GÜNDEM

EMEP'li Karaca Demir: Gazze’de barbar İsrail’in yaptıklarını Kobane’de IŞİD artığı HTŞ Kobanelilere reva görüyor

Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca Demir, Suriye'nin kuzeyinde devam eden kuşatmayı sert bir dille eleştirerek, bölgedeki sivil halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması için Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın derhal açılmasını istedi.

Abone Ol

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler ve işçi eylemlerine dair açıklamalarda bulundu. Kobane’de abluka altında ciddi bir insani kriz yaşandığını belirten Karaca Demir, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) güçlerinin kuşatması altındaki bölgede ateşkes ilanına rağmen saldırıların sürdüğünü ifade etti. On binlerce sivilin su, elektrik, gıda ve sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığını kaydeden Karaca Demir, "Gazze’de barbar İsrail’in yaptıklarını Kobane’de IŞİD artığı HTŞ Kobanelilere reva görüyor. Beş çocuk soğuktan dondu. Ölen siviller var" dedi.

Sevda Karaca Demir, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmeler ile ilgili konuşan Karaca Demir, sıkışan Migros yönetiminin "Kadro vereceğiz" dediğini ancak altından taşeron koşulları çıktığına dikkat çekti. Karaca Demir, "'Sendika hakkı' diyor ama işçinin kendi iradesiyle seçtiği sendikayı değil, kendi kontrollerindeki sendikayı işaret ediyor. İşçiyi iş kolu oyunlarıyla parçalamaya, 'Sözleşmeden yararlandıracağız' vaadiyle oylamaya çalışıyor. Migros işçilerinin boş vaatlere, yalanlara, oyalamalara sabrı yok. İşçilerin talepleri net yüzde 50 zam, eşit işe eşit ücret, vergi yükünden kurtulmak, promosyon hakkını almak... Bugün sadece kendi ekmeği için değil, bu memlekette yüzde 28 yoksulluğuna mahkûm edilmek istenen milyonlar adına da direnen Migros depo işçilerini selamlıyoruz. İşçi sınıfı sermayenin 'yüzde 28' koduna teslim olmayacak. Migros işçisi kazanacak, direnen işçi sınıfı kazanacak" diye konuştu.

"Motokuryelerin taleplerinin arkasındayız"

Karaca Demir, sermayenin oyununun çok olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

"Koca koca şirketler; her türlü masraftan kaçmak için motokuryelere 'esnaf kurye' diye ucube bir model uydurdu. Sigorta yapmadan, işçi güvenliği ekipmanı almadan, yakıt parası ödemeden, vergi vermeden işçi çalıştırıyor. İktidar da binlerce işçinin böyle sömürülmesine, sermayedarların açıkça suç işlemesine göz yumuyor, kulak kapatıyor. Bu – kelimenin her anlamıyla – düzenbazlardan biri de Yemeksepeti. Milyon dolarlık cirosu olan şirket geçtiğimiz günlerde paket ücretlerine yüzde 32’lik zam yaptığını açıkladı. Bu yüzde 32’ye bütün maliyet kalemleri dahil. Yani tüm maliyet kuryenin sırtına, tüm kâr şirketin kasasına. Yemeksepeti kuryeleri, artan yaşam maliyetlerine karşın dayatılan sefalet ücretine itiraz etti ve 'sermayenin oyunu varsa işçinin de direnişi var' dedi. Memleketin dört bir yanında üç gün kontak kapatan motokuryeler; şeffaf paket ücretleri, insanca yaşayacak bir ücret ve kurye temsilcilerinin karar süreçlerine dahil edilmesini istiyor. Motokuryelerin taleplerinin arkasındayız."

"Bölgeye derhal bir insani yardım koridoru açılmalı"

Kobane’de abluka altında insani bir dram yaşandığını belirten Karaca Demir, "Buna sadece dram deyip geçmek yetmez, açık bir insanlık suçu yaşanan. HTŞ’ye bağlı güçlerin kuşatması altındaki Kobanê’ye saldırılar ateşkese rağmen devam ediyor. Yiyeceğe, suya, elektriğe, sağlık hizmetine erişemeyen on binler korkunç soğuklar altında, kitlesel katliam tehdidiyle açıkça bir insanlık suçunun hedefi haline getirilmiş durumdalar. Gazze’de barbar İsrail’in yaptıklarını Kobane’de IŞİD artığı HTŞ Kobanelilere reva görüyor. Beş çocuk soğuktan dondu. Ölen siviller var. Bölgeye derhal bir insani yardım koridorunun açılması, halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması, büyük bir dayanışmayla toplanan yardımların bölgeye ulaştırılması için Mürşitpınar Sınır Kapısının derhal açılması talebimizi yineliyoruz. İnsanlık, Kobane’de yaşananlara sessiz kalamaz. Türkiye kardeş halkın göz göre göre öldürülmesine seyirci kalamaz" ifadelerini kullandı.

"Suriye’ye IŞİD ve el Kaide’den bozma HTŞ elbisesinin giydirilmesine karşı çıkmak zorundayız"

Karaca Demir, Suriye’de, Kobane’de Türkiye’ye oynatılmak istenen rolün ne Suriye halklarının ne de Türkiye halklarının çıkarına olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

"Colani eliyle inşa edilmeye çalışılan tekçi Suriye ne bölge için ne de Türkiye için güvenlik, barış ve istikrar yaratır. Başarı ve barış diye anlattıkları; emperyalist güçlerin, IŞİD artığı HTŞ’nin ve İsrail’in başarısı ve barışıdır. Tıpkı Gazze’nin sözde başarılı barış planında olduğu gibi. Bakın, Golan Tepeleri’ni 25 yıllığına İsrail’e kiraladılar. Buna 'ekonomik işbirliği', 'ortak kalkınma', hatta utanmadan 'Barış Bahçesi' diyorlar. Oysa bu yapılan, apaçık bir işgalin sözleşmeyle tahkim edilmesidir. Aynı şeyi Kobane ve Afrin bölgesi için de yapmak istiyorlar. Buralara Türkiye sermayesi yatırım yapacakmış, uluslararası sermayenin yeniden inşaya katkısı muazzam olacak diye ağzı sulanan patronlar gazete manşetlerinde boy göstermeye başladılar bile. Kime neyi anlatıyorsunuz? Toprak gaspının, zorla yerinden etmenin, halk iradesinin yok sayılmasının adına ekonomik işbirliği dediklerinde ne anlamamız gerektiğini Türkiyeli emekçiler iyi bilir. Bu 'barış' dedikleri, silahların susması değil; silahların kimin elinde olduğunun garanti altına alınmasıdır. Halkların eşitliği değil; emperyalistlerin, İsrail’in ve bölgesel güçlerin çıkarlarının sigortalanmasıdır.

Gazze’de olduğu gibi Suriye’de de barış diye sunulan şey, emperyalistlere yağma alanı açarken, halklara mezar sessizliği dayatmaktan başka bir anlam taşımıyor. Suriye’ye IŞİD ve el Kaide’den bozma HTŞ elbisesinin giydirilmesine karşı çıkmak zorundayız. Sünni, Alevi, Dürzi, Hıristiyan; Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, Ermeni her milliyet ve inançtan Suriye halklarının demokratik ve seküler bir gelecek kurmasıdır bölgeyi sulhe kavuşturacak olan. Bunun yolu bugün Kobane’ye sahip çıkmaktan, Rojava’ya yönelik kuşatma ve saldırganlığa karşı mücadele etmekten, dayanışmayı büyütmekten geçiyor. Erdoğan rejiminin bugünkü heyecanı, ABD emperyalizminin çizdiği sınırlar içinde ve onunla iş birliği halinde bölge halklarına karşı saldırganlığın bir parçasıdır."