GÜNDEM

EMEP'li Karaca, Adalet Bakanı Gürlek'e Tunceli Adliyesi’ndeki yükselme sınavına ilişkin iddiaları sordu

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Tunceli Adliyesi’ndeki görevde yükselme sınavında "sendikal kayırmacılık" ve "önceden sızdırılan liste" iddialarına ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi sundu.

Abone Ol

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Tunceli Adliyesi’nde gerçekleştirilen görevde yükselme sınavına ilişkin "sendikal kayırmacılık" ve "önceden sızdırılan liste" iddialarıyla ilgili Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru önergesi verdi.

Karaca, Bakanlığın yürüttüğü mülakatlarda sonuçlar açıklanmadan önce kazanan adaylara dair "paralel listelerin" hazırlandığı ve elden ele dolaştığı iddiaları hakkında bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığını sordu.

Milletvekili Sevda Karaca, Tunceli Adliyesi'nde yapılan görevde yükselme sınavı mülakatlarında liyakat yerine sendikal aidiyetin esas alındığı iddialarını parlamentoya taşıdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in cevaplaması istemiyle sunulan önergede, Karaca, Tunceli Adliyesi’ndeki yazı işleri müdürlüğü sınavının sonuçlarına dair ayrıntıları talep etti.

Önergede yer alan bilgilere göre, 30 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilen ve 21 Ocak 2026’da kesinlik kazanan sınav sonuçları doğrultusunda, Tunceli Adliyesi’ndeki yazı işleri müdürlüğü kadroları mülakatlarında başarılı olan 8 adaydan 6'sının Büro Memur-Sen üyesi olduğu belirtildi. Buna karşın Büro Emekçileri Sendikası (BES) üyesi 3 adayın elendiği iddiaları vurgulandı. Karaca ayrıca, Büro Memur-Sen İl Temsilcisi’nin sonuçlar resmen duyurulmadan bir gün önce dijital haberleşme gruplarında listelerin paylaşıldığını ve bazı adayların bakanlar ile milletvekilleri tarafından aranarak bilgilendirildiğini belirtti.

"REFERANS" MEKANİZMALARI ATAMA VE GÖREVDE YÜKSELMENİN KOŞULU HALİNE GETİRİLMEKTE

Mülakat sistemine yönelik eleştirilerini ifade eden Karaca şunları kaydetti: "Adalet Bakanlığı'nın adıyla çelişmekle birlikte iktidarın kamu emekçisi istihdamındaki kayırmacı politikalarıyla birebir örtüşen bu uygulama olağanlaşmıştır. TÜGVA ve benzeri yapıların 'referans' listelerinden yapılan hakim ve savcı seçimi, sınav birincileri elenirken sonuncuların yüksek mülakat puanlarıyla atanmaları, kişiye özel kadrolar gibi sayısız torpil örneğinin yaşandığı bu düzen, kamu emekçilerinin sendika üyeliğindeki özgür iradesini de doğrudan etkilemektedir. Siyasi iktidara yakınlık ve çeşitli 'referans' mekanizmaları atama ve görevde yükselmenin koşulu haline getirilmektedir."

Karaca, Bakan Gürlek’ten şu soruları yanıtlamasını istedi:

"-Bakanlığınızca yürütülen mülakatlarda, sonuçlar açıklanmadan önce kazanan adaylara dair 'paralel listelerin' hazırlandığı ve elden ele dolaştığı iddiaları hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır? -Bakanlar ve milletvekilleri tarafından aranıp atama müjdesi verilen personeller tespit edilmiş midir? Söz konusu bakanlar ve milletvekilleri kimdir? Bu konuda başlatılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır? -Sonuçların önceden bilindiğinin açık olduğu göz önüne alındığında mülakat sürecindeki tüm dijital veriler ve tutanaklar bağımsız denetçilerce incelenmeye açılacak mıdır? -Sınav sonuçlarının sendikal aidiyet esasıyla belirlenmesine dair Bakanlığınızın açıklaması nedir? -Mülakat heyetlerinin puanlama kriterleri nelerdir? Adaylara mesleki yeterlilik dışında ne tür sorular yöneltilmektedir? -Son 5 yılda Bakanlığınızın açtığı sınavlarda derece yapmasına ve yüksek KPSS puanına sahip olmasına rağmen, mülakat puanıyla kontenjan dışı bırakılan aday sayısı kaçtır? Bu konuda açılmış dava sayısı kaçtır? -Mülakatın yeterlilik sağlayan kişileri eleyip iktidarın kendi kadrolarını oluşturma aracına dönüştüğü gerçeği karşısında mülakat sistemini tamamen kaldırmayı düşünüyor musunuz? -Geçmişte TÜGVA ve benzeri yapılar üzerinden sızan torpil listeleri ve yargıdaki liyakatsizlik skandalları hâlâ hafızalardayken; bugün açıklanan bu sonuçların geçmişteki 'paralel devlet yapılanmaları' yöntemleriyle benzerlik göstermesi, adalet sisteminin tamamen bir partinin aparatı haline getirildiğinin kanıtı değil midir?"