz böyle çocukları alamıyoruz’, ‘şartlarımız uygun değil’, ‘diğer öğrenci velileri istemiyor’ kayıt döneminde öğrenme güçlüğü çeken çocukların ailelerinin sürekli duydukları sözlerdir. Rehberlik ve Araştırma merkezlerinden (RAM) verilen özel eğitim raporları son derece sorunludur, yetersizdir. Otizm Spektrumu içinde olan ve öğrenme güçlüğü çeken (nöro-tipik) diğer çocuklarımız için öngörülen eğitim süresi 8 saat bireysel ve 4 saat grup olmak üzere ayda sadece 12 ders saatidir. Özel gereksinimli bireylerin kişisel gelişimleri ve bağımsız yaşam sürdürebilmeleri için zorunlu olan özel eğitim uygulaması iktidar tarafından akla ve bilime meydan okunarak uygulanmamaktadır.

“BAŞTA ENGELLİ ÖĞRENCİLER OLMAK ÜZERE TÜM ÖĞRENCİLERE TÜM EĞİTİM HİZMETLERİ DEVLET TARAFINDAN PARASIZ VERİLMELİDİR”

Olması gerekenleri, her dönem olduğu gibi bu eğitim öğrenim yılının başında da bir kez daha yetkililerden acilen talep ediyoruz:

-Başta engelli öğrenciler olmak üzere tüm öğrencilere tüm eğitim hizmetleri devlet tarafından parasız verilmelidir. 

-Pandemi sürecinin neden olduğu engelli öğrencilerin akranlarına göre daha fazla geride kaldığı gerçeği göz önünde bulundurularak sorunu çözecek önlemler alınmalıdır.

-Tüm engellilerin eğitimi için nitelikli, anadilinde, erişilebilir, yaşadıkları çevre ile bütünleştirici eğitim imkanları sağlanmalıdır.

-Engellilerin eğitim hizmetine erişimi için bütçe, kadro ve müfredat gelişimi sağlanmalıdır. Merkezi bütçeden engelliler en az nüfusa oranları seviyesinde bütçe ayrılmalıdır.

-Eğitim alanlarının “Evrensel Tasarım İlkesi” esas alınarak “makul bir düzenlemeden” geçirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

-Eğitim materyalleri her engel grubunun gereksinimleri gözetilerek erişilebilir özelliklerde hazırlanmalıdır.

-Braille alfabesi, işaret dili, beden dili ve alternatif iletişim biçimleri geliştirilerek engellilerin eğitimleri kolaylaştırılmalıdır.

Sera Kadıgil: Dindar ve kindar nesil yetiştirme arzusu uğruna katlettikleri okullardan biri de İsmail Tarman Ortaokulu Sera Kadıgil: Dindar ve kindar nesil yetiştirme arzusu uğruna katlettikleri okullardan biri de İsmail Tarman Ortaokulu

-Alt yapısı tamamlanmış, tüm eğitim kesimlerince kabul görmüş bir kapsayıcı eğitimi sistemi yaşama geçirilmelidir.

-Ailelerinden uzak, adeta tecrit durumundaki körler ve sağırlar okulları kapsayıcı eğitim sisteminin içine alınmalıdırlar.

-Engellilerin eğitiminin önündeki toplumsal önyargıların ortadan kaldırılması için ilgili her kesime yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır.

-Bireysel eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır.

-Kapsayıcı eğitim uygulanan okul ve sınıf sayıları artırılmalı, bütün yerelliklerde yaygınlaştırılmalıdır.

-Otizm spektrum durumu olan bireyler için devlet tarafından karşılanan ders saati ayda 40 saate çıkarılmalıdır.

-Engelli öğretmenlerin erişilebilir okul, sınıf, laboratuvar vb. ortamlarda ve branşlarında çalışmaları sağlanmalıdır. Engelli eğitimcilere yönelik mobbing uygulamalarına son verilmediler.

-Bu çalışmalara başta engelli dernekleri olmak üzere, üniversiteler, ilgili meslek odaları ve eğitimci sendikaları dahil edilmelidir.”